RAYLARIN ÜZERİNDE, YERİN İSE ALTINDA: METRO

Yaşadığımız şehirlerde yerin metrelerce altından geçen tüneller, trenler ve insanlar. Evet metro hatları. Günümüzde Dünya genelinde milyonlarca insanın her gün kullandığı bu toplu taşıma sistemi 150 yılı aşkın bir süredir hayatımızda. Her geçen gün daha da hayatımıza dahil olan bu sistemler şehir içi ulaşımı kolaylaştırdığı gibi yeri geldiğinde bir sanat galerisi, bir müze olurken yer geldiğinde de birer savaş sığınaklarına dönüşmekte. Gelişen teknoloji sayesinde inşası, işletilmesi ve geliştirilmesi daha da kolaylaşan bu raylı sistemlere 150 yılı aşkın tarihinde biraz daha yakından bakalım. Keyifli okumalar.

Büyük şehirlerin trafik ve nüfus yoğunluğuyla baş etmede kullandığı en etkili yöntemlerden biri olan metro sistemleri Dünya’nın bütün kıtalarında yaygın olarak kullanılmaktadır. Şehirlerin artan nüfus yoğunluğuna bağlı olarak gelişen trafik ve şehir içi ulaşımdaki aksamalara çare olarak görülen raylı sistemler hayatımıza ilk defa 19. Yüzyılda girmeye başladı. 18. Yüzyıldaki Sanayi Devrimi sonrası kırsaldan sanayi kentlerine olan göçler günümüz modern şehirlerinin temelini oluşturmaya başladı. Artan nüfus ve büyüyen şehirler günümüzdeki yerel yönetim hizmetleri olan şehir içi altyapı, ulaşım, kanalizasyon gibi birtakım gereksinimleri de beraberinde doğurdu. Sanayi Devriminin en büyük buluşlarından biri olan buhar motoru önce lokomotiflerde kullanılmaya başlanarak ulaşım alanında hızlı, kolay ve yenilikçi bir yöntemi ortaya çıkardı. 1800’lü yıllara gelindiğinde başta Avrupa’da olmak üzere demiryolları ve buharlı lokomotiflerle insan ve yük taşımacılığı yaygınlaşırken 19. Yüzyılın ortalarında demiryolu taşımacılığı şehir içlerine kadar indirgenmeye başlandı.

Londra Metrosunun Doğuşu

Dünya’nın ilk metro sistemi olarak bilinen Londra Metrosu aynı zamanda en eski metro sistemi. 1843 yılında Thames Tünelinin açılması sonrası bir şehir avukatı olan Charles Pearson tarafından şehrin altında açılabilecek tünellerden geçecek trenler ile şehir içi ulaşım planlaması olarak ortaya atıldı. Altyapı çalışmaları ve sisteminin nasıl çalışacağına yönelik 10 yıllık tartışmaların ardından İngiliz Parlamentosu, Farringdon Caddesi ile Bishop’s Road, Paddington arasında yaklaşık 6 kmlik yeraltı demiryolunun inşasına izin verdi. 1860 yılında başlayan çalışmalar sonucu caddelere açılan hendekler sayesinde tuğla tüneller ve kemerli çatılar inşa edilerek üstü kapatıldı ve caddelerin restorasyon çalışmaları tamamlandı. Resmi olarak 10 Ocak 1863 tarihinde kullanıma açılan metro hattı buharlı lokomotifler ile taşımacılık yapıyordu. Kok kömürünün dumanını dışarı atabilmek için tasarlanan havalandırma boşlukları ile Londra şehrinin sokaklarındaki mazgallardan dumanlar çıkmaya başlamıştı. İlk yılı içerisinde 9 buçuk milyon yolcuyu taşıyan Londra Metrosunu ilerleyen yıllarda başka şehirlerdeki hatlar takip edecekti.

Karaköy-Beyoğlu Füniküleri

Dünya’nın en eski ikinci metrosu kabul edilen İstanbul’daki Karaköy-Beyoğlu hattı 573 metrelik uzunluğu ile Türkiye’nin de ilk yeraltı raylı ulaşım sistemidir. 1869 yılında şehir içi ulaşımı geliştirmek amacıyla verilen demiryolu tavizleri ile inşaatına 1871’de başlanan tünel 3 yılın ardından 17 Ocak 1875’te hizmete açılmıştır. Buharlı teknoloji ile çalışan sistem 1910 yılında elektrikli hale getirilmiş 1970’li yıllarda ise bir Fransız şirket tarafından modernize edilerek günümüzdeki halini almıştır. Günümüzde işletmesi İBB’ye ait şekilde halen kullanılmakta olup İstanbul’un en turistik raylı sistem hatlarından biridir.

Elektrikli Hatlar ve Bilgisayar Teknolojileri

Metro sistemlerinin yaygınlaşmaya başlaması bir dizi yenilikleri de beraberinde getirdi. Bu yenilikler sayesinde metro sistemlerinin üretim maliyetleri düşerken daha pratik inşa ve işletim yöntemleri de kullanılmaya başlandı. 1896 yılında Avrupa kıtasının ilk metro ağı olan Budapeşte Metrosu hizmete açıldı. Elektrikli bir hat olarak tasarlanan metro hattında tramvaylara elektrik ihtiyacını sağlayan direkler yeraltına indirildi. Ayrıca tuğla kemer çatılar yerine çelik kirişler kullanılmaya başlanarak inşa sürecinde daha pratik ve ucuz bir yöntem kullanıldı.

