NEDİR BU BAŞI BOŞ SOKAK HAYVANLARI MEVZUSU?

Türkiye’nin gündeminde son zamanlarda en çok konuşulan konulardan biri de başı boş sokak hayvanları mevzusu. Hükümetin başı boş sokak hayvanları ile ilgili geçirmeye çalıştığı kanun teklifi bolca tepki almış durumda. Hayvanseverlerin fazlasıyla tepkisini çeken bu kanun teklifinin bir de savunucuları mevcut. Peki yapılması gereken ve doğru olan yöntem nedir? Bu konuyla başka ülkeler nasıl mücadele ettiler ve nasıl sonuçlar aldılar?

Başı boş sokak hayvanları tanımlaması sahibi bulunmayan ve sokakta yaşayan hayvanları nitelemektedir. Türkiye özünde ise bu kavram sokak kedileri ve sokak köpekleri olarak dillendirilmektedir. Sokak kedileri için bir sorun görülmezken sokak köpekleri sorunun en başındaki odaktır. Şehirleşmenin Türkiye genelinde kentlerin kırsal alanlarına doğru büyümesi kırsal alanda doğal habitatında yaşayan başı boş köpeklerin bir anda şehir hayatıyla tanışmalarına neden olmuştur. Yıllarca yerel yönetimlerin toplama, aşılama, kısırlaştırma ve barınaklarda barındırma politikaları çoğu zaman yetersiz kalmıştır.

Başı boş sokak hayvanları mevzusu çok da yeni bir sorun değil. Osmanlı Devleti’ne kadar dayanıyor. Cumhuriyetin kurulması ile sokak hayvanları daha doğrusu sokak köpekleri ile ilgili yasal düzenlemeler ilk defa kanunlaştırılıyor. 1932 yılında Sağlık Bakanlığı hastane başvurularında “kuduz şüpheli köpek ısırığı” şikâyeti ve kuduz vakalarındaki artışlardan dolayı tedbir almak zorunda kalmıştır. “Köpeklere karşı ittihaz edilecek tedbirler hakkındaki” yönetmelik gereğince:

  1. Sahipsiz, başı boş sokak köpekleri itlaf edilecektir.
  2. Sahipli köpekler çarşı, pazar, mahalle arası gibi kamusal alanlarda başı boş olarak gezdirilmeyecektir.
  3. Sahipli olduğu halde ağızlık ve maskesiz gezdirilen köpekler itlaf edilecektir.
  4. Köy ve kırsal alanda yaşayan sahipli köpekler geceleri bekçilik faaliyeti için tasmasız tutulabilecekler, gündüzleri tasmalı olarak barındırılacaktır.

kuralları uygulanmıştır. Bu kanun 2004 yılına kadar bir fiil yürürlükte kalmıştır.

5199 Sayılı Kanun

2023 yılında Sağlık Bakanlığı verilerine göre kuduz temaslı vaka sayısı 438 bin civarında hasta başvurusu yapıldı. Bununla birlikte 2005-2019 yılları arasında köpek dışkısından bulaşan ve ağır maliyetli tedavi süreci isteyen hastalık başvurularındaki artış ise 8,8 kat artış göstermiş durumda. Günümüzde ABD, Almanya, Avusturya, Fransa, Hollanda, Birleşik Krallık, Kanada, Finlandiya, Çekya, İrlanda, İsveç ve Japonya’nın da bulunduğu birçok ülke Türkiye’ye seyahat edecek vatandaşlarına sahipsiz sokak köpeklerinin saldırıları ve kuduz riski konusunda uyarıda bulunmaktadır.

Avrupa Birliği uyum yasaları gereğince 5199 sayılı kanunla yerel idarelerin sahipsiz sokak hayvanlarını toplatması yasaklanmıştır. Bunun yerine bir dönem Avrupa ülkelerinin uyguladığı “yakala-kısırlaştır-yerine bırak” modeli uygulanmaya başlanmıştır. Yasa gereğince sokak hayvanlarının yerel idareler tarafından yakalanarak rehabilite ve tedavi merkezlerinde aşılama ve kısırlaştırma faaliyetlerinin yürütülmesi, ardından da yakalandıkları mevkilere tekrar geri bırakılarak habitatlarının değiştirilmemesi öngörülmüştür. Bu politikanın başarıya ulaşmadığı gözler önündedir. Her ne kadar bazı belediyeler tarafından bu kanun uygulanmış ve “küpeli köpek” kavramı ortaya çıkmışsa da Türkiye’deki mevcut 1389 belediyenin 1200’ünde sokak hayvanlarına yönelik bakım, tedavi ve rehabilite tesisi bulunmamaktadır. Başta yakalama işlemini dahi gerçekleştiremeyen belediyeler aşılama ve kısırlaştırma faaliyetlerinde bulunamamışlar, kırsal alanda doğurganlıkları daha yüksek olan başı boş köpeklerin şehirlerdeki nüfusları kentlerin büyümesi ve genişlemesi ile artış göstermeye başlamıştır.

Tehlike Sadece Köpekler Mi?

Başı boş sokak hayvanları kavramı Türkiye için sokak kedileri ve köpeklerini anlamına gelmektedir. Sokak köpekleri içgüdüleri ve taksonomik sınıflandırmaları gereği Canina soyundan gelirler. Soyun özelliklerinde düşman olarak algıladıkları varlıklara karşı ısırma yöntemi ile saldırganlık, sürüleşme ve komünite psikolojisi yer almaktadır. Fakat kediler için aynı değildir. Felix soyundan olan kediler daha bireyselci olarak saldırma ve sürü psikolojisinden uzaktırlar.

Türkiye’deki başı boş köpek sorununun getirdiği bir başka sorun da ekonomik külfettir. Cumhuriyetin ilk yıllarında köpek itlafı zehirleme yöntemiyle yapılıyordu. Fakat bunun maliyetinin yüksek olmasından kaynaklı yöntem değiştirildi ve barınaklarda toplama, rehabilite etme, gönüllülere sahiplendirme yöntemine gidildi.

Peki istatistikler ne diyor? Güvenli Sokaklar ve Yaşam Hakkını Savunma Derneğince (GÜSODER) hazırlanarak yayımlanan “Başıboş Köpek Sorunu Raporu” adlı raporda Türkiye genelinde 5 milyon sahipsiz, başı boş sokak köpeğinin insan hayatı için doğrudan ve dolaylı tehlike oluşturduğu ifade edilmiştir. Son 2 yılda sahipsiz köpek saldırılarında hayatını kaybeden insan sayısı 107 iken bunların 50’si çocuktur. Her bir köpeğin bir yıl içerisinde doğurganlığının 16 yeni yavru getirdiğini düşünürsek durumun vahimliğini görebilirsiniz. Ama benzer başka istatistikler de bulunmaktadır. Türkiye’de mevcut mülteci, geçici sığınmacı ve kaydı olmayan kaça statüsünde 13 milyona yakın insan yaşamaktadır. Suriye’den gelen sığınmacıların doğurganlık oranlarının %5,3 olduğu Hacettepe Üniversitesi tarafından hesaplandığında Türkiye’de 2040 yılına gelindiğinde nüfusun 21 milyon olacağı öngörülmektedir. Sığınmacı ve kaçakların karıştıkları cinayet ve taciz olaylarını düşündüğümüzde katledilen Türk vatandaşlarının yanında sadece 2023 yılında 438 kadın cinayete kurban gitti. Tartışılması gereken şey gerçekten sokak köpekleri mi?

Yorum bırakın