EURO 2024’TEN PARİS OLİMPİYATLARINA SPOR DİPLOMASİSİ

Spor ve spor müsabakaları hiç şüphesiz ki hayatımızın olmazsa olmazıdır. Bir spor dalıyla ilgilenmek, bir spor kulübünün takımını desteklemek ya da hiç olmazsa bir spor müsabakasını izlemek. Ancak spor sadece günlük hayatımızın bir parçası değildir. Aynı zamanda uluslararası ilişkilerin de bir çalışma alanına dönüşmüştür. Geride bıraktığımız yüzyılda ülkeler arası ilişkilerin sportif etkinliklere ve müsabakalara olan ilgisi giderek artmıştır. Öyle ki günümüzde adına “Spor Diplomasisi” diyebileceğimiz bir dal çıkmıştır. Bu yazının konusu bir spor yılı olan 2024’te spor diplomasisinin oynadığı rol üzerine bir eleştiridir. Keyifli okumalar dileriz.

Klasik kamu diplomasisi ve uluslararası ilişkiler geçtiğimiz yüzyılda yaşanan bir takım teknolojik ve kültürel gelişmeler ışığında sınırlarını genişletmiş ve disiplinine yeni dallar da eklemiştir. Kültürel diplomasi, eğitim diplomasisi, astropolitik gibi spor diplomasisi de bu yeni dallardan biridir. Aslında spor diplomasisi çok da eskiye dayanan bir dal değildir. Fakat uluslararası ilişkilerin sportif faaliyetlerde hissedilmeye başlandığı 1936’ya kadar dayanır. 1936 yazında Berlin’de düzenlenen olimpiyatlar Nazi Almanya’sının adeta propaganda aleti haline gelmiştir. Hitler Almanya’sının kendini Dünyaya tanıtma fırsatı bulduğu bu uluslararası faaliyet spor ve spor müsabakalarının ülkelerin nasıl kendi üstünlüklerini kanıtlama aracı olarak kullanılabileceğini göstermiştir.

Benzer bir durum tarihleri biraz ileri aldığımızda da görülmektedir. 1980 yaz olimpiyatlarına ev sahipliği yapan Sovyetler Birliği kendi ekonomik ve teknolojik üstünlüğünü olimpiyatlar aracılığıyla tüm Dünyaya göstermeye çalışsa da başta ABD, Birleşik Krallık ve Japonya gibi birçok Batılı devletin katılmamasıyla tarihteki en az katılımlı olimpiyatlardan biri olmuştur. Gerekçe olarak 1979 yılında Sovyetlerin Afganistan’ı işgali gösterilirken bir sonraki olimpiyat oyunlarına ev sahipliği yapacak olan 1984 Los Angeles olimpiyatlarına da Sovyetler Birliği ve Çin başta olmak üzere birçok Doğu Avrupa ülkesi katılım göstermemiştir.

Daha da yakın tarihlere gelirsek 2008 Olimpiyatlarına ev sahipliği yapan Çin açılış gösterisiyle Çin’in teknolojik ve kültürel olarak ne kadar güçlü bir ulus olduğunu Dünya’ya tanıtmış ve Dünya’ya sürdürülebilirlik ve çevrecilik anlamında mesajlar vermiştir. Birçok insanın gözünde görkemli şovlar hatıralarda kalsa da Çin’in sahip olduğu insan hakları ihlalleri gibi uluslararası kamuoyunda yankı bulan sorunlarını gözleyememiştir. 2012 yılında Londra’nın ev sahipliği yaptığı olimpiyatlarda ise Birleşik Krallığın çok kültürlülük ve çeşitlilikten yana bir ülke olduğunun mesajı verilmeye çalışılmıştır. Yine de Londra’nın arka sokaklarında siyahi göçmenler ve polis arasında çıkan sokak gösterileri olimpiyatların ışıltısı lekelemeye çalışsa da başarılı olamamıştır.

