ALMANYA SEÇİME GİDİYOR: SCHOLZ YERİNE MERZ Mİ GELİYOR?

23 Şubat günü Almanya erken seçime gidiyor. Kasım 2024’te bütçe kanununda anlaşamayan hükümetteki 3’lü koalisyon erken seçime gitme kararı aldı. Seçim gündemini ise meşgul eden iki konu çok fazla ön plana çıkmakta. Ekonomik durgunluk ve düzensiz göç. Son dönemlerde artan göçmenler kaynaklı terör olayları Alman toplumunda popülist sağ parti ve adayların yükselişine neden oldu. Dahası Avrupa’nın en büyük ekonomisi son üç yıldır bir büyüme kaydedemiyor. Tüm bu konuların perde arkasında 2025 Almanya Seçimleri. İyi Okumalar.

Avrupa’nın en büyük ekonomisi ve AB’nin lokomotifi konumunda olan Almanya 23 Şubat’ta erken seçime gidiyor. Kasım 2024’te bütçe görüşmelerinde anlaşamayan 3’lü sol ittifak dağılma noktasına gelmiş ve erken seçime gitme kararı almıştı. Hükümette bulunan sosyal demokrat SPD, Yeşiller ve Sol Parti’nin oluşturduğu koalisyon hükümeti ülkede giderek artan ekonomik durgunluk ve düzensiz göç konularına somut bir çözüm bulamamıştı. Avrupa Parlamentosu seçimlerinde yükselişe geçen aşırı sağ partilerle birlikte hükümetin en büyük ortağı olan SPD üçüncü sırada çıkabilmişti.

630 kişilik federal parlamentonun üyelerinin seçileceği seçimde anketler ve kamuoyu yoklamaları sağ siyasi partilerin yükselişini göstermekte. Muhafazakâr Almanların partisi olan CDU ve Bavyera’daki CSU seçimi önde götürecek gibi duruyor. Hristiyan Demokratların Lideri Friedrich Merz Almanya’nın yeni şansölyesi olma yolunda. SPD ise bu sefer ikinci parti koltuğunu kaptırmanın eşiğinde. Göçmen karşıtlığı ile bilinen Almanya için Alternatif Partisi AfD 2024 Avrupa Parlamentosu seçimlerinden bu yana yükselişte. Dahası Hristiyan Demokratların söylemlerini aşırı sağcı politikacılarınkine benzetmesi bazı tarafları rahatsız etmiş durumda. Geçtiğimiz günlerde Berlin’de yaklaşık 160 bin kişinin katıldığı aşırı sağ ve ırkçılık protestoları ülkede oldukça ses getirmişti.

Göçmenler Almanya İçin Bir Sorun Mu?

Almanya Avrupa’da en fazla göçmen bulunduran ülke konumunda. En büyük göçmen nüfusunu ise yaklaşık 3 milyon kadar Türk kökenliler oluşturmakta. 2. Dünya Savaşından sonra tamamen harabeye dönen Almanya 1950’li yıllarda toparlanma ve yeniden inşa süreçlerinde çok ciddi bir insan kaynağı sıkıntısı çekmiştir. Bu yüzden başta Türkiye, İtalya, Yunanistan, Polonya ve Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerinden birçok işçi göçü almıştır. 1950’li yıllarda Almanya gelen işçi göçleri ülkeye entegre olarak günümüzde 4. Nesilleri ile ülkede var olmaya devam ediyorlar. 2011 yılında Suriye İç Savaşı ile başlayan süreç ve devamında Afganistan’da Taliban’ın hükümeti ele geçirmesi Almanya gibi ülkelere düzensiz ve kontrolsüz göçün artmasına neden oldu. Öyle ki bir Schengen ülkesi olmasına rağmen Almanya karayollarında yıllar sonra gümrük kontrollerine başladı. Gerekli evrakları olmayan, eksik evrak taşıyan göçmenlerin Almanya’ya girmesine izin verilmezken Almanya üzerinden yapılan Schengen vize başvurularında da ret oranı oldukça yükseldi. Göçmenlerin en fazla geldikleri ülkeler Afganistan, Suriye, Türkiye ve Ukrayna.

