SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİNDE ABD BAŞKANLARININ DOKTRİNLERİNİN AMERİKAN DIŞ POLİTİKASINA ETKİSİ

1.       GİRİŞ

İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesi ile birlikte Dünya uluslararası sistemi çift kutuplu bir hal almıştır. Bir tarafta kapitalist liberal ekonomik modeli benimsemiş Batı demokrasileri diğer tarafta da Sosyalist sistemi uygulayan Sovyetler Birliği ve uydu devletleri. Soğuk Savaş olarak adlandırılan bu çift kutuplu dönem 1990’lı yıllarda komünist rejimlerin yıkılması ve Sovyet cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını elde etmeleriyle son bulmuştur. Soğuk Savaş dönemi ABD’nin başını çektiği Batı Bloğu ile Sovyetlerin başını çektiği Doğu Bloğu arasındaki güç üstünlüğü savaşı olarak nitelendirilmiştir. Bu döneme damgasını vuran politikalar ise ABD’nin dış siyasetinde uyguladığı doktrinlerdir. Amerikan başkanlarının dış politika uygulamalarını içeren doktrinler başta ABD olmak üzere Batı Bloğunun genel politikası olmuş ve Sovyetlerle olan ilişkilerin tarzını belirlemiştir.

Bu çalışma 1945-1989 yılları arasında görev yapmış olan 6 farklı Amerikan başkanının dış politikalarında kullandıkları doktrinlerini anlatmaktadır. Yaşanılan dönemim uluslararası düzenini de dikkate alarak doktrinlerin içeriklerini ve uygulamalarına yer verilmiştir. Araştırmada faydalanılan kaynaklar üzerinden Soğuk Savaş dönemi ABD dış politikası uygulamaları anlatılmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde doktrin kavramının tanımlaması yapılmaktadır. İkinci bölümünde ise her bir ABD başkanının uyguladığı doktrinler açıklanmıştır.

Cold war

2.       KAVRAMSAL OLARAK DOKTRİN

Kelime anlamı olarak “Doktrin” Türk Dil Kurumuna göre öğreti demektir. Türkçeye Fransızcadan geçmiştir. Genel anlamda doktrin kelimesi bir politika veya uygulamanın içeriğini ifade etmektedir. Amerikan Başkanları tarafından doktrinler başkanların kendi dönemlerinde dış politikalarında izleyecekleri yolu ifade etmektedir.

Kadro dergisinin kurucularından biri olan Türk yazar Şevket Süreyya Aydemir doktrini terimini tahkim edilmiş dogmatik değişmezlerden oluşan bir sistematik olarak tanımlamıştır. Öyle ki Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Mustafa Kemal ile arasında geçen bir diyalogda CHF kastedilerek “paşam partinin bir doktrini yok sözlerine karşı Mustafa Kemal “Elbette yok çocuğum, eğer doktrine gidersek hareketi dondururuz” diye cevap vermiştir. Doktrin kelimesinin cumhuriyetin ilk yıllarında bir dogma olarak kabul edilmesi ilerici ve çağdaşlaşma idealizminde olan bir siyasal hareket için kabul edilebilir bir yol olarak görülmediğini göstermektedir.

Doktrin her zaman bir öğreti veya politika olarak karşımıza çıkmamaktadır. Tarihçi Elie Kedourie “Milliyetçilik” kavramını bir siyasi ideoloji yerine bir doktrin olarak nitelemiştir.

Cold war ai

3.       ABD DIŞ POLİTİKASINDA DOKTRİNLER

Çalışmanın bu bölümünde Soğuk Savaş döneminde görev yapmış olan 6 farklı ABD başkanının doktrinleri üzerinde durulacaktır. Bu başkanlar ve başkanların görev yılları sırasıyla şöyledir: Harry Truman (1945-1953), John F. Kennedy (1961-1963), Lyndon Johnson (1963-1969), Richard Nixon (1969-1974), Jimmy Carter (1977-1981) Ronald Reagan (1981-1989).

