Bu sene 68.si düzenlenen Eurovision Şarkı Yarışması İsveç’in Malmö kentinde yapıldı. Yarışmayı İsviçre’yi temsil eden Nemo Mettler isimli şarkıcı “The Code” adlı eseriyle kazandı. 37 ülkenin katıldığı yarışmada 26 ülke finale kalabildi. Fakat yarışma konsepti, şarkılar, performanslar ve sanatçılardan daha çok konuşulan başka bir şey daha vardı. Bazı ülke ve sanatçıların İsrail’e karşı tepkilerini hal, hareket ve söylemleriyle belli etmeleri. 7 Ekim 2023 tarihinde başlayan İsrail-Hamas gerilimi Filistin’de adeta bir yıkıma dönüştü. Uluslararası kamuoyunun oldukça tepkisini çeken gerilime kültürel bir diplomasi olan Eurovision Şarkı Yarışması da kayıtsız kalamadı.
7 Ekim 2023 tarihinde Hamas terör örgütü mensuplarının İsrail topraklarına başlattıkları harekât sonrası İsrail son yılların en ağır tahribatını Filistin’e veremeye başladı. İsrail’in güneyindeki bir müzik festivalinde eğlenen insanlara karşı başlayan Hamas saldırısı İsrail’in askeri olarak verdiği cevap üzerine Orta Doğu’daki son yılların en ağır yıkımlarından birine dönüştü. On binlerce Filistin’in İsrail Ordusunun saldırılarında hayatını kaybettiği çatışmalara uluslararası kamuoyu da sessiz kalmadı. Birçok ülkede düzenlenen Filistin dayanışma gösterileri ve İsrail boykot mitingleri fazlasıyla karşılık gördü. İsrail ve İsrail askerlerine desteklerini açıklayan çok uluslu şirketler de bu boykotların hedefi oldu. Gösterilen tepki sadece miting ve yürüyüşlerle sınırlı kalmadı elbette. Dünyanın en büyük televizyon şovlarından biri olan Eurovision Şarkı Yarışmasında da İsrail boykotu ve Filistin dayanışması izleri görüldü.
Semboller ve Söylemler
Eurovision Şarkı Yarışmasının düzenlendiği yerlerde EBU’nun almış olduğu karar nedeniyle belirli ülkelerin bayrakları yasaklanmıştır. Genellikle katılımcı ülkelerin sınır ve toprak anlaşmazlıklarının olduğu bayraklar arasında Dağlık Karabağ, KKTC ve Filistin bayrakları bulunuyor. 2019 yılında İsrail Tel Aviv’de düzenlenen yarışmada İzlanda’nın temsilcisi “Özgür Filistin” yazılı atkı açmış, atkıya güvenlik tarafından zorla el konulmuştu. Bu sene Filistin bayrağı açılmasa da Filistin ile dayanışmayı içeren bazı semboller yarışmacılar ve sanatçılar tarafından kullanıldı. Bunlardan en barizi “Filistin Kefiyesi” oldu.
Filistin ile özdeşleşmiş bir giysi olan kefiyeyi İrlanda’nın temsilcisi Bambie Thug basına demeç verirken boynuna doladı. Aynı zamanda dikkat çeken bir başka ayrıntı ise sanatçının vücudunda yer alan Ogham alfabesi ile yazılmış “ateşkes” ve “Filistin’e özgürlük” dövmeleriydi. Kefiye kullanan bir başka sanatçı da Eric Saade oldu. İkinci yarı finalin açılışında sahne alan İsveç’in geçtiğimiz yıllarda Eurovision temsilcisi Saade bileğine dolanmış Filistin Kefiyesi ile sahneye çıktı. Benzer şekilde Portekiz’i temsil eden şarkıcı Lolanda’nın tırnaklarındaki kefiye desenli oje de kullanılan sembollerden biriydi. Şarkısını bitirmesinin ardından sahnede “Barış Galip Gelecek” diye slogan atan Lolanda tepkisini gösterdi.
