
Dünya’nın en soğuk iki bölgesinden biri Olan Kuzey Atlantik Bölgesi Arktik sahip olduğu buzulları, dönemsel olarak eriyen su yolları ve eşsiz manzaraları ile harika bir coğrafya sunuyor. 27 milyon kilometre karelik bölgenin sadece 3’te 1’ini karalar kaplamakta. Geri kalan kısmının ise bir bölümü yılın tüm zamanı asla erimeyen buzullarla kaplı. Sıcaklığın yaz aylarında 16 dereceye kadar çıkabildiği bazı noktaları olsa da genelinde uzun süren ve -40 derece ve altını gören bir iklim hâkim. Hal böyle olunca bitki ve hayvan çeşitliliği ve insan yerleşimi de oldukça az ve kısıtlı. Bölgenin ortalama nüfusunun 4 milyon civarında olduğu belirtiliyor. İnsan yaşam alanı bu kadar az olduğundan denizlerinde bulunan kirlilik oranı çok düşük ve plankton miktarı ise çok yüksek. Bu çerçeveden bakında Dünya’nın en sakin yeriymiş gibi gelebilir gözünüze. Ancak bilinenin aksine aslında Dünya’nın en sorunlu bölgelerinden biri. Peki Arktik Bölgesini bu kadar sorunlu yapan şey ne beraber inceleyelim.
Günümüzde Kutup Dairesinin içerisinde 8 ülke kalmakta. Bunlar Rusya, Kanada, ABD, İsveç, Norveç, Finlandiya, İzlanda ve Danimarka (Grönland). Arktik Okyanusuna ise İsveç ve Finlandiya hariç 6 ülkenin kıyı sınırı var. En büyük payı Rusya alırken ikinci büyük payı Grönland Adasından dolayı Danimarka almakta. Bölgedeki kalıcı buz dağı da Danimarka sınırlarında kalıyor. Bölgeyi doğasının yanında güzel yapan bir başka unsur ise yer altındaki zenginlikleri. Dünya petrol rafinerinin hala keşfedilmemiş %24’lük payının bu bölgede olduğu biliniyor. Nikel, kobalt, demir ve az bir miktar da doğalgaz Kuzey Kutup Dairesi içerisinde yer alıyor. Tabi bu durum da 8 ülke arasında hak iddiaları ve uluslararası arenada başka bir söylemle “Gerçek Soğuk Savaşı” gösteriyor.

Yasal Anlaşmazlıkların Sayısı Dokuzu Geçti
Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Anlaşmasına göre Özel Ekonomik Bölge ilan edilmiş Arktik Bölgesinin Arktik Konseyi isimli 8 üyeli bir teşkilatı bulunmakta. Bu teşkilata dahil 12 gözlemci statüde de ülke bulunmakta. 2013 yılından itibaren buzullardaki erimeler gözle görülür derecede artışa geçince bölgede egemenlik ve hak iddiaları konsey üyeleri arasında çekişme ve gerginliği arttırmış durumda. Bununla birlikte Dünya’nın geri kalanı ise Arktik Bölgesinin insanlığın ortak değer mirası olduğunu ve birkaç ülke arasında paylaşılmaması gerektiğini düşünüyor.
1814’ten beri Danimarka’nın toprağı olan Grönland’ın 2009’da özerklik statüsü kazanması ve 2021’de yeni anayasasını hazırlanması bağımsızlık iddialarını da yanında getirdi. Grönland’ın olası bir bağımsızlığı buzulların erimesi halinde Dünya’nın maden ve petrol açısından en zengin ülkelerinden biri olacağını göstermekte. Belki günün birinde kişi başına düşen milli geliri ve refah düzeyi eski sahibi Danimarka’yı bile geçecek.
Petrol, doğalgaz ve yer altı madenlerinin zenginliği ve bunlar üzerinden hak iddiaları konsey ülkeleri arasındaki gerginliği arttırırken askeri anlamda da bölgedeki gerilimi arttırmakta. 2015’te 155 bin askerin, binlerce savaş uçağı ve tankın katılımıyla Rus Ordusu Arktik’te bir tatbikat düzenlendi. Soğuk Savaş döneminde dahil bu kadar geniş bir tatbikat düzenlenmemişti. Bununla birlikte Norveç Dış Politikasında Arktik Bölgesindeki hak iddialarını ana konu haline getirmiş durumda. Norveç Hava Kuvvetlerine ait jetler sıklıkla hava sahanlığına tacizde bulunan Rus Jetlerine karşı uçuş gerçekleştiriyor.
Trump’ın Grönland Sevdası
ABD Sahil Güvenliğinde görev yapan Yüzbaşı Melissa Bert Washington’daki Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde yaptığı bir konuşmada “Rusların Arktik Bölgesinde şehirleri var. ABD’nin ise sadece köyleri.” açıklaması ABD’nin bölgedeki gerilime ne kadar duyarsız kaldığını göstermekte. Alaska’nın kuzeyi haricinde ABD’nin bölgede hak iddia edebileceği başka bir bağlantısı bulunmamakta. Bununla birlikte eriyen buzullardan kaynaklı deniz seviyesinde yaşanabilecek olası bir yükselmeye karşı ABD Alaska’daki bazı yerleşim birimlerini boşaltma kararı aldı.
2019 yılında ABD’nin Eski Başkanı Donald Trump Grönland adasının satın alınabileceğini açıklamıştır. Bir tür emlak anlaşması olarak değerlendirilebileceğini ve Grönland’ın çok zengin maden yataklarının olduğunu açıkladı. ABD’nin Grönland’ı satın alma fikri çok da yeni değildir, eski başkanlardan Harry Truman da benzer bir açıklama yapmıştır. Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ise Grönland’ın satılık olmadığını ifade etti. Grönland’ın Danimarkalı da olmadığını Grönland’ın Grönlandlı olduğunu vurguladı. 1951 yılında ABD ile Danimarka arasında yapılan anlaşma neticesinde Grönland’da bulunan Danimarka’ya ait bir hava üssü ABD’ye devredilmiştir. ABD ve Danimarka NATO kapsamında müttefik iki ülkedir. Fakat Grönland’ın olası bir bağımsızlığı kendisini savunma diplomasisinde nerede konuşlandıracağını şimdiden tahmin edemeyiz.
Arktik Bölgesiyle ilgili bildiğimiz ve öngörebildiğimiz tek şey sıcaklıkların yükseldiği ve buzulların eridiğidir. Küresel ısınma ve iklim değişikliğine insanın yaptığı katkı kadar bölgedeki sıcaklığı arttıran bir diğer neden ise konseyin arasındaki yükselen tansiyon.


Yorum bırakın