TÜRK DİPLOMASİSİ VE HOLOKOST

TÜRK DİPLOMASİSİ VE HOLOKOST

Dünya tarihinin en kanlı savaşlarından biri olan 2. Dünya Savaşı ortalama 45 milyon insanın hayatını kaybetmesine yol açmıştır. 1939-1945 yılları arasında Avrupa’da başlayan ve giderek yayılan savaş 1942’de Sovyetlerin de katılmasıyla daha farklı bir boyut kazanmıştır. Birçok asker cephede hayatını kaybederken birçok sivil de bombardımanlarda yaşamını yitirmiştir. NAZİ’lerin uyguladıkları toplama kamplarında çalıştırma ve soykırım sonucu ortalama 6 milyon Yahudi hayatını kaybetmiştir. Toplama kamplarında hayatını kaybedenler arasında eşcinseller, engelliler, çingeneler ve hasta yaşlılar da yer almıştır.

Savaşın başından beri Türkiye hiçbir ittifaka dahil olmayıp tarafsız davranmış ve denge politikasını sürdürmüştür. Batıdan Almanların, güneyden İtalyanların ve doğudan da Sovyetlerin olası Türkiye işgali dönemin cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün kâbusları olmuştur. Yeni kurulmuş ve ekonomik kalkınmasını tam anlamıyla tamamlayamamış bir ülke olan Türkiye savaş boyunca erkek nüfusunu askere almış ve savaş öncesinde de Çakmak Hattı olarak bilinen olası Alman işgaline karşı koruganlar inşa ettirmiştir.

İkinci Dünya Savaşı boyunca Türkiye Yahudi karşıtı yasaları uygulayan tek tarafsız ülkeydi. Ülkede Varlık Vergisi uygulaması sürdürülmüş, vergisini ödeyemeyenler çalışma kamplarına götürülmüştür. Bununla birlikte Türkiye sayıları tam net olmamakla birlikte Avrupa’da yaşayan yaklaşık 5 bin Türk Yahudi vatandaşın vatandaşlığını iptal etmiştir. Vatandaşlığı iptal edilen yaklaşık 2.500 kişi Alman NAZİ kamplarında katledilmiştir. 1950’li yıllara kadar tek parti yönetiminin hâkim olduğu Türkiye’de milliyetçi politikalar izlenmiş, Yahudi dernekleri kapatılmış, gayrimüslim vatandaşların kendi dillerini kullanmasındansa Türkçe teşvik edilmiştir. Almanlar ve Türk Hükümeti arasında yapılan görüşmelerde tarafsız ülkelerin vatandaşlıktan çıkardıkları Yahudileri geri kabul etmeleri istenmiştir. Fakat buna rağmen Türk Hükümeti vatandaşlıktan çıkarılan Yahudilerin tekrar kabul edilmemesi yönünde diplomatlarını uyarmıştır.

Türk Pasaportu

1943-1944 yılları Avrupa’nın her yerinde Yahudilerin toplama kamplarında toplu imha edildikleri kanlı yıllar olmuştur. Ankara’nın çağrılarına rağmen Avrupa’da görev yapan Türk Diplomatları Türk kökenli olduklarını kanıtlayan Yahudilere vatandaşlık vermiştir. Bunların yanında kurtarabilecekler başka Yahudilere de pasaport vererek Türkiye’ye gönderilmelerini sağlamışlardır. Türk Konsolosluklarının önlerinde birkaç cümle Türkçe öğretilen bu Yahudiler Türk vatandaşlığı alarak başta Fransa, Macaristan ve Yunanistan olmak üzere bulundukları ülkelerde dokunulmaz olmuşlardır.

Savaş boyunca tarafsızlığını sürdürmüş olan Türkiye savaşın ilk günlerinden itibaren Avrupa’da yaşayan vatandaşlarını tahliye etmiştir. Bununla birlikte Almanya ile dostluk ve saldırmazlık üzerine anlaşma imzalaması ile Avrupa’da yaşayan Türk vatandaşları Yahudi olsalar bile tutuklanma ve toplama kamplarına götürülmeden muaf tutulmuşlardır. Diğer bir anlamda Türk Pasaportu NAZİ Almanya’sında dokunulmazlık belgesi haline gelmiştir.

Tahliyeler

Tamamen kişisel inisiyatifler alarak Yahudilere Türk vatandaşlığı veren Türk diplomatlarının girişimleri ile tahliyeler demiryolu aracılığıyla başlatılmıştır. Fakat özellikle Bulgaristan’da bombardıman saldırılarından dolayı demiryolları ve tren istasyonları büyük hasar gördüğünden yaya olarak devam edilmiş ve başka trenlerle ulaşım sağlanmıştır. 1943-1944 yılları arasında yüzlerce Yahudi Türk vatandaşı olarak Avrupa’dan tahliye edilmiş ve İstanbul’a getirilmişlerdir. Bununla birlikte 1940-1944 yılları arasında ortalama 13.000 Yahudi Türkiye üzerinden Filistin Mandasına geçmiştir.

Bombalanan Türk Konsolosluğu

1944 yılında Almanya’dan gelen emir sonucu Rodos adasındaki tüm Yahudilerin tutuklanarak toplama kamplarına alınmasına kara verilmiştir. Adada faaliyet gösteren Gestapo rejimi adadaki tüm Yahudileri tutuklamıştır. Dönemin Türkiye Cumhuriyeti Rodos Konsolosu olan Selahattin Ülkümen Gestapo rejimi, Berlin ve Ankara arasında yürütülen diplomasiye aracı olmuş ve tutuklanan Yahudiler içerisinde Türk kökenli olan 80 Yahudi’yi Türk vatandaşlığı verdirerek Türkiye’ye dönmelerini sağlamıştır. Türkiye’nin savaşın sonuna dahil olması sonucu 2 Ağustos 1944’te Almanya ile olan diplomatik ve ticari ilişkilerini kesmiştir. Bunun üzerine Rodos Gestapo rejimi Selahattin Ülkümen’i tutuklamış ve Türk konsolosluk binası ise bombalanmıştır. Ülkümen 1945’te Türkiye’nin girişimi ile Türkiye’ye getirilmiş ve Dürüst Adam ödülüne layık görülmüştür. İsrail Devleti tarafından 2. Dünya Savaşı boyunca Yahudilerin hayatta kalmasına yardımcı olan insanlara verilen bu ödülü alan tek Türk Selahattin Ülkümen’dir.

Cesaretleri, kahramanlıkları ve insani duygularıyla almış oldukları inisiyatifler sonucu Yahudilerin hayatlarını kurtarmaya yardımcı olan Türk Diplomatlarımıza teşekkür ederiz. Böylelikle başta şehit diplomatlarımız olmak üzere Türk Hariciyesine hizmet etmiş hayatta olmayan tüm dış işleri emektarlarını rahmet ve saygıyla anıyoruz. Onların kahramanlık öyküleri ve duruşları Cumhuriyetimizin 2. Yüzyılında Türk Diplomasisine hizmet etmek isteyen herkese ilham kaynağı olacaktır.

Yorum bırakın