SAHEL: SAHRA ALTI EKONOMİ POLİTİĞİ

Sahel ya da diğer ismiyle Sahra altı. Afrika kıtasında Sahra Çölünün Ekvator çizgisi ile saran Yağmur ormanları arasında kalan kısmını tanımlamaktadır. Atlantik Okyanusundan Kızıl Deniz ve Hint Okyanusuna kadar uzanan ortalama 16.000 kilometre karelik bir bölge burası. Aynı zamanda ekonomik sorunlarla dolu, terör örgütlerinin, silahlı paramiliter grupların ve cuntaların olduğu bir bölge. Coğrafyası uzun yıllar maden faaliyetleri nedeniyle tahrip edilmiş fakat şimdilerde bir benzeri tahribi başka aktörler yürütmekte: Küresel ısınma ve silahlı gruplar.

Ekonomik olarak Dünya’nın en az gelişmiş yerlerinden biri Sahel. Neredeyse 16. Yüzyıldan bu yana Avrupalı devletlerin emtia merkezi konumuna gelmiş durumda. Yer altındaki değerli madenleri ve doğal kaynakları Sahra altı ülkelerini endüstri devletlerinin ham madde merkezi haline getirmiş durumda. 2. Dünya Savaşı sonrası Batının liberal Dünya politikaları 1950’li yıllarda de-kolonizasyon ile bağımsızlığını kazanmış bu devletlerin daha çok ham madde ihracı yapmalarını sağlamıştır. Dünya Bankası ve IMF gibi uluslararası finansal kuruluşların Afrika ülkelerinde ağırlıklı olarak madencilik, lojistik ve liman yatırımlarını fonladığı görülmekte. Bir zamanların sömürge devletlerini “daha kolay sömürme programları” bu devletleri bazı şeylerden yoksun kılmış.

Çoğu Afrika devletinin olduğu gibi Sahel bölgesi de kıta ülkeleri ile aynı eksiklikleri paylaşıyor. Eğitimli iş gücü, elektrik ve yol, temiz ve donanımlı siyasiler ve hükümetlerin eksikliği. Yeterli finansmana ulaşıldığı takdirde ülkelerde büyümenin gerçekleşememesinin en büyük sorunu bu eksiklikler. Fakat bu zaman da kısır bir döngü başlıyor. Finansman bulunduğu takdirde bunu kullanacak eğitimli ve donanımlı işgücü, yeterli altyapı ve şeffaf hükümetlerin olmaması finansal kaynağı yönetemiyor. Doğal olarak da finansman bulunamıyor. Dışarıdan gelen kaynakların ise denetimsizliği ve belirsiz kaynaklara harcanması bölgede başka aktörlerin faaliyetlerine alan yaratıyor.

Işid, El Kaide ve Afrika

Sahra altı ülkelerinin en çok başını ağrıtan şey ise terör örgütleri ve faaliyetleri. Başta el-Kaide, Işid ve Boko Haram olmak üzere Cihatçı bazı gruplar yerel halkla veya devletle savaşmakta. Bunun yanında paramiliter gruplar da ortaya çıkmaktadır. Burkina Faso’nun neredeyse hepsine ve Mali’nin de güneyine Cihatçı gruplar hâkim. Nijerya’da çoğunluğunda hükümet güçleri ve militan gruplar çatışırken kuzeyinde ise Nijer’den gelen Cihatçı gruplar bulunmakta. Nijerya, Kamerun, Çad ve Nijer’in sınır kesişimlerini günümüzde Boko Haram terör örgütü ele geçirmiş durumda. Sudan’ın güneyi ve Etiyopya’da ise devlet paramiliter gruplarla karşı karşıya Somali’de ise yine Cihatçı grupların faaliyetlerini görüyoruz.

Yıkımın rakamları ise azımsanacak gibi değil. Orta Sahel olarak bilinen Mali, Nijer ve Burkina Faso’da 2022 yılında 10 bine yakın insan silahlı çatışmalarda hayatını kaybetti. 2023 yılı eylülüne gelindiğinde bu rakam çoktan geçilmiş oldu. Kısmen devlet denetiminin daha baskın olduğu Nijer’in kuzeyinde bile 2022’de ölen insan sayısı 7 binden fazla. Terör faaliyetler diğer bir yandan sivil halkın göçüne de sebep oluyor. Somali hariç Sahel bölgesinde terörden dolayı yerlerinden edilmiş insan sayısı 15 milyonu buluyor.

