MERAKLISINA ALTERNATİF İSTANBUL GEZİ REHBERİ-1

Türkiye denilince akla gelen ilk şehir kuşkusuz İstanbul oluyor. Sahip olduğu konumu, tarihi, kültürü ve her şehirde göremeyeceğiniz yapılarıyla Dünyanın en turistik şehirlerinden biridir hiç şüphesiz ki. 2024 yılında 18,5 milyon turistin ziyaret ettiği bu şehir klasik İstanbul turlarının yanında meraklılarına da alternatifler sunmakta. Zaman zaman bilinmeyenlerle dolu olan bu alternatif turistik mekanlar çoğu zaman hayretlere düşürmekle birlikte “neden” sorularını da beraberinde getiriyor. Meraklısına İstanbul’da incelemek ve gezmek isteyenler için alternatif mekanları sizler için derledik. Keyifli okumalar.

Tarihi, mimarisi, iki kıtayı birleştiren köprüleri, zengin gastronomi kültürü ile İstanbul Dünya’nın eşsiz lokasyonlarından biri. 2024 yılında 18,5 milyon turisti ağırlayan İstanbul bir önceki yıla göre turist sayısında yüzde 6’lık bir artış elde etti. En fazla turistin geldiği Rusya’yı, Almanya ikincilikle takip etti. İran, ABD ve Birleşik Krallık listenin devamını oluşturdu. Bununla birlikte Avrupa’nın en kalabalık ve en büyük metropolü olan İstanbul Dünyanın en işlek havalimanlarından birine de sahip. İki kıtayı birleştiren boğazıyla, Ayasofya ve Sultan Ahmet Meydanıyla, Kız Kulesi ve Galata’yla herkesi büyüleyen bu şehrin meraklılarına az bilinen belki de kimsenin daha önce hiç duymadığı turizm mekanları da yok değil. Üzerine arkeolojik çalışma bekleyen bu mekanları zaman zaman bir harabe yapı, zaman zaman bir çivi yazısı ve hatta bazen de mezar taşları olarak görebiliyorsunuz.

Who The Hell Is Halvdan?

Evet kim bu Halvdan? Bize yakın bir isim değil. Aslına bakılırsa bizlere coğrafi olarak da yakın değil. Ayasofya’nın ikinci katında yer alan mermer korkulukta fark edilen ve yapılan karbon testleri sonucunda 9. Yüzyıla ait olduğu düşünülen bir Viking yazısı Halvdan isimli bir İskandinav tarafından mermere işlenmiş. İlgili el yazısının Viking alfabesine ait olduğu tespit edilmekle birlikte günümüze kadar ulaşabilmiş kısmında sadece “Halvdan” yani yazıyı mermere kazıyan kişinin ismi okunabilmekte. Peki 9. Yüzyılda bir Vikinglinin İstanbul’da ne işi vardı?

Viking tarihiyle bilinenlere göre denizci bir topluluk olan Vikingler İskandinavya’daki zorlu yaşam şartlarından kurtulmak için fetihler düzenlemekteydi. 8. ve 11. Yüzyıllarda bu fetihlerini deniz aşırı rotalara çeviren Vikingler Dünyanın farklı noktalarına ulaşmışlardır. Norveçli Vikinglerin deniz yollarını kullanarak İzlanda, Grönland ve Amerika’nın New Foudland kıyılarına ulaştıkları bilinmektedir. Danimarkalı Vikinglerin ise daha çok günümüz İskoçya, İngiltere ve İrlanda kıyılarına ulaştıkları ve adanın içlerine kadar ilerledikleri belirlenmiştir. İsveçli Vikinglerin ise diğer kabilelerine nazaran daha da karada hareket etme tercihleri onların bütün Avrupa’yı geçerek İstanbul’a kadar gelebilmelerini sağlamıştır. İstanbul’da Bizans Ordusunda paralı askerlik yapan Vikingler bir dönem küçük gruplar halinde İstanbul’da yaşamışlardır.

Fakat Halvdan’ın hikayesi biraz daha farklı. Halvdan Norveç’in Lofoten Adalarında yaşayan bir Viking kabile lideriydi. Geçmişte İstanbul’a verilen Konstantinopol gibi isimlerin yanında Vikingler için İstanbul “büyük şehir” anlamına gelen “Miklagard” olarak anılmaktaydı. Pagan biri olmasına rağmen 9. Yüzyılda geldiği bu şehre hayranlığını gizleyememiş olan Halvdan bu şehre kendinden bir iz bırakmak istemiş Ayasofya’da mermer korkuluğa kendince bir yazılar kazımıştı. Bizans ve Osmanlı döneminde bu tür kazımalar basit hasarlar olarak nitelendirilmişse de 1970’li yıllarda Ayasofya’da yapılan restorasyon ve iyileştirme çalışmalarında yazının bir mermer çatlağı olmadığı anlaşılmış ve arkeolojik araştırmaya dahil edilmiştir. Böylelikle Halvdan’ın 1000 yıllık İstanbul hayranlığı hem fiziki olarak hem de kültürel bir olarak koruma altına alınmıştır.

Ceneviz Nalburiye

Beyoğlu Sokaklarında gezerken görüp görebileceğiniz en ilginç yapılardan biri de günümüzde iş hanı olarak kullanılan ortalama 700 yıllık bir yapıdır. Binanın mimarisi ve yapısı kendini çevresindeki diğer yapılardan ayırt etmenizi sağlayan bu yapı İstanbul’da 12. Yüzyılda inşa edilmiş ve günümüze kadar ulaşabilmiş ender eserlerden biri. Perşembe Pazarı Sokağı üzerinde yer alan bu bina Cenevizliler tarafından mahkeme binası olarak kullanılmıştır. Aslına bakılırsa Cenevizlilere ait bu bölgede birkaç yapı bulunmaktadır. Ceneviz Han ve Podesta Sarayı ya da diğer ismiyle Bereket Han bu yapılardan bazıları. 4. Haçlı Seferi sonrası Latin istilasına uğrayan İstanbul’da Katolik Latinler 1260’larda şehri terk etme kararı alırlar. Buradaki Latin nüfusunu tasfiye etmeye çalışan Bizans yönetimi tarafsız kalan Cenevizlilere bu bölgede kendi idare ve yargı haklarını tanımışlardır. Bu bağlamda kurulan mahkeme, cezaevi, idare ve konut gibi yapılar İstanbul’un Osmanlı İmparatorluğu tarafından fethine kadar Latin Katolik nüfusa hizmet vermişlerdir. Fakat işin içler açısı kısmı ise günümüzde neye hizmet ettikleridir. 700 yıldır ayakta duran bu mahkeme binası tarihinde kim bilir hangi yargılamalara tanıklık etti. Günümüzde iş hanı olarak kullanılan Saksı Han isimli yapı nalbur atölyesi olarak hizmet vermekte.

Yorum bırakın