BİR LİDERİN PROFİLİ 1: GIORGIA MELONI

O’nu çoğu zaman kürsülerdeki sert ve ateşli konuşmalarıyla, kameralara yansıyan jest ve mimikleriyle ya da Avrupa Siyasetine yön veren politikalarıyla tanıdık. Giorgia Meloni. 2022’den bu yana İtalya Başbakanlığı görevini yöneten bu politikacı hakkında konuşulacak çok şey var. Kimi zaman kimi zaman sert söylemleriyle kimi zaman da önünde eğilerek diz çöken mevkidaşlarıyla akıllara kazınan Dünyanın en güçlü kadınlarından biri kendisi. İzlediği politikaları, siyasi geçmişi, kadın enerjisiyle kendine hayran bıraktıran bu politikacının hayatına, özel yaşamına, siyasi kariyerine ve geleceğine biraz yakından bakmak istedik.

Giorgia Meloni. İtalya Başbakanı ve aynı zamanda hükümet partisi olan İtalya’nın Kardeşleri Partisinin de genel başkanı. G20 ülkeleri arasındaki birkaç kadın liderden biri olan Meloni G7 ülkeleri arasındaki tek kadın lider unvanını da elinde bulunduruyor. Forbes dergisinin her yıl yayımladığı “Dünyanın En Güçlü Kadınları Listesinde” 2022’den bu yana ilk 10 içerisinde yer almakta. (2022: 7, 2023: 4, 2024: 5) Hakkında olumlu ya da olumsuz sayısız yorum yapılsa da günümüz başta Avrupa siyaseti olmak üzere Küresel Siyasette oldukça öne çıkan bir lider. Peki bu lideri buralara getiren nedir? Bir lider nasıl olur?

Giorgia Meloni. 15 Ocak 1977’de Roma’da dünyaya geldi. Komünist görüşe yakınlığı olan babası Francesco Meloni vergi danışmanlığı işi yapmaktaydı. Annesi Anna Paratore ise Sicilyalı bir İtalyan ve ilerleyen yaşlarında roman yazarlığı yapmaya başlayacaktı. 1 adet kız kardeşi olan Meloni Roma’nın işçi sınıfının yoğunlukta olduğu bir semtte büyüdü. Henüz 1 yaşındayken babası Francesco Meloni’nin aileyi terk ederek İspanya’ya yerleşmesi sonucu ailesi parçalanmaya başlayan Giorgia’nın babası aradan geçen 17 yılın sonunda İspanya’da yasa dışı uyuşturucu ticaretinden dolayı cezaevine girerken resmî belgeler annesi Anna Paratore’nin dönem dönem eski eşiyle ortaklıklarının olduğu bir gayrimenkul şirketini ortaya çıkardı.

Erken Yaştan Gelen Siyasi Kariyer

Siyasete olan ilgisini henüz 15 yaşında genç bir kız çocuğuyken fark eden Meloni neo-faşist olarak tanımlanan İtalyan Sosyal Hareketi MSI’in gençlik yapılanmasına katıldı. 1995 yılında dağılan bu siyasi örgütlenme Meloni için son olmayacaktı. 1996 yılında dağılan MSI’in yerini alan muhafazakâr ve ulusalcı çizgideki Ulusal İttifak Hareketinin (AN) öğrenci hareketine liderlik etti. O dönem İtalya’da kurulan ve İtalyan Eğitim Bakanlığı tarafından desteklenen Öğrenci Hareketleri Forumunda Ulusal İttifakı temsil etti.

1998 seçimlerinde ilk zaferini eden Meloni 1998-2002 yılları arasında Roma Eyalet Meclisinde temsilci olarak görevini sürdürdü. 1996 yılında Istituto Tecnico Professionale di Stato Amerigo Vespucci isimli otelcilik okulundan mezun olan Meloni Roma Eyalet Meclisinde görev yaparken aynı zamanda garsonluk, baristalık ve çocuk bakıcılığı gibi işlerde çalışarak hayatını kazandı.

Siyasi Yükseliş

Siyaset basamaklarını hızla tırmanmaya başlayan Meloni 2006 İtalyan Genel Seçimlerinde İtalyan Parlamentosunun bir kanadı olan Temsilciler Meclisine Ulusal İttifak Başkanı sıfatıyla seçilerek meclise girdi. Meclis üyeliğinin yanında gazetecilik de yapmaya başlayan Meloni aynı zamanda en genç başkan yardımcısı unvanını da kazandı. 2008 yılında İtalya’daki 4. Silvio Berlusconi Hükümetinde henüz 31 yaşındayken Gençlik Bakanlığı görevini üstlenen Meloni 2011 yılında hakkındaki mali kriz ve yolsuzluk suçlamaları nedeniyle görevden düşen Berlusconi’nin son gününe kadar bu görevini sürdürdü. İlerleyen yıl bir başka siyasi atmosferde ve yeni bir partiyle tekrar siyaset sahnesine dönecek olan Meloni’yi zirveye çıkarak olan 10 yıllık süreç ise başlamış oldu.

İtalya’nın Kardeşleri (FdI)

Tarihler Aralık 2012’yi gösterdiğinde Berlusconi Hükümetini eleştiren parti içerisindeki bir grup yeni bir siyasi hareket kurma kararı aldı. Adının İtalyan Milli Marşının dizelerinden alan “İtalya’nın Kardeşleri” isimli hareket 2013 yılında yapılan seçimlere girmeye hak kazandı. Aralarında  Ignazio La Russa ve Guido Crosetto gibi Berlusconi’yi eleştiren muhaliflerin de olduğu hareket %2’lik oyuyla 9 sandalye çıkarmayı başarabildi. Böylelikle Meloni tekrar temsilciler meclisine girerken 2014 yılında parti işlerine odaklanmak amacıyla istifa ederek partinin genel başkanı oldu.