EURO 2024

Her 4 yılda bir düzenlenen Avrupa Futbol Şampiyonasına bu yıl Almanya ev sahipliği yaptı. Birtakım skandalların yaşandığı şampiyona Türkiye için spor diplomasisinin çok farklı bir deneyimi oldu. 2018 yılında aday olan Türkiye aldığı 4 oya karşın 1 çekimser ve 12 oyla şampiyonaya ev sahipliğini Almanya’ya kaptırmıştı. Bununla birlikte güçlü bir kadroyla çıkan Türkiye çeyrek finale kalmış ve Hollanda ile karşılaştığı çeyrek final maçında 2-1 ile mağlup oldu. Fakat spor diplomasisinin kendini gösterdiği alan Türkiye’yi çeyrek finale taşıyan Türkiye-Avusturya maçında yaşandı. 2 Temmuz 2024 tarihinde gerçekleşen maçı 2-1 kazanan A Milli Futbol Takımından Merih Demiral’ın Avusturya’ya karşı kazandığı zaferin ardından yaptığı bozkurt işareti ortalığı karıştıran nokta oldu. UEFA bu işaretin ırkçı bir sembol olduğunu, Avrupa’da yaşayan Türkler arasında milliyetçiliğin artışından şüphe duyduklarını ve spor müsabakalarının ayrıştırma ve ötekileştirmeden uzak tam aksine birleştirici ve dostluğu teşvik ettiğini ileri sürerek Merih Demiral’a 2 maç yasak getirdi. Bu durum Türkiye’de bozkurt işaretinin tüm halk tarafından benimsenmesini sağlasa da aslında farklı bir sonuç doğurdu. Uzun yıllardır Ülkücü Hareket ve MHP’nin tekelinde bulunan Bozkurt işaretini ırkçılığı çağrıştırması veya bir siyasi partinin sembolü olmasından kurtardı. Öyle ki Türkiye-Hollanda maçında her ne kadar televizyonlarda gösterilmese de İstiklal Marşı okunurken bütün tribünlerin Bozkurt işareti yaparak marşı okuduğu görüldü. Siyasi arenaya da yansıyan bu olay son zamanların en ikonik görüntülerinden birine neden oldu. CHP Genel Merkezinde Genel Başkan Özgür Özel ile görüşen Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit ÖZDAĞ görüşme sonrasında düzenlenen basın toplantısında kendisine sorulan Merih Demiral sorusuna Bozkurt işareti yaparak cevap verdi. CHP Genel Merkezinde Bozkurt işareti yapan Zafer Partisi Genel başkanı Prof. Dr. Ümit ÖZDAĞ’ın o anı Türk Siyasi Tarihindeki en ikonik anlardan biri olarak kayda geçti.

2024 Paris Olimpiyatları

Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenen 2024 yaz olimpiyatları açılış seremonisi ile bir skandala imza atarak başladı. Açılış töreninde LGBT+ propagandasının İsa’nın Son Akşam Yemeği Tablosunun canlandırılmasında kullanılması pek çok muhafazakâr ve dindar çevrenin tepkisini topladı. Bununla birlikte başta Papa olmak üzer birçok Hristiyan kanaat önderi gösteriyi kınadı. Skandallardan bir başkası ile trans bireylerin müsabakalarda yer edinmesiydi. Boks branşında kadınlar 66 kilo son 16 turu mücadelesinde İtalyan boksör Angela Carini, Cezayirli Imane Khelif karşısında 46’ncı saniyede oyundan çekilerek gayet normal bir davranış sergilemiş olsa da arkasında yatan başka bir sorun vardı. Imane Khelif’in bir trans birey olması ve yaratılış itibariyle erkek olması. Cezayirli boksörün biyolojik olarak erkek olması ve trans birey olduğu için kadınlar kategorisinde yarışması bir şiddet olarak görüldü. Eşcinsellik ve LGBT+ üzerine ağır cezaları bulunan Cezayir ise kendi sporcusuna sahip çıkarken Cezayir Cumhurbaşkanı Khelif için “Cezayir kadınlarına ilham veriyor.” mesajı yayınladı.

Benzer bir durum Tayvanlı boksör Lin Yu-ting ve Taylandlı boksör Janjaem Suwannapheng’un da trans olduğu ve kadınlar yarışında haksız rekabet olduğu iddiaları ile gündeme geldi. Lin Yu-ting’in doğum belgesinde kadın olduğu belirtilse de 2023 Kadınlar Dünya Şampiyonasından diskalifiye edildiği biliniyor. Sporcularla ilgili haksız rekabet itirazları bulunsa da trans birey olduklarına dair bir kanıt bulunamadı.

Tüm bu skandallara ve altın madalya alamadan geri dönmemize rağmen iyi şeyler de olmadı değil. Atıcılık alanında gümüş madalya alan milli sporcumuz Yusuf Dikeç atış yaparken kullanmadığı ekipman ve rahat haliyle Dünya gündemine oturdu. Aslen Jandarma Astsubayı olan Yusuf Dikeç ekipmansız ve rahat tavırlarıyla sosyal medyada gündem oldu. 8 altın, 2 gümüş ve 3 bronz madalya ile olimpiyatları 13. sırada tamamlayan Özbekistan ise Türk devletleri içerisinde birinci sırada yer aldı. Ortadoğu ülkeleri içerisinde Mısır haricinde hiçbir Arap devleti madalya kazanamadı. Mısır bir bronz madalya kazanırken İsrail ise 1 altın, 4 gümüş, 1 de gümüş madalya ile olimpiyatlara veda etti.

Klasik diplomasinin çeşitlendiği günümüzde spor diplomasisi de yeri geldiğinde ayrışmaktadır. 2008 yılında Ermenistan’ın başkenti Erivan’da oynanan Ermenistan-Türkiye maçını canlı olarak izlemeye giden dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün bu ziyareti “Futbol Diplomasisi” olarak nitelendirilmişti. Spor diplomasisi ise daha çok ülkelerin kendi reklamlarını yaptıkları, tarihi, doğal ve turistik güzelliklerini tanıttıkları, kamu, kültürel ve spor diplomasisinin iç içe geçtiği bir hal almıştır. Umduğumuz gibi geçmeyen bir spor yılı olan 2024 bir sonraki olimpiyatlarda ev sahibi olmayı ve hatta kültürel diplomasi olan Eurovision’a bile ev sahipliği yapmamıza neden olur.

Yorum bırakın