Elinize bir mikrofon alıp uzaylıların varlığı hakkında bir sokak röportajı yapmaya kalktığınızda birbirinden farklı onlarca hatta yüzlerce cevap alabilirsiniz. İşin gerçeği de budur aslında. Varlıklarına inananlar olduğu gibi bunu bir mit, bir uydurma olarak gören insanlar da olacaktır. Bir hayal ürünü olduğunu düşünenlerin yanında uzaylılara ibadet eden inançlara mensup kitleler de göreceksiniz. Bu yazının amacı uzaylıların varlığını sorgulamak veya kanıtlamaya çalışmak değildir. Dünya dışı varlıklarla ilgili yaratılan algılara eleştirel bir bakıştır sadece.
İngilizcesi “Unknown Flying Object” yani “Tanımlanamayan Uçan Cisim” olan UFOlar insanlığın yüz yıllardır merak konusu olmuştur. Haklarında birçok şey söylenmiş, yazılmış ve ortaya atılmıştır. Uzaylıları, UFOları ya da Dünya dışı varlıkları (hangi ifadeyi kullanmak isterseniz) gören, duyan hatta iletişim kuran binlerce insan hikayesi bulunmakta. Öyle ki uzaylılar popüler kültürün bir parçası haline de gelmiş durumdalar. Haklarında yazılmış yüz binlerce bilim kurgu romanı, çizgi roman, sinema filmleri, televizyon dizileri ve animasyonlar bulunmakta. Uzaylılar temalı bilgisayar oyunları mevcutken Dünyanın çeşitleri yerlerinde kendileri haklarında kurulmuş müzeler dahi mevcut. Yeri geldiğinde mizaha dahi konu olurken popüler kültürün bize inandırdığı şey ise uzaylıların insanlığa karşı bir tehdit, bir düşman oluşudur. Adlarına çekilmiş belgeseller, telefon kameraları ile kaydedilmiş uzay mekiği görüntüleri gibi birçok materyal olmasına rağmen hiçbir zaman ne varlıkları kanıtlanabildi ne de yoklukları.
Dünya dışı varlıklar olarak nitelendirilmesine rağmen günümüz insanlarındaki uzaylı algısı insan formlarında başı, bedeni, kolları ve bacakları bulunan yeşil veya gri renklerde ten rengine sahip, büyük siyah gözleri bulunan canlılar şeklindedir. Bu algının oluşturulmasında Hollywood’un yıllardır uzaylılarla ilgili çekmiş olduğu sinema filmlerinde tasvirlerden gelmektedir. Kimilerine göre insanlığın gelişmiş bir formu olduğu ve Dünya insanlarından oldukça yüksek bir teknolojik gelişmişlik seviyesinde yer aldıklarıdır. Fakat bir taraftan da kimilerine göre hayal ürünü, toplumları ve kitleleri kontrol altında tutmak amacıyla uydurulmuş insan yapısı ürünlerdir.
51. Bölge
UFO efsanelerinin ve hikayelerinin özdeşleştiği Dünya’daki nadir yerlerden biri ABD’nin Nevada eyaletindeki 51. Bölgedir. Las Vegas’a 153 km uzaklıkta bulunan Amerikan Hava Kuvvetlerine bağlı 51. Bölge ABD’nin en büyük hava harp test üslerinden biridir. Sıradan bir askeri üssü UFOlar hakkında bu kadar ünlü yapan şey ise üste uzaylılara ait olduğu düşünüldüğü cesetlerin ve uzay gemilerinin olduğudur.
8 Temmuz 1947 tarihinde New Mexico eyaletinde Dünya dışı varlıklara ait olduğu düşünülen bir uçan dairenin düştüğü bilgisi verilmesinin üzerine kaza mahaline giden ABD ordusu mensupları uzaylılarla karşılaşmıştır. Uçan daire şeklinde metalden imal edilmiş yüksek teknolojiye sahip bir uzay aracı Dünya’da karaya düşmüş ve içerisinden gemiye ait personeller çıkmıştır. İddialara göre bu kaza sonucu enkaz ve uzaylılara ait bedenler 51. Bölgedeki ABD üssüne götürülmüş, kazayla ilgili de bir meteoroloji balonu kazası denilerek üstü kapatılmıştır. Roswell Kazası olarak tarihe geçen bu olayın ardından 51. Bölge yüksek güvenlikli bölge ilan edilmiştir. Bölgenin sınırları Amerikan güvenlik güçleri tarafından korunmakta olup özel izne sahip olmayan kişilerin bırakın girmesi yaklaşması dahi yasaktır. Yaklaşmaya çalışan insanları uyarmak ve hatta yeri geldiğinde öldürmekle görevli özel bir ekip tarafından korunan askeri üs ile bilinen tek şey hakkında kamuoyuna açıklanmış çok az şey olduğudur.