3.1. TRUMAN DOKTRİNİ

İkinci Dünya Savaşı uluslararası sisteminde Amerikan dış politikası 1947 yılı itibariyle değişikliğe gitmiştir. Başını ABD’nin çektiği kapitalist demokratik ülkelerin oluşturduğu Batı Bloğunu Sovyetler Birliğinin yayılmacı politikalarıyla bir komünizm korkusu sarmıştır. Bu korku Sovyet tehdidi olarak nitelendirilerek komünizme karşı savaş yöntemi ile Truman Doktrini oluşturulmuştur. Truman Doktrini temel olarak Sovyetlerin yayılmacı tehdidine karşı demokrasi ile yönetilen devletleri desteklemeyi ve bu ülkelerdeki Sovyet yanlısı komünist hareketleri bastırmayı hedeflemektedir. Truman Doktrinin uygulamadaki hedef ülkeleri ise Yunanistan ve Türkiye’dir. Yunanistan ve Türkiye sahip oldukları jeostratejik pozisyon bakımından Sovyetlerin Ortadoğu, Balkanlar ve Doğu Akdeniz’e açılan kapıları konumundadırlar.

Truman Doktrini çerçevesinde ABD Türkiye’ye 100 milyon Dolar, Yunanistan’a da 300 milyon Dolar yardım yapmıştır. Doktrin olarak Truman Doktrini ABD’nin ve Amerika kıtasının dışına çıkan bir politika olmakla birlikte Sovyetlerin Ortadoğu’daki yayılmacılığına karşı koruyucu önlem içermektedir. Bu bakımdan Ortadoğu’da artık hegemon gücün İngiltere değil ABD olduğunun da bir göstergesidir. Aynı zamanda ABD’nin Sovyetlere karşı yürüttüğü Çevreleme Politikasının da başlangıcı olarak kabul edilebilir.

3.2. KENNEDY DOKTRİNİ

1961-1963 yılları arasında başkanlık yapan Kennedy bu çalışma da ele alınan Amerikan Başkanlarından en kısa süre görevde kalmış olanıdır. Kennedy başkanlık kariyeri içerisinde 1960’lı yılların başında ABD’de başlayan kadın hareketine yönelik bir dizi reformlar hazırlamıştır. Dış politikasında ise Küba Füze Krizi’nin önlenmesi ve Sovyetlerle yapılan atmosferde nükleer silah denemelerinin yapılmaması adına anlaşma ile ABD Kennedy döneminde bir çeşit dizginleme politikası izlemiştir. Başkan Eisenhower döneminde başlayan Güney Vietnam’a askeri danışman gönderme politikası Kennedy döneminde de devam etmiştir. Güney Vietnam’da bulunan 700 Amerikalı askeri danışman sayısı binlere ulaşmıştır. Başkanlık kariyeri çok uzun sürmeyen Kennedy Medeni haklar Yasası’nı senatodan geçiremeden Dallas, Teksas’ta bir keskin nişancı tarafından suikast ile öldürülmüştür.

3.3. JONHSON DOKTRİNİ

22 Kasım 1963’te başkan Kennedy’nin suikast ile öldürülmesinin ardından Lyndon Johnson ABD’nin başkanı olmuştur. Başkan döneminde en çok ön plana çıkan politikası ‘’Özgürleştiricilik’’ olmuştur. 1964 yılında Afro-Amerikanlara yönelik başlatmış olduğu reform süreci çerçevesinde Medeni Haklar Yasası ve Seçim Hakları Yasalarını çıkartarak siyahilere uygulanan ayrımcılığı ortadan kaldırmış, Siyahi vatandaşlara seçme ve seçilme hakkı tanımıştır. Yoksulluğa karşı savaş ve sosyal devlet politikaları ile asgari ücretin yükseltilmesi, 65 yaş üstü vatandaşlara ücretsiz sigorta, yoksullara gıda yardımı ve işsizlere iş eğitimi verilmesi gibi bir dizi sosyal devlet uygulamasını da hayata geçirmiştir.