Nisan 2014’te yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde %4’lük barajı kıl payıyla kaçıran FdI %3,7’de kaldı ve Meloni Avrupa Parlamentosuna aday olduğu 5 seçim bölgesinin herhangi birinden de seçilemedi. Mart 2016’ya gelindiğinde ise yerel seçimlerde Roma Belediye Başkanlığına aday olan Meloni %20,6 ile rakibi olan Berlusconi’nin partisi Forza Italia’ya karşı zafer kazansa da ikinci tura kalamadı ve seçilemedi.

2018 İtalyan Genel Seçimlerinde 3 siyasi parti ile birlikte merkez-sağ ittifaka katılan FdL %4,4 oy alarak 2013’teki başarısında elde ettiği sandalye sayısını neredeyse üçe katladı. 2022 yılında yaşanan hükümet krizi Meloni’nin önünü açan bir gelişmeye sahne oldu. Koalisyondaki merkez-sağ partiler içerisinde en çok oyu alan partinin genel başkanının başbakan olması konusunda varılan mutabakat Giorgia Meloni için yeni başlangıcın habercisiydi aslında. Kamuoyu anketlerinde FdI en popüler parti olarak görülüyordu. Nitekim sonuç da öyle oldu. 25 Eylül 2022 genel seçimlerinde merkez sağ koalisyon %43,8’lik başarısıyla birinci çıkarken başta Berlusconi ve Meloni arasında olmak üzere koalisyon partileri arasında gerilim artmaktaydı. 20 Ekim tarihinde Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella ile başlayan hükümet istişareleri sonrası Meloni 22 Ekim 2022 günü hükümeti kurması için görevlendirildi. Böylelikle resmen başbakanlık koltuğuna oturan Meloni İtalya’nın ilk kadın başbakanı olmuştu.

Siyasi Profili ve Eleştirileri

O’nu her ne kadar sert çıkışları, kameralara yakalanan jest ve mimikleri ve Dünya liderleri olan samimi görüntüleriyle bilsek de birçok akademisyen ve politikacıya göre 2022 yılında hem İtalya hem de Avrupa için büyük bir tehlikeyi temsil etmekteydi. Başbakan olması durumunda İtalya’nın 2. Dünya Savaşından sonra en sağcı ve faşist yönetime sahip olacağını savunanlar çoğunluğu oluşturmaktaydı. Herkesin aklına 2019 yılında yaptığı bir konuşmada kullandığı “Ben Giorgia’yım. Ben bir kadınım, ben bir anneyim, ben İtalyan’ım, ben Hıristiyan’ım” ifadeleri kendini anlatan sloganı oldu. Kendini İtalyan ve Hıristiyan kimliğiyle ön plana çıkaran Meloni aynı zamanda İtalya’daki LGBT+ haklarına da mesafeli yaklaşmakta. Kendisinin ve partisinin homofobik olmadığını belirtirken eşcinsel evliliklerine karşı duruşu dikkat çekmekte. Öte yandan eşcinsellik yasalarında değişikliği gitmezken karşı olduğu bir başka yasa olan kürtaj yasalarında da değişiklik yapmayarak doktorlara vicdani ret hakkının tanınmasını savundu. Eşcinsel ebeveynliğine ve taşıyıcı anneliğe aile yapısını bozduğu gerekçeleriyle karşı çıkarken bu yöndeki söylemleri zaman zaman Vatikan ve Papa tarafından takdir kazandı.

Her ne kadar kendi seçim zaferini Orban, Le Penn, AfD gibi siyasi partiler ve siyasetçiler tebrik etse de 3. Yılını doldurmaya yaklaştığı süreçte Meloni gerek tutumları gerek de uyguladığı politikaları ile birçok siyaset bilimciyi şaşırttı. Kendisinin Mussolini’nin mirasını devraldığını düşünenlere göre Meloni iç politikasında aşırı sağcı bir reformistten çok merkeziyetçi davranırken, dış politikada ise pragmatik bir muhafazakâr imajı çizdi. Düzensiz göçmenlere karşı tutumuyla birlikte halk nezdinde güvenini arttırırken Avrupa değerlerine olan bağlılığını fazlasıyla yansıttı. Avrupa’nın değerlerinin Helen Demokrasisine, Roma Hukukuna ve Hıristiyan İnancına dayandığını savunarak partisinin Avrupa’daki diğer muadilleri gibi Avrupa Birliği karşıtı olmadığını gösterdi. İtalya’nın AB’nin kurucu bir üyesi olduğunu ve birliğe üyeliğinin devamlılığının ülke çıkarlarına olan faydasını gözeterek pragmatist bir muhafazakâr çizgisini gösterdi. İngiltere’nin eski Başbakanı Rishi Sunak ile beraber samimi görüntüleri, Hindistan Lideri Modi ile yakınlığı, Arnavutluk Lideri Edi Rama’nın kendisini diz çökerek karşılamaları ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmelerinde gülen gözlerinin ötesinde kadına ve aileye verdiği değer de bir o kadar da takdir toplamış olmalı. Dünyaca ünlü Time dergisinin kapak fotoğrafı olan Meloni Time tarafından “Avrupa’yı yöneten yer” olarak tanımlandı. Dünya basının yanında yakın zamanda Türkiye’de de sosyal medyada oldukça takdir toplayan Meloni onayladığı yeni yasa ile beğenileri topladı. Kadına karşı cinayet suçu işleyenlere müebbet hapis cezasını getiren yeni yasa İtalya’da resmi olarak kabul edildi. 2025 yılında Türkiye’de öldürülen kadın sayısı ise 254’ü buldu.

Yorum bırakın