28 Ekim 2024 tarihinde İYİ Parti’den istifa eden Eski Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu kendi partisini kurduğunu ilan etti. Yılın başından beri parti kurma çabalarında olan Ağıralioğlu “Anahtar Parti” ismini verdiği yeni partisiyle Türkiye’nin 166. Siyasi partisini kurmuş oldu. Günümüz demokratik ve parlamenter yaşamın olmazsa olmazı olan siyasi partiler açısından bir cennet olan Türkiye’de bu siyasi partiler ne işe yarıyor? Bu kadar siyasi parti varken neden seçimlere sadece 36 siyasi parti katılabiliyor? Nasıl kuruluyorlar, nasıl finanse ediliyorlar, nasıl faaliyet gösterebiliyorlar? Hepsi yeni makalemizde, keyifli okumalar.
Siyasi Partiler günümüz modern katılımcı demokrasilerinde parlamenter sistemin olmazsa olmazı olan kurumlardır. Aynı ideoloji, görüş ve davaya inanmış insanların teşkilatlanma içerisinde bir araya geldiği bu kurumlar olan partilerin tarihleri ise 19. Yüzyıla dayanıyor. Dünya’nın en eski siyasi parti oluşumlarından olan Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Demokrat Parti’nin kökenleri 1790’lara kadar uzanmaktadır. İlk kongresini 1832 yılında yapan Demokrat Parti Dünya’nın ilk siyasi partisi olarak anılmaktadır. İngiltere’de ise siyasi partiler aynı ABD gibi 1800’lü yıllarda ortaya çıkmıştır. Günümüzde halen faaliyetlerini sürdüren İngiltere’deki 5 partiden biri olan İşçi Partisi günümüzde Britanya’nın iktidar partisidir.
Türk siyasi hayatında ise siyasi partilerin tarihi Osmanlı’nın son dönemlerine kadar dayanmaktadır. Osmanlı İmparatorluğunda kurulan ilk siyasi parti “Fedailer Cemiyeti” olarak 1859 yılında kurulmuştur. Böylelikle ilk kez günümüz siyasi partilerinin temelleri atılmış olup ideolojik ve dava uğrunda birleşmiş insanlar toplulukları oluşmaya başlamıştır. İsmini en çok duyduğumuz “İttihat ve Terakki Cemiyeti” ise 1889 yılında kurulmuş ve Osmanlı siyasetinde oldukça öne çıkarak Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda önemli rol oynamıştır. 1906 yılında kurulan “Vatan ve Hürriyet Cemiyeti” Şam’da Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından kurulmuş olup Türk Siyasi Tarihinin ilk sol-merkez sol partisi olan “Osmanlı Sosyalist Fırkası” 15 Eylül 1910 tarihinde Hüseyin Hilmi İştirakçi tarafından kurulmuştur.
Cumhuriyet Dönemi
29 Ekim 1923 tarihinde Osmanlı’nın mirasını sahiplenip küllerinden yeniden doğan modern Türkiye Cumhuriyeti parlamenter demokrasiyi kabul ederek yeni ve bağımsız bir ülke olmuştur. Cumhuriyetin kurulmasında 1. Dünya Savaşı’nda ülkeyi işgal eden devletlerin ordularına karşı mücadele eden Mustafa Kemal ve silah arkadaşları askeri kimliklerini bırakarak devlet adamı ve bürokrat kimliklerine bürünmüşlerdir. Modern Türkiye Cumhuriyeti yeni kadrolarıyla parlamenter demokrasiyi uygulamaya başlamıştır. Bununla birlikte Türk siyasi tarihine yeni siyasi partiler girmeye başlamıştır. Mustafa Kemal ATATÜRK’ün izinde kurulan “Cumhuriyet Halk Fırkası” Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk siyasi partisi olmakla birlikte 1980-1983 arası kapatılma dışında Türkiye’nin ve Dünya’nın hala faaliyette olan en eski siyasi partilerinden biridir. Günümüzde “Cumhuriyet Halk Partisi” ismini alan parti Türkiye’de ana muhalefet partisi olarak parlamentoda bulunmakta 8. Genel Başkanı Manisa Milletvekili Özgür Özel tarafından yönetilmektedir.
