
Bir zamanlar Türkiye’nin “milli meselesi” olan fakat 2012 yılından sonra artık katılmadığımız, kendince ülkemizde de bir hayran kitlesi olan Eurovision Şarkı Yarışması 2024 yılında İsveç’te düzenlenecek. Şu ana kadar 66 yarışma düzenlenmişken 2020 yılında pandemi sebebiyle şov dijital ortamda sadece performansların sergilenmesi usulüyle yayınlanmıştır. Her yıl mayıs ayında düzenlenen yarışmaya 1975 yılında ilk kez katılan Türkiye 2003 yılında ilk ve tek birinciliğini elde etmiş ve 2004 yılında İstanbul’da ev sahipliği yapmıştır. Özellikle oylamalar kısmında nefeslerin tutulduğu, heyecanların doruklara yükseldiği Eurovision’a bir de “kültürel bir diplomasi” gözüyle bakalım.
2. Dünya Savaşının ardından yeniden inşa sürecine giren Avrupa hem ekonomik hem de kültürel anlamda birlik oluşturma duygusuyla Eurovision’u yaratmıştır. Avrupa Yayın Birliğinin kurulması ile ülkeler arası kültürel bir etkinliği yarışmaya çevirme kararı 1955 yılında dönemin İsviçre radyo ve televizyon kurumunun başkanı Marcel Bezençon tarafından ortaya atılmıştır. Ad hoc bir komite tarafından yönetilecek yarışmaya yayın birliği üyesi tüm ülkelere katılım hakkı verilmiştir. İlk defa İsviçre’nin Lugano kentinde düzenlenen yarışmaya sadece 7 ülke katılım sağlamıştır.
Performansların sergilenmesinin ardından ülkelerin komitelerinin vermiş oldukları kararlar ile oylama bölümü gerçekleştirilir. Yarışmanın en heyecanlı olarak nitelendirilebilecek bu bölüm zamanla değişikliklere uğramış cep telefonları ve mobil hatların yaygınlaşması ile bireylerin de oy kullanmada hakkı olmuştur. Günümüzde Eurovision’un akıllı telefonlara indirilen uygulaması üzerinden bile oy kullanılabilmektedir.
Sınırlarını Aşan Eurovision
Avrupa Yayın Birliği üyesi ülkelerin katılım hakkının olduğu Eurovision Şarkı Yarışması zamanla sınırlarını aşmış ve katılımcılarını da genişletmiştir. 1973’te katılan İsrail, 1974’te katılan Yunanistan ve 1975’te katılan Türkiye’yi 2000’li yıllarda Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan gibi Avrupa kıtası ve Avrupa ülkeleri ile diplomatik bağları olan yeni üyeler izlemiştir. Daha küresel boyut kazanması ise 2015’te Eurovision’un Avrupa dışında en çok izlendiği, en popüler yer olduğu eski bir İngiliz sömürgesi olan Avusturalya’nın yarışmaya katılması ile olmuştur. Aynı zamanda 2016 yılından itibaren yarışmanın Çin ve ABD’deki televizyon kanallarında canlı olarak yayınlanması yarışmayı milyonlarca kişinin tanımasına ve izlemesine neden olmuştur. Son yıllarda Eurovision’un kendi Youtube kanalından yarışmayı canlı olarak vermesi ise sınırları tamamen ortadan kaldırmıştır.
Türkiye’nin Eurovision Serüveni
İlk defa 1975 yılında “Seninle Bir Dakika” isimli parçayla katılan Türkiye 2003 yılında Riga’da düzenlenen yarışmada Sertap Erener’in “Every Way That I Can” adlı parçesı ve sahne şovuyla ilk kez birinci olmuştur. 2010 yılında Oslo’da düzenlenen yarışmada ise ilk defa ikinciliğini elde edebilmiştir. 2010 yılındaki yarışmayı kazanan Almanya’nın “Big 5” yani yarı final olmadan direkt finalde yarışan bir ülke olması İtalya’nın uzun süredir yarışmaya katılmıyor olması Türkiye’yi 2010 yılındaki yarışmaya direkt finalde dahil etme fikrini ortaya çıkarmıştır. Almanya’nın 28 yıl aradan sonra ilk kez birincilik kazanmasının ardından İtalya da yarışmaya dönme kararı almıştır. Böylelikle Türkiye’nin direkt finalde performans sergileme teklifi de rafa kalkmıştır. Oylamaların politik olması ve halk oyları ile jüri oyları arasındaki adaletsizlik gibi eleştirilerinden dolayı TRT 2013 yılından itibaren yarışmaya katılmama kararı almıştır. Türkiye’yi 2012 yılında Bakü’de düzenlenen katıldığı son yarışmada Can Bonomo temsil etmiştir. Son katıldığı yarışmayı Türkiye 7. sırada tamamlamıştır. 37 yıllık Eurovision serüveninde Türkiye’nin dikkat çeken özelliği ise 2000’li yıllardan önce daha çok Türkçe ve yerel ezgilere yer verilirken 2000’li yıllardan sonra şarkılarında ağırlıklı olarak İngilizcenin kullanıldığı ve yerel, kültürel dansların ve ezgilerin de dahil edilmeye çalışıldığıdır.
