NOSTALJİ YAZI DİZİSİ I: 90’LI YILLAR ÜZERİNE

90’lı yıllar hem Türkiye hem de Dünya açısından oldukça farklı bir 10 yıllık periyot olmuştur. Değişen siyasi ve politik rejimlerin, sınırların ve teknolojinin dönemi desek çok da yanlış söylememiş oluruz. Renkli olduğu kadar karanlık tarafını da unutmamak lazım. Okuyucularımızın birçoğunun bizzat yaşadığı 90’lı yıllar ile ilgili ufak bir nostalji turu yapmak istedik. Kimi okurlarımızın okurken kendinden bir şeyler bulabileceği bu yeni yazı dizimiz 2000’ler ve 2010’lu yıllar ile de devam edecektir. Bizi takip etmeyi unutmayın. Keyifli okumalar.

90’lı yılları bu kadar özel yapan şeyin Dünya tarihindeki en önemli olaylardan biri olan Sovyetler Birliğinin yıkılması olarak düşünebiliriz. İkinci Dünya Savaşından bu yana devam eden iki kutuplu Dünya düzeni artık sona ermiş, Sovyetler Birliği parçalanmış, eski ihtişamını kaybetmiş ve sosyalist sistem çökmüştü. Demir Perde olarak adlandırılan Doğu Avrupa ülkelerinde gerçekleşen renkli devrimler özgürlük ve demokrasiyi de beraberinde getirmiştir. Bununla birlikte Dünyadaki tek egemen güç olan ABD ise bir süper güç olduğunu kanıtlamış ve başlattığı kültür emperyalizmi ile bütün Dünyaya etki etmeye başlamıştır.

90’lı yılları Türkiye için bu kadar özel yapan şey ise 1990 yılında Türkiye’nin ilk özel televizyon kanalının faaliyete geçmesidir. Medyanın her türlü ticarileşmesi ve özel kanal sayılarındaki artış neredeyse her evde artık bulunan 50 ekran tüplü televizyonlarda yeni bir çağın habercisiydi. Artan kanal sayıları ile yerli yapım dizilerin sayılarındaki artış program çeşitliliğini de getirmiştir. Bugün bile herkesin bildiği efsane 90’lı yıllar dizilerini komedi programları, magazin ve ilk reality showlar takip etmiştir. Böylelikle 2000’lerde başlayacak olan formatları genelde Amerikan menşeili olan ve popülerliğini günümüzde bile koruyan yarışma programlarının temelleri de atılmış oldu. 90’lı yıllarda bir tarafta efsane Hollywood filmlerinin gösterildiği Pazar Sinemalarının yanında bir tarafta da kırmızı noktalı ve şifreli kanallarda yayınlanan erotik içerikli programlar yer almaktaydı. 1994 yılında kurulan RTÜK bu duruma el atarak kanal kapatma ve yayın yasaklarıyla duruma el atmıştır.

Medya sektöründe 90’ların havasından nasibini alan sadece televizyon ve radyo kanalları olmamıştır. Gazetelerin tirajlarını arttırmak amacıyla kupon ile araba, televizyon, tencere, tabak takımı ve ansiklopedi verdiği bu dönemde medya tamamen ticari bir faaliyete dönüşmüştür.

Bununla birlikte 90’lı yıllara damgasını vuran bir başka durum ise teknolojinin gelişimindeki ivme olmuştur. Her evde çamaşır makinesi ve renkli televizyon yer almaya başlamışken hayatımıza kredi kartları da girmeye başlamıştır. Amerika’nın kültür emperyalizmi sonucu marka giyim takıntısı başlamış, Sümerbank gibi kamu kurumlarına olan ilgi azalmıştır. 90’lı yıllar aynı zamanda Türkiye’ye yabancı sermayeli ve çok uluslu şirket yatırımlarının gelmeye başladığı yıllardır.

Fakat en büyük devrim ise World Wide Web’tir. Yani internet. 90’lı yıllarda internetin Türkiye’ye gelmesi ve yaygınlaşması ile evlerde bilgisayarlar yer almaya başlamış ve internette sörf kavramı oluşurken günümüzde olmadan yaşayamadığımız internet aboneliği de yayılmaya başlamıştır. Belki de şu an bu yazıyı okuduğunuz elinizdeki cep telefonları ise 90’lı yılların ortasında Türkiye’ye gelmiş mobil operatörlerin devri başlamıştır.

90’lı yılların bir başka özel yanı ise klipleri ve sözleriyle hala herkesin aklında olan pop müzik şarkılarıdır. Tarkan, Yonca Evcimik, Sezen Aksu, Burak Kut gibi sanatçıların efsane parçaları ve eserleri yine bu dönemde ortaya çıkmıştır. Günümüzde hala popüler kültürde yer alan 90’lar partileri bu dönem eserlerinin ne derece popüler olduğunu göstermektedir.

