AZ BİLİNENLERİYLE TÜRK SİVİL HAVACILIK KAZALARI

Türk Sivil Havacılık tarihi yüz yaşını aştı. 1912 yılında günümüzde eski Atatürk Havaalanına yakın bir konumda bulunan iki hangarla başlayan serüven 2000’li yıllarda en büyük gelişimini yaşadı. Dünyanın en çok yerine uçan bir Dünya markası yaratmayı başaran Türk Sivil Havacılık tarihinin elbette bilinmeyen ve hakkında çok az bilgiye sahip olunan hikayeleri de mevcuttur. Bu yazıda Türkiye’de neredeyse hiç bilinmeyen ya da hakkında çok az açık kaynak veri bulunan bazı uçak kazalarına yer vereceğiz. Olaylarla ilgili alınan verilerin her biri kaynakçadan belirtilmiştir. Keyifli okumalar.

Osmanlı İmparatorluğunun son zamanlarında başlayan Türk Sivil Havacılığı Cumhuriyetin ilanı ile farklı bir boyut kazanmıştır. 1933 yılında onuncu yaşını kutlayan cumhuriyetin kendi işletmesi olan Devlet Hava Yolları kurulmuş ve uçuşlarına başlamıştır. İlk yurt dışı seferini ise Ankara’dan İstanbul’da mola vererek Yunanistan’ın Başkenti Atina’ya yapmıştır. Bununla birlikte Türkiye 1930’lu ve 40’lı yıllarda kendi uçağını yapabilmiş nadir ülkelerdendir. Nuri Demirağ tarafından kurulan uçak fabrikası Türkiye’nin ilk özel girişimlerinden biri olmuştur. Her ne kadar dönemin devletçi politikaları Demirağ’ın faaliyetlerini kısıtlasa da Türk Sivil Havacılık tarihine adını yazdırmıştır. Elbette 100 yılı aşkın bu serüven içerisinde yeri geldiğinde esrarengiz yeri geldiğinde de hakkında çok az şey bilinen olaylar da yaşanmamış değildir. Bu yazı içerisinde yer alan bazı uçak kazaları hakkında oldukça kısıtlı açık kaynak veri ve bilirkişi raporu bulunan olaylardır.

Kuşadası’ndaki Batık Alman Uçağı

Tarihler 30 Temmuz 1979’u gösterdiğinde Kuşadası’nın Dilek Yarımadası açıklarında arızalanan bir uçağın zorunlu iniş yaptığı bilgisi çevre halkı tarafından görülür ve duyulur. D-EEDZ kuyruk tesciline sahip olan Batı Almanya’ya ait bir Piper PA-32RT-300 Lance II model tek motorlu uçak havada geçirdiği bir motor arızası nedeniyle zorunlu iniş yapmak zorunda kalmış ve kıyıya yaklaşık 8-9 metre açıklarında durabilmiştir. Kazadan yara almadan kurtulan uçaktaki 2 kişi ise kolayca kıyıya ulaşabilmiştir. Bölge halkının da yardımıyla uçakta bulunan kişilerin ifadelerine göre enkaza gidilmiş ve uçakta bulunan dosya, evrak, kişisel eşya gibi unsurlar uçaktan kurtarılmıştır. Akıntılar ve dalgalar nedeniyle günümüzde Dilek Yarımadasının ortalama 50 km ilerisinde ters dönmüş bir batık uçak olan bu olay resmi kayıtlara geçmiş ya da geçirilmiş bazı esrarengiz sırlar içeriyor. Olayın gerçekleştiği tarihte bölge halkının anlattığına göre uçaktan biri pilot olmakla beraber 2 kişi yara almadan kurtulmuştur. Fakat Alman Sivil Havacılık Dairesinin arşivlerinde uçakta tek bir kişi olduğu bildirilmektedir. Bununla birlikte Alman Arşivlerinde uçağın kazadan önce herhangi bir fotoğrafının bulunmadığı, rotasının belli olmadığı, motor arızası nedeniyle zorunlu iniş yaptığı, kaza yerinin Kuşadası, Aydın, Türkiye olarak belirtildiği bulunmaktadır. Dahası Kuşadası, Aydın veya Türk Sivil Havacılık otoritesindeki herhangi bir kurumda kazayla ilgili bir raporun bulunmaması dikkat çekicidir. Resmi kayıtlarda rotası belli olmayan bir Batı Almanya tescilli uçakta sadece bir kişi kurtulduğu belirtilse de bölge halkının sunduğu verilerde kazadan kurtulan ikinci kişi kim peki? Biraz daha merak edileni uçaktan kurtarılan o evraklarda ve çantalarda ne vardı? O iki kişiye ne oldu sonra?