Sembollerin yanında söylemler de dikkat çekti. Yarışmayı İsrail’in kazanması halinde geleneksel olarak ödülü vermeyi reddeden geçtiğimiz yılın birincisi Loreen de boykotlara katılanlar arasındaydı. Geçtiğimiz yıl Norveç’i temsil eden sanatçı Alessandra ise “Filistin’de soykırım yapılıyor” ifadesini kullanarak finalde ülkesinin oylarını açıklama görevinden çekildi. Belçikalı sanatçı Mustii ise sahneye kolunda İngilizce olarak “Barış” yazılı dövme ile çıktı. Tepkiler içerisinde eylem ve hareketler de dikkat çekmedi değil. Örneğin basın toplantısı sırasında İsrail’in temsilcisi Eden Golan’ın konuşması sırasında Yunanistan’ın temsilcisi Marina Zati’nin esneyerek uyuklama taklidi yaptığı görüldü. Bununla birlikte final açılışında İtalya’nın temsilcisi Angelina Mango giydiği siyah sahne elbisesinin yanında İtalyan Bayrağını sallayarak Filistin bayrağına gönderme yaptı.
Tek Resmi Tepki Belçika Televizyonundan Geldi
Belçika devlet televizyonu VRT ise resmi olarak konuyla ilgili tepki gösteren tek kurum oldu. Eurovision yayını bölerek İsrail’in insan hakları ihlallerinde bulunduğunu ve ateşkes talep ettiğini yayınladı. Peki tepkilerin odağındaki İsrailli sanatçı Eden Golan ne koşullarda yarıştı? Sanatçı kaldığı otelden yarışmanın yapılacağı arenaya İsveç Polisinin korumaları ile getirildi. Sahnede uzun üzere “Özgür Filistin” sloganları ile yuhalandı. Dikkat çeken ayrıntılardan biri de sanatçının performansı sonrası çok fazla sahnede kalmamasıydı. Eurovision’un kullanmış olduğu ses sistemleri sanatçıların sesleri dışındaki ses ve bağrışları algılamadığından dolayı (anti-booing system) şovu televizyondan izleyen seyirciler bu durumu pek fark edemediler.
LGBTİ+ Propagandası
Yarışmanın kazananı olan isim İsviçreli temsilci Nemo Mettler de en çok konuşulanlar arasında yer aldı. Finalin başında bayrak geçişiyle başlayan yarışmada 26 finalistin her biri kendi ülkelerinin bayrakları ile sahneye çıkarlarken Nemo’nun elinde en az İsviçre bayrağı kadar büyüklükteki “non-binary” bayrağı dikkat çekti. Aynı şekilde “green room” olarak anılan ve sanatçıların ve temsil heyetlerinin bir arada oldukları platformda İrlandalı sanatçının LGBTİ+ bayraklarından biri bulunmaktaydı.
Bu durum aslında çok da yeni değil. Eurovision’un son 10 yılına baktığımızda LGBTİ+ bireylerin temsilci olarak katılımı ve bunun üzerinden kendilerini pazarladıkları oldukça sık görülmeye başlanmış durumda. 2014 yılında düzenlenen yarışmayı kazana Avusturyalı sanatçı Conchita Wurst birincilik zaferinin ardından “Cinsiyetsiz bir Dünya hayal ediyorum” diyerek propagandasını yapmıştı.
Kültürel bir diplomasi olarak Eurovision ulaşabildiği kitleler ile her türlü propagandanın yapılabileceği, kısıtlamaların bir şekilde kılıfına uydurularak kırılabileceği ve en önemlisi yapılan propagandaların karşılık bulabileceği bir platform. Üstelik bu geleneğini 3-5 yıldır sürdürmüyor. 2004 yılında İstanbul’da düzenlenen yarışmada Irak Savaşı’na gönderme olarak Türkiye’yi temsil eden Athena grubunun solisti “Barış” işaretli dövmelerini sahnede göstermişti. 2016 yılında İsveç’te düzenlenen Eurovision Şarkı Yarışmasının gösterilerinde ise Avrupa’da yaşanan mülteci krizine yönelik şovlar düzenlenerek tepki çekilmeye ve ilgilerin bu yöne yönlendirilmesi sağlanmıştı. Sahip olduğu kitlesi, katılımcıları ve coğrafyasının dinamikliği nedeniyle Eurovision Şarkı Yarışması tarifsiz bir kültürel diplomasi örneğidir.
Uluslararası ilişkilerin ve diplomasinin klasik standartlarından çıktığı ve dallandığı bir atmosferde bu tür bir organizasyondan Türkiye’nin eksik kalması ise kabullenilemez bir durumdur. Eurovision’un biz Türk toplumuna verdiği heyecan ve motivasyonu unutamadık. Ta ki bu sene tekrar (sanki biz de yarışmışız gibi) Sertap Erener’i sahnede görene kadar.


Yorum bırakın