Ekonomik Durgunluk

Alman toplumunda bu seçime şekil verecek bir başka ana konu ise ekonomi. Son yıllarda Alman ekonomisindeki durgunluk ve düşük büyüme oranları bazı sektörler için alarm zillerinin çalmasının habercisi. 2022’de başlayan Rusya’nın Ukrayna’ya karşı askeri müdahalesi sonucu uygulanan ambargolar Avrupa ülkelerinde enerji fiyatlarında artışa neden olmuştu. Rusya’da doğalgaz ithal eden Almanya Avrupa Birliğinin 2030 Yeşil Avrupa vizyonunu delerek kapattığı kömür santrallerini tekrardan açma kararı almıştı. Artan enerji fiyatlarının yanında Ukrayna’ya sağlanan mali ve askeri destek Alman ekonomisi için yük olmaya başladı.

Fakat Alman ekonomisini zora sokan tek şey bunlar değil. Rekabetçilikte geride kalmaları. Son yıllarda artan ve popülerleşen elektrikli otomobiller Alman otomobil devleri için sınanma olmakta. Çin gibi seri üretim konusunda gelişmiş ülkelerin elektrikli otomobiller ile piyasayı fethetmeye başlaması bir otomobil ülkesi olan Almanya’yı küresel pazarlarda dışlamaya başladı. Daha çevreci ve daha ekonomik olan elektrikli otomobiller enerji fiyatlarının yükselişte olduğu bu dönemde tüm dünyada popülerleşirken aynı zamanda yeni üreticilerin de pazara dahil olmasını sağladı. Alman otomobil devleri ise bu rekabetin gerisinde kaldı.

Almanya İçin Alternatif

Birçok Alman için günümüz modern Nazi Partisi olarak anılan AfD son yıllarda etkinliğini ve oy potansiyelini en çok arttıran parti oldu. Göçmen karşıtlığı, etnik milliyetçilik ve Avrupa şüpheciliği gibi politikalarla ortaya çıkan parti 2013’ten bu yana en yüksek oy oranına ulaşmış durumda. Avrupa Birliği karşıtlığıyla bilinen eski CDU üyelerince kurulan parti günümüzde 77 sandalye ile federal parlamentoda temsil edilmekte. Alman kamuoyunun beklentisi ise CDU/CSU’nun olası bir ittifakla AfD ile bir koalisyon hükümeti kurmaları. Artan kontrolsüz ve düzensiz göçün önüne geçilmesi, kamu borçlanmaları ve ekonomik büyümenin artması Alman toplumunun en büyük beklentilerinden. Aynı zamanda Trump’ın gümrük vergilerine getirdiği yeni zamlar Almanya gibi ABD ile ticaret hacmi büyük bir ülkeyi de etkileyecek. Her ne kadar CDU/CSU AfD ile koalisyon oluştursa da Avrupa’nın güvenliğini ve Ukrayna’ya mali ve askeri yardımı devam ettirecek gibi görünüyor.

“Made in Germany”. Dünya’da en fazla güven veren ibarelerden biridir. Alman sanayi ve teknolojisinin ürettiği otomobilden beyaz eşyaya kadar her türlü ürün uzun kullanım süresi ve dayanıklılığı ile zihinlere oturmuştur. Fakat teknolojinin de rekabetçi olduğunu unutmamak gerekir. İlaçtan otomobile, hizmetten politikaya kadar kendini güncelleyemeyen ülkeler ve hükümetler küresel yarışta gerilemeye mahkumdur. Örneğin belirli bir nüfus politikası geliştiremezsiniz “Nitelikli İş Gücü Yasası” gibi uygulamalara ihtiyaç duyarsınız. Ya da elektrikli otomobiller üretmeye. Göçmenler ise bir sorun mu? Covid-19 aşısını geliştiren iki bilim insanının Türk göçmeni olduklarını unutmamak lazım. Nitelikli, eğitimli ve bulunduğu ülkeye hizmet etmeye açık göçmenler yani. Kendi ana dilinde okuma-yazma bilmeyenler değil.

 

Yorum bırakın