BİR TABLO, BİR ŞEHİR, BİR HİKAYE: ANKARA MANZARASI

Ankara Manzarası. View of Ankara ismiyle bilinen Amsterdam’ın ünlü Rijksmuseum müzesinde sergilenen tablo 1700’lü yılların Ankara’sına ışık tutmakta. Anonim bir tablo olarak yapılmış eser bir dönemin Ankara’sını tasvir ederken aynı zamanda iki devletin de diplomatik ve ticari ilişkilerini yansıtmakta. Bu yazının materyal kaynağını sunan VEKAM, Koç Müzesi ve Hollanda Büyükelçiliği’ne teşekkürlerimizi sunarız.

18. yüzyılda çizilmiş bir yağlı boya tablo olan eserin sanatçısının kim olduğu bilinmiyor. 17. Yüzyılda altın çağını yaşayan Hollanda Krallığının dönemin en büyük devlet şirketi olan Hollanda Doğu Hindistan Şirketi’nin Amsterdam’daki genel merkezinde asılı olduğu bilinmektedir. 1902 yılında ise devlet müzesi olan Rijksmuseum envanterine geçen tablo uzun yıllar boyunca nereyi tasvir ettiği bilinememiş ve “Halep Manzarası” ismi ile anılmıştır. Tablo bir dönem Osmanlı İmparatorluğu ve Hollanda arasında ticaret yapan Levantsche Handel isimli şirketin Amsterdam’daki genel merkezinde asılı kalmıştır. Tablonun tasvirinin Ankara’ya ait olduğunun ortaya çıkması ise 1970’li yılları bulmuştur.

Türk Tarih Kurumunda yapmış olduğu sunum ile tablonun Halep şehrine değil Ankara’ya ait olduğunu bulguları ile sunan Prof. Dr. Semavi Eyice, 1700’lü yılların Ankara’sının tasvir edildiğini söylemiştir. Bunun üzerine 1972 yılında tablo Ankara Manzarası ismi ile değiştirilerek Rijksmuseum envanterine A2055 kodu ile kaydedilmiştir. Türkiye ve Hollanda’nın diplomatik ilişkilerinin başlangıcının 400. Yılı olan 2012’de Koç Müzesi’nin girişimi ile başlatılan süreçte 2018 yılında tablo Ankara Koç Müzesine getirilmiş ve 1 Ekim 2020 tarihine kadar sergide kalmıştır.

400 Yıllık Geçmiş

Türkiye ve Hollanda ilişkileri 412. Yaşını kutlamakta. 1612 yılında Hollanda tarafından İstanbul’a gönderilen ve kabul edilen ilk büyükelçi Cornelius Haga Osmanlı İmparatorluğundaki ilk Hollanda sefiri olmuştur. Bununla birlikte Osmanlı İmparatorluğu Hollanda’daki ilk elçiliğini ise 1859 yılında açmıştır. Hollanda’ya ilk büyükelçi olarak Yahya Karaca Paşa atanmıştır. Cumhuriyetin kuruluşu itibariyle 1924 yılında imzalanan Türkiye Cumhuriyeti ve Felemenk Krallığı Dostluk Anlaşması gereğince diplomatik ilişkiler tesis edilmiş, karşılıklı temsilcilikler belirlenmiştir. Anlaşma gereği Hollanda Krallığı Ankara’da Büyükelçilik, İstanbul’da Başkonsolosluk barındırırken; Türkiye Den Haag’da büyükelçilik, Amsterdam’da başkonsolosluk, Deventer şehrinde ise konsolos bulundurmaktadır.

Hisar Kapı

Bir Tablo ve Bir Şehir

Tablo 1700’lü yılların Ankara’sını mimari ve ticari olarak anlatmakla beraber şehrin günümüzde ayakta olan tarihi turistik simgelerine de yer vermekte. Örneğin Augustus Tapınağı, Julianus Sütunu, Hacı Bayram Veli Cami, Kurşunlu Han ve Mahmut Paşa Bedesteni günümüzde ayakta olan yapıların başlarında gelmekte. Kalenin günümüzde ayakta olmayan 3. Dış suru ise Ankara Kalesinin bir zamanlar nasıl göründüğünü bizlere anlatmakta. Ölçeksiz olarak çizilen tabloda dikkat çeken bir başka ayrıntı ise birden fazla derenin olduğu. Bent Deresi, Gümüş Dere ve Ankara Çayı gibi derelerle ilgili bizlere ip ucu verirken günümüzde var olmayan ve adı çokça dile getirilen bir yapı da ön plana çıkıyor. Kırmızı Manastır.

