KRİMİNAL DOSYA: BULUNMAYI BEKLEYENLER. TÜRKİYE’NİN KAYIP ÇOCUKLARI

TÜRKİYE VE DÜNYA’DAKİ KAYIP ŞAHISLAR

Son zamanlarda her ne kadar Türkiye’nin gündeminde olmasa da ekonomi, göçmen sorunu ve anayasa tartışmaları gibi toplumun geniş bir kitlesini ilgilendiren bir gerçek de var. Kayıp İnsanlar. Daha da incelemeyi derinleştirdiğimizde Kayıp Çocuklar Meselesi. Sadece Türkiye için aynı zamanda Dünya’nın tümünde de var olan ortak bir sorun bu. UNICEF, AB Raporları, TÜİK verileri ve akademik araştırmalar Dünya genelinde farklı açılardan kayıp insanları araştırırken ulaşılabilen tek gerçek şu bulguyu açıklayabiliyorlar sadece: Gerçek rakamları bilmiyoruz!

“Kayıp Kişi” tabiri bulunduğu yerden ayrılmış, geri dönmemiş ve nereye gittiği veya kendisine ne olduğu bilinmeyen şahısları tanımlamaktadır. Kayıp kişiler kendi rızaları ile bulunduğu yerden ayrılarak akıbetini çevresindekiler için bilinmezliğe sürükleyebilirken bir başkasının zorlaması, alı koyması ile de kaybolabilmektedirler. Dünya’daki kaybolan kişilerle ilgili değişik istatistikler mevcuttur. Bunlardan 2018 yılında Uluslararası Kızılhaç Komitesinin yayınladığı rapora göre Dünya genelinde 100 binden fazla insan kayıp durumunda. 2018 yılı itibariyle “küresel bir kriz” olarak nitelendirilebilen bu sorun 2020’lerde çok daha derinleşmiştir.[1] Kayıp olan kişilerin resmi olarak kayıtlarının tam tutulmaması, akıbetlerine ilişkin kesin bilgiler bulunmaması ya da alı konmuş olunma durumları bizlere net verileri vermemekte.

Kayıplarla ilgili yapılan çalışmalarda en büyük risk grubunu çocuklar oluşturmakta. 0-12 yaş arası çocuklarda kaybolma ve kaçırılma vakaları oldukça yüksekken, 12-18 yaş aralığındaki çocuklarda kendi rızasıyla ve tercihleriyle aileden ve çevreden uzaklaşma, başka bir hayata evrilme daha yaygın.[2] Bir o kadar risk altında bulunan kesim ise engelli ve/veya yanında bir refakatçisi olmadan günlük hayatını idame ettiremeyecek durumda olan yaşlı insanlar. Bu gruptaki kaybolmaların ölümle sonuçlanması daha da yüksektir.

Çeşitli araştırmalar Dünya’daki farklı ülke ve bölgelerde kaybolan çocuklar ile ilgili farklı istatistikler çıkarıyor. Örneğin yılda ortalama Almanya’da 100 bin, İspanya’da 20 bin, Birleşik Krallık’ta 122 bin, Brezilya’da 40 bin, Meksika’da 120 bin, ABD’de ise 460 bin çocuk kayboluyor. AB genelinde yılda ortalama 250 bin çocuk kaybolurken, Hindistan’da durum daha da vahim. Hindistan’da ortalama her 8 dakikada bir çocuk kayboluyor.[3] Çocuk kayıplarının en yüksek olduğu ülkelerde genel olarak savaş, iç çatışma, mafya-çete-terör örgütlerinin yoğun faaliyetleri, yaygın yoksulluk ve yıkıcı doğal afetler ön plana çıkmakta. Kaybolan çocukların bir kısmı kendi rızası ise ailelerini ve çevrelerini terk etmekte. Bunun nedenleri arasında aile içi şiddet, akran zorbalığı, ebeveynlerin ilgisizliği ve ekonomik yoksunluklar yer almakta. Çocuk yaşta ailelerinden ayrılarak kayıp şahıs statüsüne giren bireyler sokakta yaşama, kendi gibi insanlarla komünleşme, suça eğilim unsurlarını barındırmaya başlıyorlar. Zorla alı konarak kaçırılan çocuklar ise zorla çalıştırma, cinsel istismar, insan ve yasa dışı organ ticareti gibi faaliyetlerde kullanılıyorlar.

Screenshot

Türkiye’de Durum Ne Peki?