Görüntüler, Röportajlar, Açıklamalar
İnternette ufak bir araştırma yaptığınızda karşınıza binlerce UFOlara ait çekilmiş videolar görürsünüz. 2008 yılında Kumburgaz’da Yalçın Yaman isimli bir vatandaşın cep telefonu kamerası ile çekmiş olduğu görüntüler hem Türkiye’nin hem de Dünya’nın gündemine oturmuştu. Görüntülerde Dünya dışı bir varlığa ait uçan daire TÜBİTAK incelemesi sonucunda Tanımlanamayan Uçan Cisim olarak değerlendirilmiş fakat uzaylılara ait olduğu belirtilmemiştir. ABD ve NASA’nın görüntülerle ilgili yaptığı açıklamada ise uçan dairenin açılan bir penceresinden Dünya dışı bir varlığa ait bir kesit olduğu ve şu ana kadar çekilmiş en net uzaylılara ait kanıt olduğu belirtilmiştir. Bununla birlikte NASA’nın yapmış olduğu uydu görüntülemelerinde 2 adet uçan dairelere ait görüntüler Dünya dışı varlıkların gezegenimizi zaman zaman ziyaret ettiklerini doğrulamıştır.

Gerek uzaylılar tarafından kaçırıldığını söyleyerek medyaya röportajlar veren insanlar, gerekse de tarlasında veya bahçesinde uzaylıları gördüğünü, kovaladığını söyleyenler olsun Dünya dışı varlıklara dair kesin olarak var oldukları yönünde somut ve resmi bir açıklama yapılmamıştır. Bu durum onların var olmadıklarını savunarak uzaylıları bir mit olarak görmekten ziyade daha çok varlıklarını kanıtlayabileceğimiz bağlantımızın veya teknolojik gücümüzün olmadığını göstermektedir. Eylül 2023’te NASA tarafından kurulan bağımsız 16 kişilik bir UFO araştırma kurulunun yayınlamış olduğu 33 sayfalık rapor Washington’da yapılan resmi basın açıklaması ile tanıtıldı. Açıklamada konuşan NASA Başkanı Bill Nelson Dünya dışı varlıkların var olduğuna inandığını fakat UFOların Dünya dışı varlıklara ait olup olmadıklarına dair bir kanıta da sahip olmadıklarını dile getirdi. Yine sosyal medyada bir dönem popüler olan Meksika’daki bir arkeolojik kazıda çıkan ve uzaylılara ait olduğu düşünülen mumyalarla ilgili olarak da görüntüler dışında bir kanıt olmadığı belirtildi.
Dünyaca ünlü Astrofizikçi Stephan Hawking’in uzaylılarla temasa geçilmesi takdirinde uzaylıların Dünya’nın kaynaklarını sömürebilmek için insanlığa karşı saldırıya geçebileceği sözü UFO konusundaki endişelerden sadece biri. İnsanoğlunun merak etme ve araştırma içgüdüsü kendisinin bu kâinatta yalnız olmadığı düşüncelerine itmektedir. Fakat hesaba katılması gereken şeylerden biri de şudur: Uzaylılar, UFOlar veya Dünya dışı varlıklar her ne kadar insan formlarında, gezegenler arası seyahat edebilecek teknolojiye sahip varlıklar olabilecekleri gibi günümüz insanı Homo Sapiens formundan daha ilkel canlılar da olabilir. Bir elementi dönüştürerek/ayrıştırarak hayatta kalabilen bir tek hücreli varlıklar ya da koloni halinde yaşayarak mutualist ilişki içerisinde kendi atmosferini yaratabilen basit canlılar da olabilirler.


Yorum bırakın