Johnson dış politikasında ise Batı değerlerini savunan komünizm karşıtı bir çerçeve izlemiştir. Kendinden önceki Başkan Kennedy’den aldığı mirası devam ettiren Johnson 2 Mayıs 1965’teki konuşmasında doktrinini açıklamıştır. Konuşmasında ABD’nin bu yarımkürede başka bir Küba kurulmasına asla müsaade etmeyeceğini ve elindeki tüm imkanları bunun için kullanacağını ifade etmiştir. Johnson döneminin doktrin olarak uygulamadaki en ses getiren olayı Vietnam Savaşı olmuştur. Johnson’ın Vietnam’a yönelik iki farklı fikri bulunmaktaydı. Bir taraftan Vietnam’daki dostlarının ormanlara girerek komünistlere derslerini vermesini istiyordu. Diğer taraftan da bu savaşın kendi lehlerine çevrilmesinin çok uzun süreceğinden endişe ediyordu. Vietnam’a deniz piyadeleri ve askeri danışmanlarını gönderen Johnson savaşı büyütmüştür. Vietnam’daki ABD askeri sayısını 553 bine ulaşması ABD’de kendisine olan güven ve desteğini sarsmıştır. Savaşın maliyetinin Birleşik Devletlere yıllık 2 milyar Amerikan Dolarına mal olması ve savaş karşıtlarının en az Medeni Haklar Yasası savunucuları kadar artması Johnson’ın şu itirafıyla 1968’de tekrar aday olmayacağını açıklamasına neden olmuştur:

Dünya’nın en büyük süper gücünün küçük, çağdışı bir ülkeye boyun eğdirmek için her hafta bin sivilin ölmesine veya ciddi şekilde yaralanmasına sebep olması… Güzel bir görüntü değil.

3.4. NIXON DOKTRİNİ

Başkan Johnson’ın 1969 yılında görevinin sona ermesiyle ABD Başkanlığı koltuğuna Richard Nixon geçmiştir. Nixon ABD’de Vietnam Savaşı’na karşı artan tepkiler üzerine geri çekilme ve savaşı sona erdirme vaatleri ile iktidara gelmiştir. Nixon’ın dış politikasını şekillendiren kişi olarak dış işleri bakanı Henry Kissenger Vietnam’daki trajediye savaşı “Vietnamlılaştırmak” olarak çözüm bulmuştur. Göreve başlamasıyla birlikte her yıl 150.000 ABD askerini Vietnam’dan geri çekerek savaşı sonlandırma ve Güney Vietnamlılara kendi kaderlerini kendileri tayin etme fırsatını sunmuştur. Böylelikle ABD ilk kez kendi savaşını kaybederek kendi dünya düzeni kavramındaki çizgisini kaybetmiştir.

Nixon’ın doktrini 1960’larda sonuçsuz savaşlar, suikastler ve halk ayaklanmaları ile zedelenmiş olan Amerikan siyasetini ve dış politikasını onarmak olmuştur. Nixon doktrininde ABD’nin Dünya’nın jandarmalığına soyunmayacağını ve ABD’nin dost ve müttefiklerinin her türlü destekleneceğini belirtmiştir. Amerikan idealizmini pratikleştirerek Amerikan pragmatizmini uzun vadeye yerleştirmeye çalışmıştır. Nixon’a göre uluslararası düzen içerisinde 5 büyük siyasi güç bulunmaktaydı ve bu siyasi güçlerden birinin diğerine göre daha da güçlenmesi savaş tehlikesini doğurmaktaydı. Bu güçler ABD, Avrupa, Japonya, Çin ve Sovyetler Birliği’dir. Bu 5 siyasi güçten dikkat çekici olanları ABD’nin hasmı olan Sovyetler Birliği ve Çin’dir. Nixon’ın uygulamaları arasında olan Çin’i Sovyetler Birliği’ne karşı dengeleme amacıyla Pekin ziyareti, Çin ile diyaloğa açık olduklarını belirtmesi, Sovyetler Birliği ile nükleer silahları sınırlandırma anlaşmasını imzalanması ve Sovyet periferindeki ülkelerle diyaloğa girilmesi Soğuk Savaş içerisinde ABD’nin komünizme karşı yumuşak tavırlarının bir geri çekilme olarak adlandırılmasına neden olmuştur. Bu dönem ABD İsrail ve Mısır arasındaki anlaşmalara aracı olması ve Avrupa Güvenlik Konferansı’nı başlatması ile Doğu Avrupa ve Sovyetlere karşı yeni bir tür karşı duruş sergilemiştir. Nixon’ın başkanlık döneminin ABD’nin silahlı güç kullanmak yerine diyaloglar ve arabuluculuklar yöntemlerini seçtiğini söyleyebiliriz.