Türkiye’deki durum ise Dünya rakamlarıyla karşılaştırıldığında daha olumlu denebilir. Türkiye’de çocuk kaybolma oranlarının çok büyük bir kısmını kendi isteğiyle ailesinden kaçan çocuklar oluşturmakta. Aile içi şiddet, baskı ve ekonomik zorluklar bu çocukların ailelerinden kaçma sebepleri oluyor. Zorla alı koyma oranları ise Dünya ortalamalarının çok altında. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde terör örgütleri tarafından kaçırılan bireylerin çoğu 18 yaş üstü reşit bireyler.

2010 yılların başından itibaren Türkiye’de kayıp çocukların sayısında bir artış görülmekte. Bunun en büyük nedeninin 2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaş sonrası Türkiye’ye göç eden mültecilerin oranı arttırması olduğu düşünülmekte. Kaybolan çocukların çok büyük bir kısmının mülteci kamplarında kaybolduğu bilinmekte. Bununla birlikte 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli deprem sonucunda da kayıp çocuklar ve yetişkinler Türkiye’nin gündemine gelmişti. Depremden 3 ay sonra İçişleri Bakanlığının yaptığı resmî açıklamaya göre 86’sı çocuk 297 kişi için kayıp başvurusunun yapıldığı duyuruldu. Kasım 2024’te İçişleri Bakanlığının güncellediği sayılarda 30’u çocuk 75 kişinin kayıp olduğunu, bunlardan 50’sinin Türk vatandaşı 25 kişinin de ağırlıklı olarak Suriye uyruklu yabancılar olduklarını duyurdu. Bunun yanında CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara ise ellerindeki kayıp listesinde 38’i çocuk olmak üzere 140 kişinin bulunduğunu, listenin İçişleri Bakanına sunulduğunu fakat bakandan bir geri dönüş alınamadığını belirtiyor.[4]

Normal şartlar altında kaybolan bir bireyin polis veya jandarma gibi kolluk kuvvetlerine kayıp ihbarında bulunulması üzerine ilk 8 saatte bulunma olasılığı yüzde 50 olarak değerlendiriliyor. İlk 24 saatten sonrası içinse bir oran verilememekte.[5] Emniyet yetkililerinin raporlarına göre kaybolan çocukların ortalama yüzde 99’u sağ olarak bulunarak ailelerine teslim edilmekte. Ölümlü adli vakaların oranı oldukça düşük. Türkiye’de yılda kaç çocuğun kaybolduğuna dair ortalama bir rakam başta TÜİK olmak üzere herhangi bir devlet kurumu tarafından açıklanmamıştır. 2008-2016 yılları arasında açıklanan bir TÜİK istatistiğine göre 104 bin 531 çocuk kaybolmuş.[6] Bunlardan 45 bin 96’sı erkek çocukları olurken en büyük yaş aralığını ise 15-17 yaş aralığı oluşturmakta.[7]

Veli Eren Atay Nerede?

15 Temmuz 2023 tarihinde 19 yaşındaki Veli Eren Atay arkadaşlarıyla gittiği yabancı bir DJ’nin konseri sonrasında kayboldu. İzmir’in Karşıyaka ilçesinde yaşayan Veli Eren çevresi tarafından oldukça sosyal bulunan bir gençti. Çeşme’deki Delikli Koya gece geç saatlerde gelen Veli Eren’den 16 Temmuz 2023’ten beri haber alınamamaktadır. Olayla ilgili arkadaşları ve Delikli Koydaki görgü tanıklarının ifadelerine göre Veli Eren’in 2 yıldır yasaklı madde kullandığı, o gece kendinde olmadığı, DJ performansı sırasında birileri ile tartıştığı, Delikli Koya geldiğinde kendinde olmadığı, cep telefonunu düşürdüğü, üzerinde tişörtünün olmadığı ve kayıp telefonunu aramak için kayalıkların olduğu bölgeye çıktığı bilgileri edinilmiştir. Delikli koyun karavan ve kampçılar tarafından tercih edilen bir yer olması nedeniyle kamera, güvenlik gibi önlemlerden mahrum olması Veli Eren’e ne oldu sorusunu zora sokmakta. 16 Temmuz sabahı Delikli Koyda bir ailenin ekranı tuzla buz olmuş bir halde bulduğu cep telefonu ise olayın gidişatını değiştirdi. Çevredekilere buldukları telefonu soran aile sahibini bulamayınca Manisa’ya evlerine dönerken yolda gördükleri trafik polisine durumu anlatırlar. En yakın karakola teslim etmelerini söyleyen polis memurunu dinlemeyen aile Manisa’daki evlerine telefonu götürür ve yaklaşık 10 ay sonra ihtiyaçları olduğu için telefonu tamir ettirir ve kullanmaya başlar. Telefondan gelen sinyal sonucu aileyi bulan emniyet aile ilgili soruşturma başlatsa da Veli Eren’in telefonu sıfırlandığı için içerisinden hiçbir bilgi çıkamaz.[8]

