
Tam olarak Türkçe bir karşılığı olmayan Reality Programları televizyon endüstrisinin olmazsa olmazı. Çeşitli formatlar ve içerikleriyle televizyon izleyen kitleleri ekranlara bağlıyorlar. Karşımıza bazen bir yarışma programı olarak çıkarken bazen de animasyon ya da absürt komedi programı olarak belirebiliyorlar. İçerikleri ve formatları gereğince hitap ettikleri kitleler değişebiliyor. Her ne kadar bir eğlence programı gibi görünse de insanlar üzerinde özellikle hitap ettikleri seyirciler üzerinde farklı etkiler bırakabiliyorlar. İşte Reality Programlara ufak bir bakış.
Türkçede tam karşılığı olmayan Reailty Programları bir tür televizyon programlarıdır. Genelde senaryosuz olarak gerçek hayata yer verilirken karakterleri de profesyonel aktörler değil sıradan insanlardır. Farklı formatları olmakla birlikte kökenleri de televizyonun tarihi kadar eskiye dayanmaktadır. 1940’lı yıllarda televizyon yayınlarının yeni yeni başlaması sonucu insanların beklenmedik anlarda verilen tepkilerini yayınlayan radyo ve televizyon programları çekilmeye başlandı. “Candid Camera” isimli program 1948’te ABD’de yayınlanmaya başlandı ve kısa bir süre içerisinde popülerleşti. Avrupa ve Dünyanın geri kalanında başta benzeri radyo programları yapılırken 1970’li yıllardan itibaren televizyon ve televizyon yayıncılığının yaygınlaşmaya başlaması ile birlikte Reality Programları da ortaya çıkmaya başladı. Özellikle 2000’li yıllarda tüm Dünyada renkli televizyonun yaygınlaşması, televizyon kanallarının sayılarının artması ve yayınlanan programların çeşitlendirilmesi dizi ve filmlerin yanında daha farklı programlar yayınlanması ihtiyacını doğurmuştur.
Çok Çeşitli Formatlar
Reality Programları daha çok televizyonun insana eğlence ve mutluluk hislerini verme özelliğini kullanırlar. İnsanların izlerken eğlenerek zevk alabilmelerini ve daha çok izlemelerini, programları daha sıkı takip etmelerini amaçlarlar. Bu bakımdan çok farklı formatlarla ortaya çıkmaktadırlar. Beden gücüne dayalı bir yarışma programı olabilirlerken bir evlendirme, arkadaşlık veya bilgi yarışmaları gibi de karşımıza çıkabilmektedirler. Türkiye’de de özellikle 2000’li yıllardan itibaren popülerleşen programların kaynakları yabancı menşeili olurken Türk toplumunun değerlerine göre uyarlanmaktadır. Bir grup insanı bir eve kapatarak günlük ilişkilerini izlemek, insanların yemek yapma becerileri üzerinden yarıştırılması, şarkı söyleme yetenekleri üzerinden yapılan programlar, adada fiziksel kabiliyetler ile hayatta kalma, estetik operasyon ya da kuaförlük becerilerinin sergilenmesi gibi temaların işlendiği programlar Türk televizyon tarihinde yer almıştır. Hatta bu temaların daha da ilerisinde kayıp bir yakınını bulmak isteyen insanlar, yeni evlenmiş kadınların gelin becerileri, tanışıp evlenme arzuları olan insanları görüştürme ve evini yeniletmek, temizletmek isteyen insanlarla ilgili formatlar da mevcuttur.
Türkiye’de Reality Programlarının ilkini 1993-1998 yılları arasında Show TV’de yayınlanan “Sıcağı Sıcağına” adlı absürt komedi içerikli Reality Show oluşturmaktadır. 2000’li yıllarda Türkiye’de artık her evde bir televizyonun olması, Televizyon kanal ve programlarının sayısının artması ve televizyon izleme kültürünün toplumda oldukça yaygınlaşması insanların ithal Reality Showlara merakını arttırmıştır.