Dünya’daki Örnekleri
Türkiye’de olduğu gibi Dünya’da da siyasi partilerin “enleri” bulunmakta. En eski siyasi parti unvanını ABD’deki “Demokrat Parti” barındırmakla beraber Dünya’nın en büyük siyasi partisi unvanını Hindistan’daki “Bharatiya Janata Partisi” bulundurmakta. Toplamda 180 milyon üyesi bulunan partiyi 98,8 milyon üye ile “Çin Komünist Partisi” izlemekte. Dünya’nın en eski siyasi partisi olan “Demokrat Parti” ise 47,13 milyon üyeye sahip. Dünya sıralamasında bir Türk partisi de bulunmakta. Adalet ve Kalkınma Partisi AK Parti 11,04 milyon üye Dünya sıralamasında en çok üyeye sahip 7. Siyasi Parti.
166 Siyasi Parti
Yüksek Seçim Kurulu’nun 14 Mayıs 2023 genel seçimleri için açıklamış olduğu listede 36 siyasi parti seçimlere girmeye yeterlilik göstermiştir. Peki 166 siyasi partinin bulunduğu bir ülkede neden sadece 36 siyasi parti seçime girebiliyor? Geriye kalan 130 siyasi parti ne işe yarıyor ne yapıyor ve neden varlar?
Türkiye’de siyasi partilerin faaliyetlerini açıklayan “Siyasi Partiler Kanunu” bulunmaktadır. Bütün siyasi partilerin tabii olduğu bu kanun 22.04.1983 tarihinde yürürlüğe girmiş olup siyasi partilerin faaliyet alanlarını ve gerekliliklerini açıklamaktadır. Aynı zamanda siyasi partilere kısıtlamalar ve engellemeler de getirmektedir.
2820 numaralı Siyasi Partiler Kanuna göre siyasi partiler Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı olmak zorunda olup demokratik siyasi hayatın vazgeçilmesidir. Siyasi Partiler İçişleri Bakanlığına verilen kuruluş dilekçesi ile kurulmakta olup parti programı ve parti tüzüğü bulundurmak zorundadırlar. Siyasi partiler belde, ilçe, il ve genel olarak teşkilatlanmak zorundadır. Genel merkezlerini Ankara’da bulundurmak zorunda olan siyasi partiler seçimlere girebilmek için en az 41 ilde resmi olarak teşkilat bulundurmak zorundalar.
İlgili yasa gereği siyasi partilere kısıtlamalar da getirilmekte. Siyasi partiler kanun gereği ticari faaliyette bulunamazlar. Faaliyetleri dışı bir gelir elde edemezler. Bağış, parti materyallerinin satışları, yazılı ve görsel içeriklerin satışları üzerinden gelir elde edebilirler. Partiye ait mülklerin kiralanmasında gelir elde edebilirler fakat borç veya kredi alamazlar.
Bununla birlikte siyasi partiler beldelerde teşkilat barındırmak zorunda değildirler. İl teşkilatı bulundurmak için de kanun gereği ildeki ilçelerin üçte birinde resmi teşkilatın bulunması gerekmektedir.

Mali Sorunlar
166 siyasi partinin bulunduğu Türkiye’de elbette akla ilk gelen soru bu oluyor. Siyasi partiler parayı nereden buluyor ve nasıl ayakta kalıyor? Siyasi Partiler Kanununda yer alan “Siyasi Partilere Ait Bütçe” en son genel seçimde Türkiye genelinde kesin sonuçlar sonucunda %3’ü aşmış siyasi partilere verilmekte. İlgili yıl içerisinde bütçe komisyonunda siyasi partiler için bütçe %3 sınırını aşmış partilere oy oranlarına göre yıllık verilmekte. Devletten bütçe alamayan partiler ise üyelerinin eline avucuna bakıyor.
Türk siyasi tarihinde uzun yıllar yer edinmiş siyasi partiler sahip oldukları taşınmazlarından elde ettikleri gelirler ile finansal geçimini sağlarken küçük ve halkın arasında “tabela partisi” olarak tanımlanan siyasi partiler tamamen teşkilatlarının maddi imkanlarıyla ayakta kalıyorlar. Genel merkez, il, ilçe binaları kiralık olarak tutuluyor; masrafları ilgili teşkilat mensuplarının destekleriyle karşılanıyor.
Peki bu kadar çok farklı siyasi görüşten partinin ve teşkilatlanmanın bulunduğu bir ülkede “demokrasi ligi” konusunda bu kadar geride olunur? Toplamda 167 ülkenin katıldığı demokrasi liginde Türkiye 104. Sırada. O zaman bu durumdan çıkarmamız gereken şey siyasi partilerin demokrasiye katkısı mı yoksa siyasi partilerin medya, dini grup, kutuplaşma ve kişisel tatminler çevresinde şekillenmesi midir? ANDASAM olarak 166 siyasi partiye aynı mesafedeyiz.


Yorum bırakın