Rodos Hapishanesi İddiası

Veli Eren’in ailesi oğullarının bulunabilmesi için çeşitli medya platformlarında programlara başvurdular. Bu programlardan birinde bir katılımcının kendi kardeşinin Yunanistan’ın Rodos adasındaki bir hapishanede esir tutulduğunu ve bu hapishanede başka Türk çocuklarının da olduğunu, Veli Eren’in eşkâline benzer sürekli ağlayan ve ailesini isteyen bir çocuğun da olduğunu belirtmiştir. İddialara göre çeşitli yasaklı madde çeteleri tarafından bu gençler kandırılıp taşıyıcı olarak Yunan Adalarına götürülmekte, burada üzerlerinde taşıdıkları maddeler alındıktan sonra kaçak göçmen statüsüyle Yunan Polisi tarafından tutuklanmaktalar. Yunanca bilmedikleri ve paraları olmadığı için avukat da tutamayan mağdurlar kimliğe de sahip olmadıkları için Rodos Cezaevinde esir tutulmakta, aileleri veya herhangi bir Türk Temsilciliği ile görüştürülmemektedirler.[9] İddianın doğruluğunu açıklamak gerekirse bu iddia tamamen yanlıştır. İlk öncelikle Yunanistan’ın Rodos Adasının bağlı bulunduğu idari bölge olan 12 Adalar Bölgesinde sadece Kos Adasında Cezaevi bulunmaktadır. Rodos Adasında bir kişinin cezaevinde kalabilmesi mümkün değildir.[10] Bir diğer konu ise parmak izi. Cezaevlerine giren herkes, Türkiye, Yunanistan ve AB ülkeleri dahil, parmak izi vermektedir. Bu parmak izi sorgusundan şahsın pasaportu olmasa bile kimlik bilgilerine, uyruğuna, yabancı bir ülkedeyse nasıl nereden hangi yöntemle ülkeye giriş çıkış yaptığı saptanabilmektedir. Dahası Yunan makamları bir Türk vatandaşının cezaevine konmasını en yakın Türk Temsilciliğine bildirmek zorundadır. Yunanistan’da 3 tane temsilciliği olan Türkiye Cumhuriyeti makamlarına henüz gelmiş bir bilgi bulunmamaktadır.

Kayıplarımızın en kısa sürede güzel haberlerle bulunabilmeleri dileğiyle bu yazı başta vahşice katledilen Narin’e, bir gün aramıza geri dönecek olana Veli Eren Atay’a, 6 Şubat Depreminde kaybolan, bulunamayan ve tüm kayıp yakınlarını arayan ailelere ithafen yazılmıştır.


[1] https://www.aa.com.tr/tr/dunya/dunyada-100-binden-fazla-kisi-kayip-/1297551 erişim tarihi: 12.03.2025

[2] https://www.youtube.com/watch?v=uLAzsg5hb5Q erişim tarihi: 13.03.2025

[3] https://www.toplum.org.tr/wp-content/uploads/2024/09/Rapor-01-Kaybolan-Cocuklar-Krizi.pdf s.4

[4] https://www.bbc.com/turkce/articles/c9w5v94v0e7o erişim tarihi: 13.03.2025

[5] https://www.youtube.com/watch?v=uLAzsg5hb5Q erişim tarihi: 13.03.2025

[6] https://www.toplum.org.tr/wp-content/uploads/2024/09/Rapor-01-Kaybolan-Cocuklar-Krizi.pdf s.3

[7] https://chp.org.tr/haberler/chp-genel-baskan-yardimcisi-ilgezdiden-turkiyenin-kayip-cocuklari-raporu

[8] https://www.youtube.com/watch?v=uLAzsg5hb5Q erişim tarihi: 13.03.2025

[9] https://www.gundemebakis.com/veli-eren-atay-hakkinda-sok-iddia-yunanistan-hapishanesinde-mi erişim tarihi: 10.03.2025

[10] https://www.tripadvisor.co.uk/ShowTopic-g635613-i10933-k8925883-Location_of_the_Prison-Rhodes_Town_Rhodes_Dodecanese_South_Aegean.html erişim tarihi: 13.03.2025

Yorum bırakın