2001 yılında Avusturya menşeili olarak hayatımıza “Biri Bizi Gözetliyor” adlı program tüm Türkiye’yi ekranların başına kilitleyerek gelecekteki ithal Reality Showlar için de zemin hazırlamıştır. Farklı özelliklerdeki insanları 100 gün boyunca aynı evde yaşatan formatta insanlar geçimlerini evden çıkarak taksicilik yaparak sağlıyorlardı. Evdeki tüm yaşamları ve birbirleri ile olan ilişkileri, hoşlanmaları, tartışmaları, kavgaları yayınlanan yarışmada her hafta tüm Türkiye’den ve yurtdışından gelen GSM oyları ile haftanın birincisi seçilirken bir kişi de elenmekteydi. Toplamda 6 sezon süren yarışma programına toplamda 97 yarışmacı katılmıştır.
Bir başka formatı olan “Ünlüler Çiftliği” adlı Reality Showda ise farklı alanlarda ün kazanmış bir takım sanatçı ve oyuncular bir çiftlik evinde imece usulü yaşamla günlük hayatlarını izletmişlerdir. GSM oyları ile eleme ve haftanın birincisi seçildiği yarışma 2004-2007 yılları arasında 3 sezon sürmüştür.
Reality Showların döneminin en sıra dışı formatı ise 2005 yılında Kanal D’de ilk kez yayına başlayan “Survivor” isimli programı olmuştur. Bir grup gönüllünün üzerinde yaşam olmayan iki farklı adaya getirilmesi ve hayatta kalma çabaları ile beden gücüne dayalı yarışmalar ile eleme ve birinci seçilme teması işlenmiştir. Günümüzde hala devam etmekte olan yarışma ünlüler-gönüllüler, all star gibi farklı formatları ile devam ederken Acun Medya’nın tekelinde yayınlanmaktadır.
Toplumsal Tepkiler
Reality Programları her daim insanların eğlenme ve zevk alma nesnesi olmamıştır. Zaman zaman içerikleri ya da katılımcıları nedeniyle ağır tepkiler gösterilmiş ve programlarla ilgili yayından kaldırılma kararları alınmıştır. En çok tepki alan programlar evlendirme programları olurken Türk toplumunun aile yapısına uygun olmadığı tam aksine zarar verdiği görüşü ortaya çıkmıştır. Bunlarla birlikte farklı isimler alarak farklı kanallarda yayınlanan yeni gelin evleri, maskeli şarkı yarışmaları ve gündüz kuşağı programları da katılımcılarının ve/veya sunucularının seyreden kitlenin tepkisi nedeniyle nasibini almışlardır.
Televizyon izleme kültürünün oldukça yaygın olduğu gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkelerde televizyon endüstrisi en kolay para kazanılabilecek uğraşlardan biridir. İnsanların bir süreliğine kendi hayatlarını bırakıp izledikleri takip ettikleri insanlar ve ilişkileri bir nevi dertlerden uzaklaştırıcı zihinsel bir arınma etkisi yapabilmektedir. Ancak daha da düşünülmesi gereken şey bu programlara katılan gönüllü insanların ilişkileri ve davranışlarını bir şov için mi yaptıkları yoksa doğal davranarak kendilerini gösterdikleri midir? Kameraların karşınızda olduğu ve bir kitle tarafından televizyonda seyredilip hakkınızda yüzlerce, binlerce iyi ya da kötü yorumun yapıldığı bir ortamda ne kadar doğal davranabilir bir insan bilemiyorum. Ancak gerçek şu ki Reality Programlarında işlenilen temalar, katılımcılar ve insanlara gösterilenlerin arkasında büyük medya şirketlerinin, reklamcılığın, GSM operatörlerinin ve prodüksiyon sahiplerinin milyarlarca dolarlık payı ve çıkarı olduğudur. Belki de “Kısmetse Olur” gibi yarışmacılarının toplumda çok farklı tepkiler topladığı bir programın katılımcıları da bu paydan prim koparabilmek için bu kadar uğraşmışlarıdır. Maddi olmasa bile sosyal prim.

Yorum bırakın