Kırmızı Manastır ve Akköprü

Vank Manastırı olarak da bilinen yapı 252 yıl öncesinde Ermenilere ait Anadolu’daki en büyük yapılardan biriydi. Birçok kaynakta içinin Kütahya çinileri ile kaplı dışının ise kızıl renkli kiremitlerle örülü olduğu söylenmektedir. Günümüzde Akköprü’nün altından akan Tabakhane Suyu ve Çubuk Deresine yakın bir konumda bulunan manastır Ankara Keçiören’deki Etlik Şehir Hastanesi ve GATA kampüsleri mevkindedir. Ankara Surp Asdvadzadzin Vankı ya da Kırmızı Manastır diye de geçen yapının ne zaman inşa edildiği bilinmemekle birlikte pagan tapınağı üzerine konumlandığı düşünülmektedir. 1914 yılına kadar faal olan manastır 1915 yılındaki Ermeni Tehcirinden dolayı nüfusunu kaybetmiştir. Bakımsızlıktan ve define avcılarının yağmalarından kaynaklı oldukça yıpranan manastır ortadan kalkmıştır. 1925 yılında Türk Ocağına ait bina yapılması için manastırın doğu arazisinde bulunan Ermeni mezarlığı, devletin vakıftan satın alarak kamulaştırması sonucu imar değişikliğine gitmiştir. Ergenekon Davası kapsamında mezarlık arazisinden çıkan silahlar bölgede bir Ermeni Manastırı olduğunu yeniden akıllara getirmiştir.

Bir Zanaat Olarak Tiftik Keçisi Yünü

Ankara'da Ticaret

Tabloda işlenen bir başka ayrıntı ise Ankara’nın en önemli sembollerinden biri olan Tiftik Keçisi yünü. Orta Asya ve Kafkasya kökenli olduğu düşünülen Tiftik Keçisi Türkler ile Anadolu’ya ve Ankara’ya gelmiştir. Yününün su geçirmez olmazı endüstriyel olarak önemli ve ekonomik bir materyal yapmaktadır. Yünü günümüzde peruk ve peluş oyuncak imalatında kullanılan Tiftik Yününe Angora Yünü de denmektedir. 18. Yüzyılda İngiltere’de pamuk ile başlayacak olan tekstil endüstrisi 17. Yüzyılda Hollandalı tüccarlar için Angora Yününün kullanılması ve ticareti ile daha erken başlamıştır. Tablodaki yün işlemeciliğinin yanı sıra keçilerin tıraş edilmesi ve dönem tüccarlarının giyim kuşamları da bizlere dönemle ilgili ayna tutmaktadır.

Yün Kesimi

Fotoğraf makineleri ve akıllı telefonlar günümüzde en ufak detaya kadar bizlere anı kaydetme ve geleceğe aktarma imkanını veriyor. Bundan 4 asır önce ise böyle bir olanağın olmadığı bir ortamda tablolar, seyyahlar ve anlatımları, çizim ve eserleri bizlere imkanları sunuyor. Ankara Manzarası tablosu da bunun örneklerinden. Günümüzde ayakta olmayan Ankara yapılarını bizlere betimleme fırsatı sunuyor. Celali İsyanlarından korunmak için inşa edilmiş 3. Sur, İğneli Belkıs Cami, Cenab-ı Ahmet Paşa Hamamı, Hoca Paşa Cami, Haseki Cami, Hıdırlık Türbesi, Kızılbey Türbesi ve İplikçiler Cami gibi yapılar tabloda yer almakta olup günümüze ulaşamamışlardır. Kim bilir belki günün birinde bir kent hafızası çalışması yapılır ve bu yapılar bir şekilde tekrar günümüze kazandırılmaya çalışılır. Ya da en azından bulunduğu yerde bir bilgilendirme levhası konur. Tarihi hafızayı korumak için Almanya’nın başkenti Berlin’deki Berlin Duvarının ayakta olmayan kısımlarında yapıldığı gibi.

Hacı Bayram Veli Cami ve çevresi

Yorum bırakın