ERMENİSTAN İÇİN YENİ YOL HARİTASI

Ermenistan’da dış politika açısından yeni bir dönem başlıyor. 8 Ağustos 2025 tarihinde ABD’nin başkenti Washington D.C.’de imzalanan barış anlaşması ile Ermenistan ve Azerbaycan arasında 37 yıldır devam eden gerginlik sona erdi. Tarafların barış, iyi komşuluk, Karabağ, Nahcivan ve Zengezur Koridorunun resmi statüsü üzerine vardıkları mutabakat sonucu Kafkaslarda yeni bir dönemin temeli atıldı. Peki bu yeni dönem kimin lehine işleyecek. Dünya’nın en sıkışmış coğrafi konumlarından birine sahip olan Ermenistan için gelecek dönem stratejisi ne olacak biraz yakından bakalım. Keyifli okumalar.

Azerbaycan ve Ermenistan arasında 37 yıldır devam eden toprak paylaşımı sorunları 8 Ağustos 2025 tarihli barış anlaşması ile tamamen çözüme kavuştu. ABD’de Başkan Trump’ın aracılığıyla gerçekleşen zirvede Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nicole Paşinyan barış anlaşmasının şartları konusunda anlaşarak Kafkasya’da yeni bir dönemi başlattılar. 1980’li yıllarda başlayan gerilim 37 yılın sonunda çözülürken ABD Kafkasya’da etkisini arttırmaya çalışan Rusya-İran-Çin üçlüsüne karşı bir zafer kazanmış gibi göründü.

Karabağ: Azeri mi Yoksa Ermeni mi?

Eski birer Sovyetler Birliği ülkeleri olan Azerbaycan ve Ermenistan toprak paylaşımı konusunda 1980’li yıllardan bu yana gerginlik yaşamaktaydı. Sovyetler Birliği zamanında aynı ülke çatışında birlikte  yaşayan bu iki millet 1980’lerde kendi ulusal benliklerini keşfetmeye başladılar. 80’li yılların sonunda çözülme ve dağılma sürecine giren Sovyetler Birliği 1992’de bağımsızlıklarını ilan eden cumhuriyetlerin ardından yıkılınca Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki toprak paylaşım anlaşmazlıkları farklı bir boyut kazanarak yeniden gündeme geldi. Azerbaycan’a ait olan Karabağ bölgesi geçmişten beri Ermenilere ait bir bölge olması, bu bölgede Ermeni kültürü ve tarihinin yaşaması ve nüfus olarak Ermeni nüfusunun Azerilerden daha fazla olması Ermenistan’ın bu bölgede hak iddiasını ortaya çıkarmıştı. 1988 yılında başlayan birtakım olaylar zaman zaman tarafların birbirlerine sivil zarar verme ve zorunlu göç ettirme gibi olaylara dönüşse de taraflar arasında 1992’den itibaren askeri çarpışmalar yaşanmıştır. Bu süreçte Hocalı Soykırımı gibi büyük katliamlar ve sivillere yönelik silahlı saldırılar yaşanmış, Ermeni silahlı güçlerinin Nahcivan’a doğru harekete geçmesi Türkiye ve İran’ın arabuluculuğu ile durdurulmuştur. 1994’te imzalanan ateşkes anlaşması sonucu taraflar arasında silahlı çatışmalar kısmen sona erse de Karabağ bölgesinde Ermeniler “Dağlık Karabağ” (Nagorno Karabakh) adını verdikleri bir cumhuriyet ilan etmişlerdir. Başkenti Hankendi şehri olan bu cumhuriyet BM’ye üyeliği olmayan bir idari yapı olup Ermenistan dışından başka bir ülke tarafından da tanınmamış, Ermeni devletinin Azerbaycan topraklarındaki işgal bölgesi olarak ilan edilmiştir.

