Geride bıraktığımız yüz yıl günümüz modern ulus devletlerinin kendi egemenlik haklarının ve sınırlarının belirlemekle geçti. Fakat günümüzde hala birçok devlet komşu devletleri ile sınır uyuşmazlıkları çekmekte. Bu uyuşmazlıklar zaman zaman, örneklerini Kafkaslardan Ukrayna’ya Ortadoğu’dan Balkanlara kadar gördüğümüz, sıcak çatışmalar ve savaşlar olarak ortaya çıkarken az bilinen haliyle daha çok Dünya’nın ilginç yerleri olarak adlandırılabilecek turistik yerlere dönüşmüş durumda. Bu yazının konusu eksklav ve anklav olarak bilinen coğrafi terimlerin Dünya’daki örnekleri üzerinedir. Keyifli okumalar.
Uluslararası İlişkiler bir sosyal bilim olarak tek başına hareket etmez. Ekonomi, kültür, siyaset bilimi, tarih, sosyoloji, coğrafya ve hatta antropolojiden dahi yararlanır. İyi bir Uİ uzmanı ve araştırmacısı olmak için sosyal ve beşerî coğrafiye hâkim olmak gerekmektedir. Günümüzde birçok ülkenin sahip olduğu dış politikasını coğrafi özellikleri belirlemektedir. Hatta öyle ki günümüzde Jeopolitik diye bir terim Uluslararası İlişkiler disiplininin bir araştırma konusu olmuştur. 1940’lı yıllarda Nazi Almanya’sında ortaya çıkan Jeopolitik kavramı siyasi coğrafyayı incelemektedir. Bununla birlikte geçtiğimiz 20. Yüzyıl günümüz modern demokrasilerinin ve ulus devletlerinin sınırlarının belirlenmesine şahit olmuştur. Özellikle birinci ve ikinci dünya savaşları, akabinde de Soğuk Savaşın sona ermesi, mevcut devletlerin sınırlarını ve egemenlik alanlarını belirlemiştir. Bu egemenlik alanları tarihsel süreç içerisinde tartışmalara neden olmuş ve çoğu zaman bu tartışmalar sıcak temaslar ve savaşlar ile çözülmeye çalışılmıştır. 1990’lı yıllarda Kafkasya ve Balkanlar’da yaşananlar bunların bazı örnekleridir. Bununla birlikte günümüz 21. Yüzyılında bazı tartışmalar hala çözüme kavuşturulamazken karşımıza “acaba bunlar sorunlarını nasıl çözdüler?” dedirten bir model çıkmıştır. Siyasi coğrafyada kullanılan o iki terim: Eksklav ve Anklav.
Nedir Bu Eksklav ve Anklav?
Eksklav ve Anklav günümüz siyasi coğrafya literatüründe kullanılan sınır uyuşmazlıklarından kaynaklanan egemenlik haklarını tanımlamak için kullanılır. Kaba tabiriyle:
Eksklav: Siyasi olarak bağlı olduğu bölgeye coğrafi açıdan bir bağı olmayan, bu bölge ile arasında başka bir siyasi bölge bulunan siyasi bölgeyi,
Anklav: Bir siyasi idarenin başka bir siyasi idare tarafından kuşatılmış toprak parçasıdır.
Her iki taraf açısından da kabul edilen bu siyasi coğrafya terimleri pek çok toprak ve sınır anlaşmazlığının günümüzde resmi ve hukuki statüye kazandırılmasını sağlamıştır. Bununla birlikte geçtiğimiz yüzyılda artan küreselleşme, göç ve popüler kültür anklav kavramının altını da doldurmuştur. Siyasi anklavların yanında türeyen kültürel ve etnik anklavlar da oluşmuştur. Dünya’nın büyük metropollerinde olan gettolar, banliyöleri, yabancı mahalleri bunların örnekleridir. Dünya’nın en büyük metropollerinden bir olan New York’taki Lower East Side yani meşhur Haredi Yahudi mahallesi, Amsterdam’daki China Town ve Türkiye’deki Gaziantep, Mersin gibi şehirlerdeki Şam Sokakları bunların bazı örnekleridir.
Anklavlar
Terim olarak bir siyasi otoritenin egemenlik alanının başka bir siyasi otorite tarafından çevrelendiği toprak bütünlüğü anlamına gelir dünyadaki örnekleri sınırlıdır. Fakat anklavın en önemli özelliği başka bir devlete bağlı olmaksızın bağımsız bir devlet yapısının olmasıdır. Örneğin tüm çevresi İtalya Cumhuriyeti tarafından çevrelenmiş San Marino ve Vatikan bunun bir örneğidir. Bununla birlikte Güney Afrika Cumhuriyeti içerisinde yer alan Lesotho Krallığı da bir anklavdır.