Marmara Açıklarında Unutulmuş Bir THY Uçağı

Tarihler 1975 yılının 30 Ocağını gösterdiğinde İzmir’den İstanbul’a giden bir Türk Hava yolları uçağı İstanbul Atatürk Havalimanına (o zamanki adı Yeşilköy havalimanı) alçalışı sırasında Marmara Denizinin çakılmıştır. Olayda 42 kişi hayatını kaybetmiştir. Olayın yaşandığı gün uçağın inmesinin planlandığı 18:40 sularında Yeşilköy Havalimanında gerçekleşen bir elektrik kesintisi uçağın pist ışıklarını görmesini engellemiştir. Pisti göremeyen Fokker F-28-1000 model uçak ikinci denemesinde başaramamıştır. Marmara Denizinin açıklarına gömülen uçağı Deniz Kuvvetlerine ait birimler arama kurtarma çalışmaları yapsa da bulamamışlardır. Dahası Türk Sivil Havacılık otoritesi de bu işin peşine düşmemiştir. Uçakta bulunan 42 kişinin cansız bedeni ve uçağın enkazı o günden beri Marmara Denizinin açıklarında bir yerde yatmaktadır. Zaman zaman balıkçı teknelerinin ağlarına uçağa ait parçalar takılmaktadır. Kazayla ilgili hayatını kaybedenlerin en çok feryat ettikleri cesetlerin aranmasıyla ilgili bir çabanın sarf edilmemesidir. Bu olayı daha da gizemli kılan THY kayıtlarında 41+1 yolcuyla uçması. Yani kimliği bilinmeyen bir yolcunun uçakta olması. Aynı uçakta Fatih Terim’in kayın biraderi olan Kamuran Aksu da hayatını kaybetmiştir.

Yeşil Hattaki O Enkaz

Bu sefer Yavru Vatana gidiyoruz. Kıbrıs’a yani 29 Ağustos 1973 tarihinde Suriye’nin Başkenti Şam’dan Çekoslovakya Prag’a giden Tupolev tipi yolcu uçağı Kıbrıs’ta bulunan Nicosia Uluslararası Havaalanına iniş yapacağı zaman pisti kaçırdı ve Nicosia Havaalanının 150 metre ilerinde yere çakıldı. Kazada 70 kişi yara almadan kurtulurken ölen olmadı. Bu kazayı gizemli yapan ise uçak enkazının halen günümüzde olduğu yerde durmasıdır. 1974 yılında başlayan Barış Harekâtı sonrası Türkiye ve Yunanistan karşı karşıya gelmiş ve Kıbrıs’taki askeri harekatta Nicosia Havaalanı da dahil olmak üzere tampon bölge Birleşmiş Milletler kontrolüne geçmiştir. Günümüzde uçak enkazı Birleşmiş Milletler Barış Gücü kontrolündeki “Yeşil Hat” üzerinde bulunduğu için kaza ile ilgili inceleme başlatılamamıştır. 2 yıl önce bir Youtube kullanıcısı enkaza yaklaşarak yakın çekim yapmıştır. Kendisinin yüklediği videolarda sorulara yönelttiği cevap ise:

“Yasak olduğunu bilmiyorduk. Bir süre sonra çoğu Birleşik Krallık askerinden oluşan bir Birleşmiş Milletleri aracı geldi ve bizi buradan gitmemiz konusunda nazikçe uyardı.” Oldu.

Isparta’da Ne Oldu?

Biraz daha yakın geçmişe götürelim sizi. 29 Kasım 2007. Türkiye’nin en karanlık günlerinden biri. İstanbul Atatürk Havalimanından havalanan Atlas Jet Havayollarına ait bir MD-83 Isparta Süleyman Demirel Havalimanına iniş için yaklaşırken pilotaj hatasıyla Keçiborlu yakınlarında Türbe Tepe’de yere çakıldı. Atlas Jet’ten gelen açıklamaya göre 50’si yolcu 7 mürettebatın hepsi hayatını kaybetti. Kazayla ilgili inceleme çalışması sonucunda uçağın yer yaklaşım ikaz sisteminin arızalı olması, Atlas Jet bünyesindeki uçakların bakımsız ve takma parçalarla çalışması nedeniyle pilotların kör uçuş yapması ve pisti bulamaması olarak bulundu. Peki bu kazayı bu kadar gizemli yapan sadece bir pilotaj hatası mıydı?

Uçakta bulunan 7 Türk Bilim İnsanı. Nükleer Fizik alanında çalışan, İsviçre Cern’de deneylere katılmış olan 7 akademisyenin Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi’nde bir konferansa katılmak üzere uçakta bulunması akıllara suikast ve bir istihbarat operasyonu ilişkisini getirdi. Özellikle Profesör Doktor Engin Arık’ın kazadan birkaç yıl önce yaptığı “Türkiye’deki toryum madeni varlığının nasıl enerjiye dönüştürülebileceği” konusundaki açıklamalar suikast iddialarını daha da güçlendirdi. Olayla ilgili DHMİ tarafından pilotaj hatası raporu verilse de kazanın yaşandığı bölgede uçak parçalarına rastlamak hala mümkündür.

Evet bu yazıda üzerine az konuşulan, bilinmeyen, belki de okurların ilk defa duyacağı bilgileri paylaştık. Başta yazıya konu ettiğimiz kazalarda hayatlarını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına ve sevdiklerine başsağlığı dileriz. Rotası belli olmayan o Alman uçağı belki Soğuk Savaş döneminde bir istihbarat operasyonundaydı. Marmara Denizine düşen uçaktaki o bilinmeyen yolcu belki bir suikastçıydı ve birilerinin peşindeydi. Ya da Atlas Jet uçağında parçayı değiştiren istihbarat uzmanı bazı şeylerin ortaya çıkmasını istemiyordu. Ama daha da merak edileni halen Kıbrıs’ın bir yerlerinde çürüyen o Çekoslovakya uçağının nasıl göründüğünde.

 

I explore the Crash Site of CSA Flight 531, Tupolev Tu-104A – YouTube

 

Yorum bırakın