2. Karabağ Savaşı

1994-2020 arasında Dağlık Karabağ’da Ermeni ve Azeri silahlı güçleri arasında bazı çatışmalar, sınır ihlalleri gibi olaylar yaşansa da 2020 Azerbaycan’ın işgalli topraklarına karşı top yekûn askeri operasyonları başlattığı zaman oldu. 2000’li yılların başından bu yana ordusunun eğitim ve modernizasyonuna ağırlık veren Azerbaycan özellikle Türkiye’yle olan iş birliği sayesinde Ermeni askeri güçlerine karşı başlattığı savaşı 44 gün gibi bir sürede kazanarak Ermeni tarafını ateşkese zorladı. Türkiye’deki askeri okullarda eğitilmiş personeller ve Türk yapımı insansız hava araçlarının en etkin rol oynadığı operasyonlarda Ermenistan ordusunun neredeyse yarısına yakını imha edildi. Aradan geçen 5 yıllık süreçte Ermenistan’da hala aileler kayıp askerlerle ilgili devlet makamlarından yeterli bir bilgi alamamakta.

Zengezur Trump Koridoru

Dağlık Karabağ’ın Ermeni işgalinden kurtarılması sonucu Karabağ bölgesinde altyapı ve imar çalışmaları başlarken Azerbaycan için hayati öneme sahip bir hat da gündeme geldi. Zengezur Koridoru. Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü sağlayacak olan bu koridor Nahcivan ile Azerbaycan’ı birleştirerek Kafkasya’da haritaların yeniden çizilmesini sağlayacak. Böylelikle Avrupa mallarının Türkiye üzerinden Nahcivan-Zengezur Koridoru- Azerbaycan hattı üzerinden Orta Asya devletlerine daha kolay erişimini sağlarken Türk Dünyası için de kesintisiz bir coğrafya sunacak. Ama tabi ki bu hattın açılması herkes için anlatıldığı kadar güzel ve olumlu bir proje değil.

Açılacak olan bu koridor sahip olduğu ticaret potansiyeli açısından Avrupa ülkeleri, Türkiye, Azerbaycan ve Orta Asya ülkeleri için bir fırsat olsa da Ermenistan ve İran için bir felaketi andırıyor. Koridorun coğrafi konumu Ermenistan’ın İran ile olan sınırını oluşturmakta. Burada yapılacak bir hattın resmi statü kazanması Ermenistan’ın İran ile kara sınırının kopartılması anlamına gelmektedir. Aynı zamanda uzun yıllardır ekonomik ambargolara maruz kalan İran’ın kuzey komşusu ile olan ticari ilişkilerinin baltalanması demektir. Ermenistan için bu hat bir can damarı adeta. Sıkışmış coğrafyası ile Ermenistan günümüzdeki en zor ekonomi ve yaşam şartlarına sahip ülkelerden biri. Doğusundaki Azerbaycan ile olan gerginliğinden kaynaklı olarak 1992’den bu yana Batısındaki Türkiye ile olan sınır kapıları kapalı. Türkiye tarafından Karabağ işgali nedeniyle kapatılan sınır kapıları sadece 2023 yılındaki Kahramanmaraş depreminde insani yardım ulaştırmak amacıyla bir kereliğe mahsus açılmıştı. Zaman zaman Türk medyasında sınır kapılarının açılmasına yönelik girişimler yer alsa da bu tür bir çalışma bulunmamaktadır. Kuzeyindeki Gürcistan ile ticaret yapabilen Ermenistan için Zengezur Koridorunun resmi statü kazanması ülkenin ticaret hacmine ve ekonomisine verilecek zararı gözler önüne seriyor. Ermenistan’ın Syunik bölgesinde olan bu koridora yeni barış anlaşmasında ABD tarafından 99 yıllığına verilen kontrol noktası uygulaması olmadan Nahcivan’dan Azerbaycan’a ulaşım üzerine münhasır ayrıcalıklar tanımakta. Öyle ki ismi bile Zengezur yerine Uluslararası Barış ve Refah için Trump Rotası olarak değiştirildi.