Eksklavlar
Terim olarak Bir siyasi otoritenin kendi sınırları dışında kalan ve sınır bağlantısının olmadığı egemenlik haklarının olduğu bölgelere verilen addır. Dünya’daki örnekleri fazlasıyla bulunmakla beraber çok büyük bir kısmı barış yoluyla çözülmüştür ve hatta turistik bölgeler ilan edilmiştir. Hatta statüsü bitmiş olanları dahi bulunmaktadır. Bazı örnekleri arasında:
Belçika: Hollanda sınırları içerisinde Baarle-Hertog, Baarle-Nassau bölgesi yer almakta. Evlerin ve hatta birahanelerde masaların üzerinden geçen sınır çizgileri kasabayı oldukça turistik yapmaktadır. Kasabada Hollanda ve Belçika şehirlerine ait toplu taşıma servisleri düzenlendiği gibi Hollanda Krallığı içerisinde bulunmasına rağmen asayiş ve kamu düzeninden sorumlu Belçika Polis birliği de görev yapmaktadır.
Nahcivan: Azerbaycan Cumhuriyeti’nin bir kara parçası ve özer cumhuriyeti olan Nahcivan ülke toprakları ile aralarına giren İran ve Ermenistan sınırları nedeniyle ana ülke ile bağlantısı kesilmiştir. Açılacak olan Zengezur Koridoru ile yakın zamanda Eksklav statüsünü yitirecek olan Nahcivan Türkiye’nin Iğdır sınırıyla gümrük kapısı olması nedeniyle aslında kültürel olarak eksklav olmaktan çıkmıştır.
Campione D’Italia: İsminden de anlaşılacağı üzere bir İtalyan toprağıdır ve İsviçre Konfederasyonu’nun Ticino kantonu içerisinde yer alır. İtalya idaresi içerisinde yer alan bölgede İtalya Cumhuriyeti yasaları hakimdir. Kamu düzenlemeleri İsviçre yasalarına göre olsa da 2020 yılında İsviçre ve İtalya arasında yapılan anlaşma gereğince otomobil plakaları İtalyan tesciline geçmiştir. İtalya’ya ait kamu kurum binalarında İtalya’nın telefon alan kodu kullanılsa da geri kalan sivil yerleşimde İsviçre’nin alan kodu kullanılmaktadır. Posta hizmetlerinde ise adres bilgisine hangi ülkenin yazıldığı çok da farketmez.
Caber Kalesi ve Süleyman Şah Türbesi: Eksklavlar arasında en ilgi çekicinde aslında budur. Caber Kalesi ve Süleyman Şah Türbesi günümüzde Suriye’nin kuzeyinde yer almaktadır. 20 Kasım 1921 tarihinde Ankara Hükümeti ve Fransa arasında imzalanan anlaşma gereğince ilan edilen Caber Kalesi Türk muhafız alayı tarafından korunmaya başlandı. Suriye Devletinin inşa planında olan Tabka Barajı nedeniyle sular altında kalma riski nedeniyle ilgili eksklav Türkiye Cumhuriyeti tarafından boşaltıldı. 1973 yılında Halep’in yakınlarındaki Karakozak Köyüne nakledilen Süleyman Şah Türbesi 2015 yılına kadar burada kaldı.2011 yılında başlayan Suriye iç savaşı ve bölgede hüküm süren IŞİD nedeniyle Caber Kalesi terk edildi. 22 Şubat 2014 tarihinde ise Türk Silahlı Kuvvetlerinin Şah Fırat Operasyonu ile başlayan sınır ötesi askeri operasyon ile Karakozak‘daki Süleyman Şah Türbesi ve görevdeki 40 Türk Askeri anavatana geri getirilmiştir. Günümüzde kâğıt üzerinde Türk Eksklavı olarak görünen Caber Kalesinde herhangi bir Türk unsuru bulunmamaktadır.
Tabi Eksklavlar sadece bunlardan ibaret değiller. Bunlar sadece öne çıkan örnekleri. Rusya’nın Baltık’taki Kaliningrad toprakları, KKTC’nin Erenköy idaresi, ABD’nin bir eyaleti olan ALASKA ve Angola’ya ait Cabinda bazı örnekleridir.
İnsanlık tarihi Soğuk Savaşın ardından kendini yeni bir fenomenin peşine taktı. Küreselleşme. Ama bunun ömrünün ne kadar olduğunu 2020 başında öksürerek gördük. Girdiğimiz yeni 2020’li yıllarda bazı aşırılıkların, olması da gerektiği halde, arttığı bir dönemde sınır bölüşüm ve kavgalarını biraz daha karşılıklı menfaatler uğruna çevirebiliriz. Hollanda’nın Tillburg Tren İstasyonundan otobüse binip de görebileceğiniz gibi. Ya da geçmişte Türkiye’nin Süleyman Şah Türbesinde ve Caber Kalesinde görebileceğiniz gibi.


Yorum bırakın