Africa by AI

Temel Sorun Altyapı            

                    

Altyapı aslında her ülkenin bir sorunu. Fakat Afrika için düşündüğünüzde bu durum bir başka. Afrika bazında düşünüldüğünde elektrik, internet ve temiz içme suyu altyapılarının oldukça zayıf olduğunu görüyoruz. Ekonomik olarak gelişmişliği diğer kıta ülkelerine göre bir miktar daha iyi olan Güney Afrika Cumhuriyeti’nde dahi elektrik kesintileri büyük bir sorun oluşturmakta. Bununla birlikte birçok ülkede mobil internet kullanımı ve elektronik bankacılık gibi hizmetler kullanılamıyor.

Altyapı denilince akla sadece elektrik, su, gaz gibi hizmetler gelmemeli. Kıta genelinde asfalt otoyollardaki yetersizlikler de ön plana çıkmakta. Özellikle Sahra altı bölgesinde iklimden kaynaklanan yol tahribatları fazlaca gözlenebilmekte. Fakat onarımını yapmaya ya da dayanıklı hale getirmeye bütçe ayırabilecek hükümetler neredeyse yok gibi.

Ne Olacak Bu Ekonomi?

Afrika ülkelerinde 1950’li yıllarda başlayan de-kolonizasyon süreci kıtada birçok bağımsız devleti doğurdu. Bu devletler her ne kadar Soğuk Savaş döneminde başta eski sömürgecileri olmak üzere Batının liberal ekonomik kalkınma programları, fonları ve demokrasi ihracıyla kaynak alsa da günümüzde tablo yüksek bir refah ve istikrar göstermiyor. Bölgede büyüme rakamları oldukça ılımlı. 2022 yılında yüzde 4, 2023’te yüzde 3,3 gerçekleşen büyüme 2024 yılı için ise yüzde 4 olarak bekleniyor. Covid-19 ve Ukrayna Savaşının küresel etkileri 2023 yılında kendini belli etse de nüfustaki yüzde 2,7 büyüme ekonomik bir refahı birey bazında getiremiyor. Borçlanmanın da maliyetinin artması Afrika ülkelerini döviz bazlı borçlanma piyasalarından uzak tutuyor. 2022 yılından beri hiçbir Sahra altı ülkesi dolar cinsinden devlet tahvili çıkaramadı.

Peki çare nedir? Birçok Afrika ülkesi için geçmişte Çin’den kredi alarak günü kurtarıyordu. Fakat Çin’in ekonomik bocalamaları artık kıta için bir alternatif değil. Çin yatırımları kıtada çok sevilen bir unsur olmamaya başladı. Ekonomik sorunların yanında artan sıcaklıklar yeni iklim mültecilerini doğurmakta. Bir yanda da Cihatçı terör örgütlerinin faaliyetleri ve hükümet güçlerinin çatışmaları bölgedeki eğitimsiz ve maddi olanaksız nüfusu başka yerlere itiyor. Ama en çok dikkat edilmesi gereken unsur son 2 yılda artan darbeler ve cunta yönetimleri. Ortak bir özellikleri var: Darbe ya da darbe girişimlerinin hepsi özgürlükçü ve milliyetçi grupların geçmiş sömürge ülkelerinin yanlısı hükümetlere karşı düzenlenmesi. Sokak gösterileri ve çatışmalarda bir ayrıntı ise bir istihbarat operasyonunun deşifre olmasına neden oluyor. Darbe yanlısı gruplar Fransız elçilik ve askeri üslerini milli bayrakları ile saldırırken Rusya bayrağı da taşıyorlar. Akıllarda yeni bir yazının konusu olabilecek bir tartışmayı dile getiriyor: Acaba Boz Ayı Horozu kıtadan kovuyor mu?

Yorum bırakın