Dünya tarihinde eşi benzeri oldukça nadir görülen bir durumu geçtiğimiz günlerde yaşadık. 3 günde 3 ülkede 3 farklı hükümet düştü. Kiminde sessiz sedası bir istifa ile hükümet düşerken kiminde ise gösteriler Dünya medyasında oldukça geniş yer aldı. Bu hükümetlerin düşmesinde ortak bir paydanın olup olmadığı üzerine komplo teorileri üretilse de her birinin arkasında farklı farklı sebepler mevcut. 4-9 Eylül arası yaşananlar üzerinden Fransa, Japonya ve Nepal’de neler olduğuna yakından bir göz atalım.
7-9 Eylül 2025 tarihlerinde Dünya siyasetinde eşi benzerine az rastlanır bir durum yaşandı Fransa, Japonya ve Nepal’de arka arkaya hükümetler düştü. Aralarında bir bağlantı olabileceği düşünülse de aslında her birinin nedeni birbirlerinden farklı. 4 Eylül 2025 tarihinde Nepal’de hükümetin sosyal medya platformlarına erişimi engellemesi üzerine başlayan isyanlar 9 Eylül sabahında hükümetin düşmesine ve Nepal Parlamentosunun yakılmasıyla son buldu. 7 Eylül günü ise Japonya Başbakanının Temmuz 2025’teki seçim sonuçları nedeniyle hem partisinden hem de başbakanlık görevinden istifası sonucu hükümetin çöktüğü duyuruldu. Nepal’deki hükümetinin düşüşü kanlı olsa da kilometrelerce uzaktaki bir başka yerde Fransa’da mali istikrarsızlık nedeniyle güvenoyu alamayan hükümet resmi olarak düşmüş oldu. 3 günde yaşananlara ayrıntılı bir şekilde bakacak olursak ekonomik sorunlar ve siyasilerin kendi tutumlarını ortak sebep sayabiliriz.
Fransa
9 Eylül tarihinde Fransız Ulusal Meclisinde François Bayrou liderliğindeki azınlık hükümeti bütçe ve mali istikrarsızlık nedeniyle yapılan güvensizlik oylamasında güvenoyu alamayarak Bayrou’nun istifasına neden oldu. 1958 yılından beri Fransa’da ilk defa güvensizlik oylaması ile bir hükümet düşerken son iki yılda beşinci kez Fransa başbakanını değiştirmek zorunda kaldı. Bayrou’nun istifasının Cumhurbaşkanı Macron tarafından kabul edilmesinin ardından yeni bir başbakan atanması beklenmekte. Halihazırda 2027’de görev süresi bitecek olan Macron meclisi feshederek erken bir seçime gitmeme konusunda kararlı.
Macron’u yeni bir hükümet arayışına sokan bu durumun sebebi ise Fransa’da kötüleşen mali durum ve ekonomik sorunlar. Artan dış borç ve alım gücündeki düşüş Macron ve azınlık hükümetine olan güveni düşürmekle birlikte Ulusal Meclis’teki hem sağ hem de sol partiler için Macron’u göndermek için bir fırsat olarak görülmekte. 9 Eylül tarihinde yapılan güvensizlik oylamasında 194 oya karşı 364 ret oyu olan Bayrou Hükümeti güvenoyunu kaybetti. Bütçe açığının GSYH’nın %5’ine çıkması %3 kotası olan Avrupa Birliği’nin oldukça üzerinde seyrederken Bayrou Hükümeti tarafından açıklanan 43,8 milyar Euroluk tasarruf paketinin mali istikrarı sağlayacağı öngörülmüştü. Fakat tasarruf tedbirlerinin zaten krizde olan eğitim ve sağlık alanlarını da dahiline alması kamuoyunda fazlasıyla tepki toplamıştı. Tasarruf tedbirleri içerisinde iki günlük hafta tatili ödemelerinin kaldırılması da dahil edildiğinde Fransız kamuoyunda Ulusal Meclisin feshedilip erken seçime gidilmesini isteyen kesim %61’e ulaşmış durumda. Bununla birlikte Fransa GSYH’sının %114’üne tekabül eden 3,3 Trilyon Euroluk kamu borcuyla birlikte Avrupa’da Yunanistan ve İtalya’dan sonra en borçlu üçüncü ülke konumunda.
Japonya
20 Temmuz 2025’te sandık başına giden Japonya’da Danışman Meclisi seçimlerinde iktidar koalisyonu hedeflerine ulaşamamıştı. 248 sandalyesi olan Danışman Meclisinde iktidar ve muhalefete ait 123 sandalye değişmezken diğer 125 sandalyenin yeni sahipleri belli oldu. Hali hazırda iktidar koalisyonu 75 sandalyeye sahipken hedefleri olan 50 sandalyeyi tutturamayarak 47 sandalye kazanıp çoğunluğu kaybetti. Çoğunluk için gereken 125 sandalye hedefini kazanamayan iktidar koalisyonunun başbakanı İşiba Şigeru 7 Eylül’de yapmış olduğu basın açıklamasında seçim hedeflerini tutturamadığı ve azınlığa düştüğü için hem görevinden hem de partisi Liberal Demokrat Parti’den istifa ettiğini duyurdu. 2024 seçimlerinde de alt mecliste çoğunluğu kaybeden iktidar koalisyonu böylelikle üst mecliste de azınlık durumuna düşmüş oldu.
