HENRY KISSINGER ANISINA: KISSINGER VE TÜRKİYE

Bir döneme damgasını vuran Uluslararası İlişkilerin, siyasetin ve diplomasinin duayeni Henry Kissinger’ı 29 Kasım 2023 tarihinde kaybettik. 100 yaşında hayata gözlerini yuman Kissinger Dünya diplomasi tarihinde bıraktıkları ile hatırlarda kalacaktır. Kissinger’ı bu kadar özel yapan şey ise Soğuk Savaş dönemi ABD dış politikasının en çok öne çıkan isimlerinden biri olmasıdır. ANDASAM olarak camiamızın önemli isimlerinden olan Kissinger’ı rahmetle anıyoruz.

27 Mayıs 1923 yılında Almanya’nın Fürth kentinde doğan Kissinger aslen Yahudi asıllıdır. 1938 yılında Almanya’da artan Nazisim sebebiyle ailesiyle ABD’ye göç etmiş ve 1943 yılında da ABD vatandaşlığı almıştır. 1943-46 yılları arasında ABD Ordusunda görev yapan Kissinger 1950 yılında Harvard Üniversitesinden siyaset bilimi diploması ile mezun olmuştur. 1951 ve 1954 yıllarında yüksek lisans ve doktora derecelerini alan Kissinger 1954-1969 yılları arasında öğretim görevliliği yaptı. 1969-1975 yılları arasında ABD Başkanının Ulusal Güvenlik Danışmanlığı görevini üstlenirken 1973-1977 yılları arasında da ABD Dışişleri Bakanlığı görevini yürütmüştür. 1973 yılında Nobel Barış Ödülüne layık görülen Kissinger 1 asırlık yaşamına çok sayıda eser ve ödül sığdırmıştır.

Kissinger’ı bu kadar ön plana çıkaran şey ise bürokrat olarak görev yaptığı dönemin dinamikleridir. 1970’li yıllar nükleer silahların kullanımı üzerine karşı karşıya gelmiş iki kutuplu Dünya’da bir yumuşuma dönemi olarak değerlendirilir. Aynı zamanda ABD’nin Vietnam’da yürüttüğü savaşın ABD’ye ağır faturalar getirdiği bir dönemdir. 1969-1975 yılları arasında Richard Nixon ve Gerald Ford’un Ulusal Güvenlik Danışmanlığını yapan Kissinger yine aynı iki ABD Başkanının Dışişleri Bakanlığını da yapmıştır. Yumuşama döneminde ABD’nin ezeli düşmanı Sovyetler Birliği ile diyaloğu geliştirirken ABD ve Çin arasında ilk resmi görüşmelerin başlamasını sağlayan diplomattır. Görev yaptığı yıllar içerisinde Vietnam’da nihai sonuca ulaşamayan ABD’nin askeri harekata son vermesi konusunda yürüttüğü diplomasi ile de ön plana çıkmıştır.

ABD’nin Kara Kutusu

Kissinger küresel siyaset ve uluslararası ilişkiler tarihinin şekillendiği kritik bir dönemde diplomat olarak görev yapmıştır. Nükleer silaj tehditlerinin yavaş yavaş son bulmaya başladığı, iki kutuplu dünyada taraflar arasında yumuşamanın başlanması ve ABD’nin Doğu bloğu ile tanışma ve ilişkilerini geliştirme niyetine girdiği bir dönem siyasi tarihin en yoğun ve incelemesi gereken dönemidir. Bununla birlikte Kissinger’ın ilgilenmesi gereken bir başka konu da Batı bloğu ve NATO içerisindeki bir problemdir: Kıbrıs Sorunu. 1974 yılında iki Batı bloğu ve NATO üyesi ülke olan Türkiye ve Yunanistan arasında gelişen savaş Soğuk Savaşta mücadele eden ABD’yi de zora sokmuş, kendi müttefikleri arasındaki bir gerginliğin Doğu bloğu tarafından istismarı tehlikesine yol açmıştır. Bu nedenle Kissinger’ın görev yılları gelişen küresel olayları onu diplomasi literatürünün en önemli tanıklarından biri yapmaktadır.

Kissinger ve Türkiye

1964 yılından beri Kıbrıs’taki Türk tezlerinden dolayı Türkiye’nin adaya askeri müdahale planı 1974 yılı itibariyle gerçekleşmiştir. Dönemin Başbakanı olan Bülent Ecevit’in “Adaya savaş için değil, barış için gidiyoruz.” sözü damga vurmuştur. Adaya yapılacak askerî harekât öncesinde neredeyse her gün Kissinger ile görüşen Ecevit durumdan ABD’yi de bilgilendirmiştir. Yunanistan tarafından ise günümüzde halen eleştirilmektedir. Adadaki Rum tezlerine fazla kulak asmadığı ve Kıbrıs’ı Doğu Akdeniz’de sadece stratejik bir karakol olarak gördüğü için Kissinger Yunan toplumunun ve medyasının hedefi olmuştur. Kıbrıs’taki garantör ülkelerden bir diğeri olan İngiltere için ise ABD’nin NATO ve Batı bloğu içerisinde yaşanan bu iç çatışmaya fazla sessiz kalması tepki toplamıştır.

Aslında bu durum içerisinde Kissinger’ın ajandasının yoğunluğu Kıbrıs Sorunu sürecinde pasif kalmasına neden olmuştur. ABD tarihinin en büyük skandallarından bir olan Water Gate Skandalıyla baş eden ABD ne yazık ki müttefik ülkelerinin aralarındaki çatışmada yapıcı rol oynayamamıştır.

Silah Ambargosu

Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası Türkiye’ye uygulanması planlanan silah ambargosuna Kissinger karşı çıkmıştır. Türkiye’ye uygulanacak olası bir ambargo durumunda Türkiye’nin ABD üslerini kapatması NATO’nun güneydoğudaki karakolunun etkinsiz hale getirilmesi anlamına gelecekti. Başkan Ford’a yapmış olduğu uyarıya karşın Rum lobisinin ABD Kongresindeki baskınlığı nedeniyle Türkiye’ye silah ambargosu uygulanmıştır. 1978 yılına kadar devam eden silah ambargosu 1976’da dönemin Cumhurbaşkanı Demirel’in girişimi ile Savunma ve Ekonomik İş Birliği Anlaşmasının imzalanması ile aşılmaya çalışılmıştır. Fakat Kongrenin onayına takılan anlaşma nedeniyle ambargo devam etmiş ve ancak 1978 yılında üslerin tekrar kullanılabilmesi ile kaldırılmıştır. 12 Eylül 1980 tarihinde gerçekleşen askeri darbe sonucu Kenan Evren anlaşmayı onaylamıştır. Ambargo devam ederken Ankara’yı ziyaret eden Kissinger üslerin kapanmaması için diplomatik süreci yönetirken ambargonun bunun karşılığında kaldırılabileceğini savunmuştur. Fakat dönemin TBMM üyelerince bu öneri geçmemiştir.

Bir asırlık yaşamına deneyimleri ve bilgisiyle eşsiz anılar sığdıran Henry Kissinger’ı rahmetle anıyoruz. Kendisinin Uluslararası İlişkiler ve Diplomasi alanında bıraktığı eserleri ve görüşlerini anlamak, okumak, yorumlamak ve geliştirmek adına çalışıyoruz.

Yorum bırakın