Küresel Diplomasi Olarak Eurovision
Uluslararası İlişkiler değişen Dünya algılarında yeni aracılar arama eğilimindedir. Farklı diplomasi yöntemleri ortaya çıkmakta olup devletlerin yeni uygulamalara yönelmesi mevcuttur. Kültürel diplomasi de bunlardan biridir. Devletlerin diğer devletleri ekonomik, siyasi ve askeri güç yanında toplumsal ve kültürel olarak da tanıma ihtiyacı doğmuştur. Bu bağlamdan bakıldığında Eurovision Şarkı Yarışması sadece müzik parçalarının tanıtıldığı değil aynı zamanda şov ve performanslarla ülkelerin müzik karakterlerinin de sergilendiği bir alandır. Ülkelerin yeri geldiğinde kendi toplumlarındaki şiveleri, yöresel kıyafet ve enstrümanlarını kullanmaları veya evrensel müzik gruplarını kullanmaları bu kültürün bir parçasıdır. Ağırlıklı olarak yarışmada performanslar aralarında gösterilen postcard içeriklerini yarışmanın ev sahibi ülkenin tarihi, turistik ve doğal güzelliklerini tanıtmak için kullanılması da bir tür turizm faaliyetine dönüşmüştür.
Toplumda genel olarak ülkelerin birbirlerine oy verme ritüeli olarak tanımlanan siyasi bir meydan olarak görülen Eurovision’da mevcuttur. Farklı bir açıdan bakıldığında çok da yanlış bir açıklama değildir aslında. Özellikle bazı ülkelerin komşuluk ilişkileri veya aynı dili konuşuyor olmaları, karşılıklı husumetler ülkelerin oy verme davranışını etkilemektedir. Türkiye-Azerbaycan, Belarus-Rusya ve Yunanistan-Güney Kıbrıs arasındaki 12 puan paslaşmaları buna örnektir. Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki gerilim nedeniyle birbirlerine asla oy vermemeleri Türkiye ve Yunanistan arasında ise düşük puanlaşmalar yine yarışmanın siyasi atmosferidir. 2022 yılında Rusya’nın başlattığı Ukrayna işgali sonrası Rusya’nın yarışmadan atılması ve ülkelerin Ukrayna temsilcisine 12 puanlarını vermesi de Eurovision’un puanlama açısından nasıl bir politik atmosfere bürünebildiğini gösterdi bize. 2008’de Rusya’nın Gürcistan’a yönelik başlattığı askeri hareket sonrası Gürcistan’ın 2009 yılındaki şarkısındaki siyasi mesajdan dolayı kabul edilmeme, Filistin, KKTC ve Dağlık Karabağ gibi ülke bayraklarının yasaklı olması da Eurovision’un diğer başka siyasi uygulamalarıdır.
Politik çerçevenin dışında tutulduğunda Eurovision Avrupa’nın en çok seyredilen ve en popüler olan TV programı. Hayranlarının kendi içlerinde oluşturduğu hayran kulüpleri dahi mevcut. Kültürel diplomasinin kullanılarak Eurovision oylarının kimlere gittiği üzerinden geleneksel diplomasiyi izlemek farklı bir eğlence anlayışı olmuş durumda. Bu eğlenceye gelecek yıl İsveç’te düzenlenecek 68. Eurovision Şarkı Yarışmasını izleyerek davet ediyorum herkesi.

Yorum bırakın