BAŞKENTİN SESSİZ TANIKLARI: ANKARA YAHUDİLERİ

Türkiye’de yaşayan Yahudi vatandaşların çok büyük bir bölümü İstanbul, İzmir, Adana, Mersin ve Hatay illerinde bulunmaktadır. Fakat yakın bir tarihe kadar Anadolu’nun ortasında bir diyarda da Yahudi kökenli vatandaşlarımız bulunmaktaydı. Başkent Ankara. Bu makale Ankara’nın Altındağ ilçesinde bulunan geçmişteki adı Sakalar şimdiki ismi ise Hacı Bayram Mahallesi olan, günümüzde yarısı harabe durumdaki yıkılmaya göz tutmuş fakat hala hayatın devam ettiği tarihi Ankara Yahudi Mahallesindeki bir takım gözlem ve incelemeye dayanmaktadır. Bizzat mahalle sakinleri ile yapılan görüşmelerden elde edilmiş bilgilere dayanmaktadır.

1492 yılında İspanya’da Kastilya Kraliçesi I. Isabel ve Aragon Kralı II. Ferdinand’ın evliliği sonucu ülkede Elhamra Kararnamesi imzalanmış ve İspanya’da yaşayan Yahudilerin ya Hıristiyanlığa geçmeleri istenmiş ya da ülkeyi terk etmeleri. Bunun sonucu binlerce Yahudi İspanya topraklarından göç ederek soluğu kendilerine açık kapı tutan Osmanlı İmparatorluğunun topraklarında almışlardır. “Seferad” olarak adlandırılan bu Yahudiler Osmanlı tebaasında gayrimüslimler olarak yer almış ve belli başlı ticaret şehirlerine gönderilmişlerdir. Başta İstanbul, İzmir, İskenderun, Adana, Mersin, Selanik ve Rodos Yahudilerin yeni memleketleri olmuştur. Fakat bir kısmı da iç Anadolu coğrafyasına dağıtılmıştır. Bunlardan en büyük cemaate sahip olan yerleşim yeri ise Ankara olmuştur.

Osmanlı’dan da Öncesi Roma Yahudileri

Her ne kadar ünlü Osmanlı Seyyahı Evliya Çelebi 17. Yüzyıldaki Ankara izlenimlerinde Yahudilere ait 12 mahallenin varlığını belirtse de Yahudilerin bu kentteki varlıkları daha eskiye dayanmaktadır. Roma İmparatorluğu döneminde günümüzdeki Ankara Ulus Meydanının Çankırı Caddesi girişinde yer alan surdan başlayarak 5 mahallede Yahudi yerleşiminden bahsedilmektedir. Roma toplumu içerisinde baskılanmış olana Yahudi toplumu imparatorluk topraklarında dağınık tutulmaya çalışılmıştır. Anlaşılan Yahudilerin Ankara’da ilk yerleşimi değildi bu.

12 Yahudi Mahallesi ve Anafartalar Mahallesi

17-18-19. Yüzyıllar Ankara’sında her ne kadar bir liman kenti olmasa da metropol bir toplum yapısı görülmektedir. Müslüman tebaa yanında gayrimüslim olan başta Ermeni, Rum ve Yahudi toplumlarının birlikte yaşadığı bir yelpaze ortaya çıkmaktadır. Evliya Çelebi’nin 17. Yüzyıl Ankara Seyahatnamesinde yazdıklarına göre “Kentin Yahudi’si çoktur” ibaresi şaşırtıcıdır.

Çelebi’nin seyahatnamesine göre 17. Yüzyılda Ankara’da 12 mahalle Yahudilere aittir. Ahşap ve cumbalı evler olarak inşa edilmiş bu mahallelere ait günümüzde sadece bir tanesi ayakta kalmıştır. Dönem itibariyle ikinci sur arkasında konuşlu olan bu mahalleler 1911 yılında yaşana Büyük Ankara Yangını zamanında tamamen küle çevriliyor. Günlerce söndürülemeyen Büyük Ankara Yangını Ankara’da yerleşik olan Rum, Ermeni ve Yahudi toplumların göç etmesine neden olmuştur.