Nepal
Analizde ele aldığımız ülkelerde Nepal hükümet değişikliğini en ağır bedellerle ödeyen ülke oldu. 4 Eylül 2025 tarihinde Nepal Hükümeti tarafından sosyal medya platformlarına erişim engeli getirildi. Aralarında WhatsApp, Facebook, Instagram, Youtube, TikTok, Linkedin gibi büyük platformların bulunduğu 26 platforma erişim engelinin sebebinin ise sosyal medyada yalan haber yayma, dolandırıcılık ve nefret söylemleri olduğu hükümet yetkilileri tarafından açıklandı. Platformların Nepal’de resmi kayıt yaptırmaları için verilen sürede hiçbir platformun kayıt yaptırmadığı belirtilirken kaydolmaları dahilinde erişimin açılacağı duyurulmuştu. Erişim engelinin Nepal genelinde 17 milyon insanı etkilediği belirtilmekte. Bununla birlikte sosyal medya platformları üzerinden içerik üreten ve e-ticaret faaliyetlerine sahip olan birçok kişi ve işletmenin de zarar gördüğü duyuruldu.
Erişim engeli üzerine sokak gösterileri düzenlemeye başlayan halkın isyan etmesindeki tek nedenin sosyal medya platformlarına getirilen yasak olmadığı bilinmekte. Ülkede genel olarak yerleşmiş nepotizm ve hükümet yetkililerinin dolandırıcılık ve yolsuzluk faaliyetleri halkları sokağa taşıdı. Ülke yöneticilerinin yaşadıkları lüks hayatlar, yurt dışı seyahatleri ve pahalı alışverişleri, en önemlisi de bu durumlarını sosyal medyada teşhir etmeleri ülke genelinde işsizlik ve yoksullukla mücadele etmek zorunda kalan gençleri sokağa yöneltti. Ortalama 1997-2012 yılları arası doğumlu oldukları düşünülen göstericilerin bir liderleri bulunmamakta olup tamamen kolektif bir şekilde organize olmaları ve isyanlara katılmaları dikkat çekmekte. Olaylara yönelik polis müdahalelerinde şu ana kadar 22 kişinin hayatını kaybettiği 100’den fazla da kişinin yaralandığı belirtilmiş durumda. İsyancılar arasında yer alan doktorların göstericilere karşı gerçek ateşli silah mermileri kullanıldığına dair ifadeleri üzerine Uluslararası Af Örgütünü kapsamlı ve tarafsız bir soruşturmaya çağırdıkları duyuruldu.
4 Eylül günü ülke genelinde başlayan gösterilerde katılımcılar önce Başkent Katmandu’ya yürümeye çalıştılar. Bununla birlikte devam eden günlerde siyasilerin ev ve ofisleriyle birlikte siyasi parti binaları taşlanmaya ve yağmalanmaya başladı. 9 Eylül sabah saatlerinde Başbakan KP Sharma Oli istifa ederken üst düzey hükümet görevlileri ve bakanların da ülkeyi kaçarak terk etmeye çalıştıkları görüntüler yayımlandı. Protestoların hedefindeki Nepal’in Parlamento binası ise göstericiler tarafından ateşe verilerek yakıldı. Ülkede şiddet olaylarının artması nedeniyle Ordu gerektiğinde müdahalede bulunmaya hazır olduklarını belirtti.
Peki Ne Olacak?
Dünya siyasi tarihindeki eşi benzeri az görülen bu durumla ilgili her bir ülke için farklı şeyler söylemek mümkün. Öncelikle Japonya gibi siyasi kültürü ve istikrarı olan bir ülkede yeni bir başbakan ve hükümet kurulması çok zor bir şey değil.
Fransa için senaryolar oldukça farklı. Öncelikle Cumhurbaşkanı Macron’un 2027’den önce görevini bırakması ve erken seçime gitmesi ihtimali oldukça düşük görülüyor. Yeni bir hükümet ve koalisyonun birbirleriyle uzlaşabileceği bir seçenek üzerinde düşünülmesi gerekecek. 2 yılda 5 başbakan değiştiren Fransa için bir 2 yıl daha ağır geçebilir. Hem sağ hem de sol partiler bu durumu Macron’u değiştirmek ve ülkeyi erken seçime götürmek için bir fırsat görmeleri Macron’u zora sokmakta. Fransız Anayasasına göre Macron’un Ulusal Meclisi feshetmesi durumunda ülkeyi 20 ile 40 gün arasında seçime götürmesi gerekmekte. Kamuoyunda Erken seçimi isteyenlerin oranı %61’e ulaşmışken olası bir erken seçimde popülist aşırı sağcı Rassemblement National Partisinin ve Lideri Le Penn’in anketlerde %31 ile birinci parti olacağı görülmekte. Bu durum Fransa ve Avrupa için yeni bir dönem olabilir.
Nepal’de ise sosyal medya platformu Discord üzerinden yapılan oylama ile Sushila Karki geçici başbakan olarak seçildi. Karki’nin en kısa sürede parlamentoyu toplayarak ülkeyi demokratik bir seçime götürmesi planlanmakta. Bununla birlikte ülkede mevcut iktidar ve muhalefet partilerinin protestolarda hedef alınması ülkede yeni bir siyasi hareketin doğmasını sağlayabilir. Daha da önemlisi sosyal medya yasaklamasının kaldırılması ülkede mevcut olan yolsuzluk ve dolandırıcılık faaliyetlerinin gün yüzüne çıkmasını sağlamakta. Öyle görülüyor ki Nepal’in gençleri ülkelerinde yeni bir temiz siyaset talebini kolektif bir devrimle gerçekleştirdiler.


Yorum bırakın