4 kmlik Budapeşte Metrosunu 1900 yılında faaliyete geçen 10 kmlik Paris Metrosu takip etti. İnşaatına 1895’te başlanan Boston Metrosu ise 1897’te açılarak Amerika kıtasının ilk metrosu oldu. Yer üstündeki elektrikli tramvayların kullanılmaya başlandığı bu metro ilerleyen yıllarda günümüzdeki modern metro trenlerinin ilk örneklerini kullanmaya başlayacaktı. New York kentinde 27 Ekim 1904’te meşhur metro hattının ilk bölümünü kullanıma açıldı. Philadelphia’da 1907’de ve Chicago’da ilk metro sistemi 1943’te açıldı. Moskova kendi orijinal metro sistemini 1930’larda inşa etti. Güney Amerika’nın ilk metrosu olan Buenos Aires Metrosu 1913’te açıldı. Asya’da ise Japonya’da Tokyo Metrosu 1927’de, Kyōto 1931’de, Ōsaka 1933’te ve Nagoya 1957’de hizmete girdi.

Elektrikli metro vagonlarının yaygınlaşmasını 1980’li yıllarda bilgisayarlı teknolojiler izledi. Bilgisayar kontrollü işletimler ve sinyalizasyon çalışmaları metroların istasyonlarına geliş sürelerinin hesaplanmasını, hattaki vagon setleri arasındaki mesafelerin ölçümü gibi daha gelişmiş hizmetler verirken metro hatlarını kullanan yolcular için de daha rahat ve konforlu bir ulaşım deneyimi sunmaktaydı. 1990’lı yıllarda metro inşa maliyetlerinin düşmesi ve gelişmiş teknolojileri birçok şehir için metro yatırımlarına yönelimi arttırdı. Uzaktan kontrollü ve sürücüsüz metro hatları ise 2000’li yıllarda hayatımıza girmeye başlamıştı. Günümüzde Dünya üzerinde 1.7.2025 güncel verilerine göre 65 ülkede 204 şehirde toplam 902 metro hattı bulunmaktadır. Bu metro hatlarının günde ortalama 200 milyon insanı taşımaktadır. Yılda ile 75 milyar insanın metro sistemlerini kullandığı düşünülmekte. Günümüzde en fazla metro sistemine sahip olan ülke Çin. Aynı zamanda Dünyanın en uzun ve hizmet veren en çok metro hattının olduğu sistem de Çin’in Pekin kentindeki metro sistemidir. 29 hat ve 898 kmlik metro sistemi ile Pekin Metrosu Dünyanın en büyüğüyken 28 hatla New York Metrosu ikinci sırada yer almakta. 2025 yılında faaliyete giren Hindistan’ın Indore kentindeki metro ile 2024 yılında açılan Yunanistan’ın Selanik kentindeki metro Dünyanın en yeni metro hatlarıdır. İran’ın Karaj şehrindeki 3 istasyonluk metro hattı Dünyanın en az istasyona sahip hattıyken 424 istasyonla Pekin ve New York Metroları Dünyanın en büyüğü yine.

Türkiye’de Metro

Dünyanın en eski ikinci metrosu olarak kabul edilen Karaköy-Beyoğlu hattı her ne kadar Türkiye’deki metronun tarihini 19. Yüzyıla taşısa da modern metro sistemleriyle ülkemiz 1980’li yıllarda tanışmaya başladı. 1989 yılında hizmete giren İstanbul Metrosu günümüzde 11 hat ve 147 istasyonla hizmet vermekte. İstanbul metrosunu ise 1997 yılında Ankara Metrosu ve 2000 yılında açılan İzmir Metrosu izlemiştir. 2002 yılında hizmete giren Bursa Metrosunu 2009 yılında Adana’da hizmete giren sistem izleyerek toplamda 5 kentte metro ağı faaliyettedir. Bununla birlikte aralarında metro sistemlerinin bulunduğu İstanbul, Ankara ve İzmir ile birlikte toplamda 11 kentte tramvay/hafif raylı sistem de faaliyet göstermekte olup 2022 yılında temeli atılmış olan Mersin Metrosu da yer almaktadır. 2022 yılında temeli atılarak inşaatına başlanan Mersin Metrosunun 2026 yılında tamamlanarak hizmete açılması beklenirken T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından Kocaeli ve Trabzon gibi büyükşehirlerde de metro projelerine yönelik çalışmalar devam etmektedir.

Sadece günlük hayatlarımızı kolaylaştırma, yaşadığımız şehirlerin refahını arttırma ve ulaşımda harcadığımız süreleri kısaltmanın yanında metro sistemleri karşımıza farklı şekillerde de çıkabilmekte. Örneğin Sovyetler Birliği döneminde inşa edilen Moskova Metrosu istasyonlarının tasarımları ve mimarisi ile şehrin en turistik mekanlarından biri konumunda. Bununla birlikte İkinci Dünya Savaşı süresince Avrupa kentlerinde metro istasyonları hava saldırıları sırasında birer sığınak görevi görmüşlerdir. Rusya-Ukrayna Savaşı sırasında Kiev Metrosu günlerce seferlerini durdurarak on binlerce Kievli için geçici barınma yeri işlevi görmüştür. Bunun yanında raylı sistem taşımacılığı Dünyanın en büyük ekonomik alanlarından birini oluşturmakta. Öyle ki yakın bir zamanda halka arz edilme kararı alınan Japonya’nın Tokyo Metrosu için (günde ortalama 6 buçuk milyon insan seyahat etmekte) 4 buçuk milyar Dolar civarında bir rakam hesaplanmış durumda.

Yorum bırakın