3.5. CARTER DOKTRİNİ

1960’lı yılların sonundan başlayarak 1980’lerin sonuna kadar geçen döneme yumuşama (detant) dönemi adı verilmektedir. Bu dönem devletler arası karşılıklı yeni iş birliklerinin kurulduğu ve uzun soluklu küresel ve bölgesel anlaşmazlıkların nasıl savaşlara yol açabileceğinin farkına varıldığı, bu bilinçle politikalar yapıldığı bir dönem olarak görülmektedir. 1976 yılında seçilen Başkan Jimmy Carter bu yumuşama döneminde görev yapmıştır. Başkanlık dönemi içerisinde Sovyetlere karşı barışçıl politikalar izlemiş, ABD ulusal çıkarlarını ön planda tutarak ekonomik ve siyasi yeni iş birliklerini desteklemiştir. Başkanlık döneminde Sovyetlerin Afganistan’ı işgali ve İran’daki İslam Devrimi Carter’ın Ortadoğu’daki ABD politikalarını değiştirmesine neden olmuştur. Gene de bu dönem içerisinde Carter ABD’nin çatışmalardan uzak durmasını savunarak arka planda askeri gücünü arttırmaya yönelik bir politika izlemiştir.

3.6. REAGAN DOKTRİNİ

1980 yılı ABD Başkanlık seçiminde rakibi Carter’a meydan okuyan Reagan Amerikan halkına sorduğu basit bir soruyla Carter’a olan güven ve desteği düşürerek ABD Başkanı olmuştur: “Dört yıl öncesinden daha da iyi bir konumda mısınız?” 1981-1989 yılları arasında ABD Başkanı olan Reagan Sovyetlere karşı ABD üstünlüğünü savunarak ABD’nin ikircikli tavırlarına sebep olan güç ve meşruiyet unsurlarını kaynaştırmıştır. İç politikasında Evanjelistlerin haklarını savunmuş Amerikan okullarında geleneksel duaları yasaklayan ve kadınlara kürtaj hakkı tanıyan Anayasa Mahkemesi kararlarına tepki göstermiştir. Reagan görev yaptığı dönemde Sovyetler Birliği’nin zayıflığından faydalanmıştır. Anti-komünist devletleri destekleyerek Sovyetlere karşı sert önlemler almıştır. Reagan’ın doktrini özünde Sovyet tehdidine karşı anti-komünist demokratik devletleri desteklemek ve Batı liberal demokrasilerinin değerlerini savunmaktır. Reagan Doktrininin uygulama alanı bulduğu yer ise Aralık 1989’da Panama olmuştur. Panama’da ABD vatandaşlarına şiddet uygulandığı gerekçesiyle ABD askeri müdahalede bulunarak Panama’yı işgal etmiştir. Bu müdahalesinde Reagan Panama’ya demokrasi getirme hedeflerinin varlığına vurgu yapmıştır.