Ermenistan’ın Önünde Yeni Seçenekler

Dağlık Karabağ’daki askeri hezimet, ordunun yarısının imha edilmesi, yeni koridorun İran ile sınırı bölmesi her ne kadar Ermenistan için zor ve karanlık günler gibi görünse de Ermenistan’ın elinde yeni bir dış politika uygulama üzerine seçenekler bulunmakta. Herhangi bir denize sınırı olmayan Ermenistan eski Sovyetler Birliğinin de en şansız ülkelerinden biri durumunda. Örneğin Sovyetler Birliğinden miras bir yatırım bulunmamakta. Günümüzde Ukrayna Sovyetler Birliğinden miras aldığı enerji tesislerine ve havacılık sanayine, Kazakistan uzay istasyonlarına, Gürcistan Karadeniz’deki büyük ticari limanlara, Azerbaycan ve Türkmenistan ise önemli petrol ve doğalgaz kaynaklarına sahipken Ermenistan sadece bir adet Nükleer Santrale sahip. Bununla birlikte günümüzde 3 milyonluk nüfusuyla en çok dışarıya göç veren ülkelerden biri. BM 2024 verilerine göre 7 bin ABD doları kişi başı gelire sahip olan ülkenin nüfusunun yaklaşık yüzde 52’si tarım sektöründe çalışmakta. Ermenistan günümüzde yüksek işsizlik, ekonomik durgunluk ve 2020 Karabağ Savaşının etkilerini yaşamakta. Topraklarını çevreleyen büyük ekonomilere sahip dört farklı ülkeye rağmen zorlu ekonomik koşulların yanında iklim değişikliğine bağlı kuraklık ve yükselen sıcaklıklar da ülkeyi etkilemekte. 1990’lı yılların başında düzenli bir orduya sahip olmayan Azerbaycan Karabağ’ın işgali karşısında karşı koyamamış ve dış destek bulamamışken 30 yılda sahip olduğu enerji kaynaklarının Dünya’ya açılmasını sağlamış, Türkiye ile yaptığı iş birliği sayesinde ordusunu modernize etmiş zenginleşebilmiştir. Fakat Ermenistan ise bağımsızlığının ilk yıllarında yaşadığı enerji ve gıda kıtlığı nedeniyle dış kaynaklardan insani yardımlara muhtaç kalmış, Azerbaycan ile yaşadığı toprak gerginliği nedeniyle batısındaki Türkiye ile ilişkiler geliştirmekten yoksun kalmıştır. Bir de üzerine 1915 Ermeni İddiaları eklenince uluslararası arenada bolca destek bulsa da kendi coğrafyasında daha da sıkışmıştır. Bundan dolayı Azerbaycan petrolü Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı sayesinde Gürcistan üzerinden daha uzun bir güzergâh belirlenerek Dünya’ya açılmış Ermenistan ise kaderine terk edilmiştir.

Geçtiğimiz günlerde Ermenistan Parlamentosundaki bir görüntü aslında Ermenistan için yeni dönemi açıklamakta. Görüntülerde meclisteki sert bir tartışmada Başbakan Nicole Paşinyan “İhaleleri Ruslara veya Amerikalılara peşkeş çekmeyeceğim, Türklere vereceğim.” Diyerek kürsüden vekillere bağırmakta. Bu görüntü bile Ermenistan için yeni dönem adına çok şey anlatmakta. Yıllarca Karabağ’daki işgali nedeniyle Azerbaycan’la diplomatik ilişkiler kuramayan Ermenistan hem Karabağ Meselesi hem de 1915 Ermeni İddiaları ile ilgili olarak Batı komşusu Türkiye ile ilişkiler geliştiremedi. Uluslararası Kamuoyunda 1915 olayları ile ilgili destek bulsa da kendi coğrafyasında daha da sıkıştı. En büyük düşmanı olan Azerbaycan yaptığı atılımlar ve kültürel bağları sayesinde yeraltı zenginliklerini Dünya’ya açıp ordusunu modernize ederken Ermenistan eski Sovyet teknolojilerini kullanmaya, işsizliğe, fakirliğe ve ekonomik durgunluğa mahkûm kaldı. 2025 yılında ABD Başkanı Trump 1915 olaylarıyla ilgili yayınladığı mesajında “Soykırım” ifadesine yer vermemesi, barış anlaşmasında Zengezur Koridoruna verilen muhasır ayrıcalıklar, 2020 Karabağ Savaşı süreci ve sonrasında da Rusya’dan bir destek göremeyen Ermenistan bazı gerçeklerle yüzleşmeye mecbur bırakıldı. Karabağ hayallerinden vazgeçmeye, 1915 olayları ile ilgili uluslararası kamuoyunu meşgul etmemeye, başta Azerbaycan ve Türkiye ile iyi komşuluk sergilemeye ve buralardan gelecek yatırımlara kapılarını açmak gibi.

Yorum bırakın