Ankara Sinagogu ve Yasef Russo

Ankara’da günümüzde iki tane Yahudi ibadet yerleşimi yani sinagog bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi İsrail Büyükelçiliği Konutu içerisindedir. Diğeri ise günümüzdeki ismi Hacı Bayram Mahallesi olan eski Ankara Yahudi Mahallesi içerisindedir. Tam olarak ne zaman inşa edildiği bilinmeyen Ankara Sinagogu tek katlı bir yapı olarak Ankara’da günümüzde var olan tek Yahudi ibadet yeridir. Bir süre öncesine kadar ibadete açık olan sinagog 2020 pandemi sürecinde İsrail’den ilgili din adamı ataması yapılamaması, pandemi sürecinde toplu ibadet yasağı ve Ankara genelinde Yahudi cemaatindeki azalış nedeniyle kullanıma kapatıldı. Günümüzde belli günler içerisinde elçilik görevlileri nezdinde açılan sinagog kullanıma kapalı durmakta. Sinagog etrafında, aslında tüm mahallede eski Yahudi mimarisine ait izler görmek mümkün. T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının almış olduğu bir karar neticesinde Ankara’nın eski Yahudi Mahallesi restorasyon ve iyileştirme çalışmaları sürecinde alınmıştır. Fakat mülkiyet ve tapu hakları açısından sadece bir adet Yahudi evi restore edilebilmiştir. Araf evi bakanlık onayı ile restore edilebilmişken bitişiğinde harabe durumda bulunan Hayim Alburek Evi ise ne yazık ki tapu kayıtlarına dair bir varis bulunamadığı için kaderine terk edilmiştir.

Fakat daha acı verici bir kaderine terk edilme ise Yasef Russo’ya ait evdir. Yanından geçerken bile temkinle geçtiğiniz ev bir zamanlar Mustafa Kemal ATATÜRK’ün ikamet adresi olmuştur. Atatürk’ün Ankara’ya ilk geldiği zaman günümüzde Ulus Meydanında bulunan Taşhan Otelinde kalması planlanmaktaydı. Fakat İstanbul Hükümeti’nin yakalama kararı nedeniyle bu sakıncalı görülmüştür. Ankara Kızılcagün Meydanında Ata’yı karşılayan Ankaralılardan biri olan aslen İspanya kökenli Seferad Yahudi’si Kuvva-yı Milliye yanlısı Yasef Russo Mustafa Kemali evinde ağırlamıştır. Günlerce evinde misafir ettiği Mustafa Kemal’e sadık olan Yasef Amca’nın evi bugün yıkılmaya göz tutmaktadır. 1948’de İsrail devletinin kurulmasının ardından önce Ankara’dan İstanbul’a sonra İsrail’e taşınan Yasef Amcaya dair günümüzde ne yazık ki hiçbir tapu, sicil veya mülkiyet kaydı bulunamamaktadır. Bir zamanlar Atatürk’ün kaldığı ev ise harabe olarak kalmaktadır.

Sonuç ve Yerel Halkla Yapılan Görüşmeler

Tarihi Şengül Hamamının yanındaki daracık yoldan ilerlerken içinizde biraz korku ve tedirginlik hâkim olabilir fakat ıssız ve küçük mahalle olması ve özellikle Ulus semtinde olması burayı güvensiz bir yer yapmamaktadır. Eski Yahudi Mahallesi ve Ankara Sinagogu ne yazık ki tarihi Hamamönü bölgesi gibi bir ihtişama kazanamayacak. Bir zamanlar 12 mahallede yaşayan Yahudiler günümüzde birçoğu İsrail Büyükelçiliği personeli olmak üzere 34 kişi kalmışlardır. Dolayısıyla mali yetersizlikten dolayı elçilik binasını Ankara Koç Kulelerinde bir ofise taşıyan İsrail elçiliği Ankara Sinagoguna ne yazık ki yeterli düzeyde sahip çıkamamıştır.

ANDASAM olarak mahalle halkıyla yapmış olduğumuz röportaj sonucunda mahallede restore edilen tek yapı olan Araf Evine dair öğrendiğimiz çok şey var. Sahibinin çok zengin biri olduğu, şu an Kuşadası’nda yaşadığı, yılın belirli zamanlarında Ankara’ya geldiği, evini kimseye asla kiraya vermediği evine milyonlarca liralık teklifler geldiği ancak buna rağmen reddettiği. Kaderine terk edilmiş bir mirasa günün birinde politik nefislerinden uzak bir otoritenin sahip çıkması dileğiyle.

Yorum bırakın