Karanlık Yüzü

İnternet, televizyon kanalları, cep telefonu, renkli giyim tarzı filan iyi güzel de bu 10 yıl hiç mi kötü bir şey yaşanmadı. 90’lı yıllar hem Dünya hem de Türkiye için renkli olduğu kadar karanlık ve felaketlerle dolu bir 10 yıllık periyottur. Sovyetler Birliğinin dağılması ve Demir Perde ülkelerinde sosyalist rejimlerin birer birer çözülmesi her daim barışçıl halk gösterileriyle olmamıştır. Yugoslavya’nın dağılma sürecinde Avrupa’ya yaklaşık 50 yıl sonra savaş yeniden dönmüştür. Ortalama 30 yıl daha sonra geri döneceğini bilmiyorduk tabi. Yugoslavya’da başlayan savaş sırasında birçok insan hayatını kaybederken Srebrenitsa Soykırımı gibi acılarını hala koruyan felaketler de yaşandı. Ermenistan’ın Azerbaycan toprağı Karabağ’ı işgali, Saddam Hüseyin’in Kuveyt’e saldırması ise bizlerin yakınlarında yaşanan bazı olaylardı.

Savaşın eşiğine biz de gelmedik değil. 1996 yılında Ege Denizinde Türkiye ve Yunanistan arasında patlak veren “Kardak Krizi” iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmiştir. Savaş sadece Avrupa’da veya bizim çevremizde olmadı tabi. Cezayir’de başlayan iç savaş ve Doğu Timor’un ayrılması da bu dönemin savaşlarındandır.

Peki karanlık sadece savaşlar mı? Koca bir HAYIR. Türkiye 90’lı yıllarda 2 büyük ekonomik kriz, 3 büyük deprem, 1 muhtıra ve sayısız faili meçhul siyasi cinayet de atlatmıştır. 2000’lere girerken çok fazla kayıp vermiştik ki bir o kadarını daha gelecekte vereceğimizi bilmiyorduk.

90’lı yıllar Türk toplumunda bölünme eğilimlerinin başladığı, ayrışma ve etnik, dini ve mezhepsel kimlik arayışlarının da vücut bulmaya başladığı bir dönemdir. 80’li yılların askeri cunta rejimini özgür demokrasiye bırakmasının ardından Türkiye 10 yılda 11 koalisyon hükümeti değiştirmiştir. Yaşanan siyasi istikrarsızlık ve ekonomik krizlerin etkileri 2000 sonrası Türkiye’deki 20 yıllık siyasi ikilimi şekillendiren sürecin temelidir aslında. Türkiye’de toplum bu dönemde ayrışmaya başlamıştır. En büyük ayrışmalar ise Laik-Antilaik ve Türk-Kürt ayrışmasıdır. Türkiye’de yaşayan muhafazakâr, dindar ve tutucu bir kesime karşılık modern, seküler ve Batılı yaşam tarzını benimsemiş kesim sık sık karşı karşıya gelmiştir. Üniversitelerde ve kamuda türban yasakları birçok gösteriye neden olmuştur. Türkiye’de İran etkisinde bulunan muhafazakârlık ve dindarlık faaliyetleri ise orduyu rahatsız etmiş ve Türkiye Cumhuriyeti’nin post-modern darbesi olan 28 Şubat sürecini yaşatmıştır.

90’lı yıllar aynı zamanda skandalların ve siyasette yeni yüzlerin de 10 yılı olmuştur. Susurluk Kazası gibi olaylar sonucu devlet-mafya ilişkileri ortaya çıkmıştır. Uğur Mumcu, Abdi İpekçi cinayetleri gibi faili meçhulleri bizlere yaşatmış, bugün bile acısını hissettiğimiz Madımak Olaylarına sahne olmuştur. Elbette o dönem siyasetçilerinden çok az kişi hayatta ve aktif siyasette. 90’lı yıllarda okuduğu bir değiştirilmiş şiir nedeniyle siyasi yasak getirilip tutuklanan Recep Tayyip Erdoğan gelecekte hem Türkiye hem de Dünya siyasetinde adını fazlaca duyuracağından habersizdi belki de. Kürt Hareketi olarak bilinen bölücü terör örgütünün en kanlı olayları da yine bu dönemde olmuştur. Kürt Hareketinin siyasallaşma süreci de bu dönemde başlamış, sürekli kapatılan ya da ismi değiştirilen Kürt partileri de siyasal hayatımıza girmeye başlamıştı.

Kaygısızlar, Arkopal yemek takımı, uzaktan kumandalı araba, Tansu Çiller, Sabah Şekerleri. 90’lı yıllara ait bazı ikonik şeyler. Hatırlayanlar umarım güzel anıları ile hatırlarlar. Acıları olanlara ise baş sağlığı dileriz. Yazı dizimizin bir sonraki serisi olan 2000’lerde görüşmek üzere.

Yorum bırakın