4.       SONUÇ

Doktrin kavramını ABD Başkanlarının kendi dönemlerindeki dış politikalarını belirleyen öğreti olarak tanımlamak yanlış olmayacaktır. İkinci Dünya Savaşı sonrasında çift kutuplu Dünya’da ABD ve Sovyetler Birliği’nin giriştiği güç ve hegemonya yarışında ABD’nin uygulamaları dönemsel olarak farklılaşmıştır. ABD Başkanlarının söylemlerini ve dış politikalarını belirleyen doktrinler Amerikan siyasetinin merkezini oluşturmuştur. Başkan Truman’ın çevreleme politikası ile başlayan Soğuk Savaş dönemi doktrinleri temelde Sovyetler Birliği’nin yayılmacı ve komünizm yanlısı politikalarına karşı Batı Bloğunu koruma üzerine oluşturulmuştur. Bu bağlamda Yunanistan ve Türkiye ABD yardımları kapsamına alınmıştır. ABD’nin Sovyet coğrafyasına uzaklığı kendisine bölgede yeni müttefikler arama ihtiyacını doğurmuştur. Kennedy dönemi ise Sovyetleri dizginleme politikası üzerine kurulmuş ve Vietnam Savaşı’nda ABD’nin rolünü göstermesiyle devam etmiştir. Kennedy’nin suikast sonucu öldürülmesi ile bu politika mirasını Başkan Johnson almıştır. Johnson’ın Vietnam Savaşı’nı kızıştırması komünizme karşı top yekün savaşı doğurmuştur. Bu savaşın bedeli ise binlerce Amerikan askerinin ölümü ve çığ gibi büyüyen tepki ile sonuçlanmıştır. Bu tepkileri kendi seçim propagandasına katan Richard Nixon ise ABD tarihinde görülmemiş bir şekilde yenilgiyi kabul ederek Komünizmle savaşmayı başka bir yönteme yerleştirmiştir. Nixon ile başlayan yumuşama dönemi Amerika ve Sovyetler arasında diyalogla sınırlı kalmamış Sovyet uydu devletleri, Yugoslavya ve Çin ile de devam etmiştir. Bu bağlamda Nixon dönemi ile ABD Soğuk Savaşı diyalog ve barışçıl yöntemlerle en az çatışmaya indirme gayretleriyle devam ettirmiştir. Bu yumuşama Carter döneminde de devam ederek ABD’nin ticari ve ekonomik hegemonyasını pekiştirme amaçlı ticari anlaşmalarını hayata geçirdiği bir dönem olmuştur. Son olarak Reagan dönemi ise doktrin uygulamaları olarak zayıflayan Sovyetlerin güçsüzlüğünü fırsat bilmiş ve Soğuk Savaşı ABD ve Batı Bloğunun zaferi ile taçlandırmıştır.

Amerikan dış politikası dönemsel uluslararası koşullar ve ABD halkının tepkileri ile şekillenmiştir. Başkanların uygulamaları ise tamamen toplumun ve uluslararası sistemin mevcut durumuna göre olmuştur. Temel ideolojinin Sovyetlerle nasıl olduğu önemli olmaksızın mücadele anlayışı ABD dış politikasının 1945-1989 yılları arası genel çerçevesi olmuştur. ABD dış politikasının yönlendiricisi olan başkanları politika uygulamalarını ise birbirlerinde miras alarak devam ettirmişlerdir.

 

Kaynakça

Kitaplar

Davidson, James West. Kısa Amerika Birleşik Devletleri Tarihi, Say Yayınları, 2. Basım, 2018, İstanbul.

Dorel, Gerard. Amerikan İmparatorluğu Atlası ABD: Hipergücün Jeostratejisi, NTV Yayınları, 1. Baskı, 2007, İstanbul.

Kissinger, Henry. Dünya Düzeni, Boyner Yayınları, 5. Baskı, 2014, İstanbul.

Sander, Oral. Siyasi Tarih 1918-1994, İmge Kitabevi, 30. Baskı, Kasım 2020, Ankara.

Makaleler

ATAÇ, Kaan Kutlu, and Mehmet Mert ÇAM. “Soğuk Savaş: Amerikan Büyük Stratejisi, Johnson Doktrini ve Kıbrıs.” Güvenlik Stratejileri Dergisi 16.35 (2020): 595-634.

ERTAN, Temuçin F. “Milliyetçiliğin müphemliği: milliyetçilik nedir?.” Atatürk Yolu Dergisi 16.62 (2019).

KAPUCU, Davud. “ABD’NİN ORTADOĞU POLİTİKASINA KENDİ ULUSAL GÜVENLİK DOKTRİNLERİ EKSENİNDE BİR BAKIŞ.” Anadolu Akademi Sosyal Bilimler Dergisi 3.2: 220-234.

YALTIRAK, Cenk. “RESMİ/GAYRİ RESMİ TARİH ALDATMACASI; BİR DÖNEMİN ARKA YÜZÜ KEMALİZM NEDİR? NE DEĞİLDİR.” Aydınlanma 1923 43.43 (2003): 11-24.

Web Sayfaları

https://sozluk.gov.tr/ erişim tarihi: 06.06.2021

Yorum bırakın