AVRUPA’DAKİ ÇİFTÇİ PROTESTOLARININ ÇOK YÖNLÜ ANALİZİ

Avrupa Birliği’nin başı son günlerde çiftçilerle dertte. Kıtanın birçok yerinde tarım çalışanları ve çiftçiler protestolar düzenliyorlar. Traktörleri ile şehirlerde gösteri yapan çiftçiler yeri geldiğinde şehirler arası otoyolları kapatarak eylemlerini duyurmaya çalışıyorlar. Fransa’da başlayarak domino etkisi yaratan Yunanistan’dan Polonya’ya, Hollanda’dan Macaristan’a kadar yayılan protestoların arkasında incelenmesi gereken çok yönlü faktörler mevcut. İşte AB’nin tarımla imtihanı.

Günümüzdeki devlet, yönetim, demokrasi gibi kavramların ortaya çıkışı şüphesiz ki yerleşik hayata geçen insanın avcı-toplayıcılıktan tarım toplumuna dönüşmesi ile oluşmuştur. Şimdi ise Dünya’nın kültürel ve ekonomik gelişmişliği en yüksek kıtasının kendi tarım topluluğu ile başı belada. Fransa’da başlayan çiftçilerin protestoları bir domino taşı etkisi yaratarak bütün kıtaya yayılmış durumda. Traktörleri ile Avrupa şehirlerinde gösteri yapan çiftçiler ve tarım çalışanları yeri geldiğinde yol kapatama ve hatta şehrin sokaklarına gübre ve saman dökme gibi eylemlerde de bulunuyorlar. Protestolarının amaçları oldukça net. Tarım sektöründe yaşanan ekonomik ve mali problemler.

Rusya-Ukrayna savaşının getirdiği enerji fiyatlarındaki artış çiftçilere mazot ve nakliye fiyatlarının yükselmesi olarak yansımakta. Bununla birlikte Arjantin, Brezilya, Paraguay ve Uruguay tarafından oluşturulan ekonomik ve siyasi bir blok Güney Amerika Ortak Pazarının (MERCOSUR) AB ile imzaladığı ticaret anlaşmasının AB ülkelerine tarımsal ve hayvansal ürünlerin daha kolay ve ucuza getirtilmesi Avrupa çiftçisinin belini bükmüş durumda. Küresel iklim değişikliğine bağlı olarak azalan yağışlar, su kullanımının kısıtlanması ve sıcaklıklardaki değişimler çiftçileri etkileyen bir başka faktör. İklim değişikliğine karşı eylem planı olan AB çevreci politikalar uygulamak isterken tüm bu sorunlarla birlikte tarım sektörüne başka bir darbeyi de vurduğunun farkında değil herhalde. Tarımda kullanılan zirai ilaçlardaki pestisitlere yönelik getirilen kısıtlamalar. Birçok çiftçinin tarım arazilerinde kullandıkları gübre ve zirai ilaçlardaki kimyasalların yasaklanması ya da kısıtlama prosedürleri çiftçilerin verimlerinde büyük düşüşlere neden olmakta.

Farm Protest

AB’nin Tarım Eylem Planı

Fransa’dan Polonya’ya, Yunanistan’dan Macaristan’a kadar uzanan tarım protestolarının bir başka durağı da Başkent Brüksel. Brüksel’deki protestoların ardından acil toplantı alarak açıklama yapan AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen AB’nin çiftçilerin yanında olduğunu ve her zaman da yanında olacağını belirtti. Artan mazot ve nakliye fiyatlarının çiftçiler üzerinde bir yük oluşturduğunu vurgulana Leyen maliyetlerin düşürülmesi için ek fonlara başvurulacağını söyledi. AB Çevre Komisyonunun ortalama 400 milyon Euro’luk bir destek paketi ile çiftçileri desteklemesi beklenirken çiftçilerin üzerindeki bürokratik birtakım uygulamaların da gevşetilebileceği belirtildi. Bununla birlikte AB 2021-2027 eylem planı içerisinde vergi mükelleflerinden alınan vergi gelirinin üçte birini (386,7 €) tarım politikalarına ayırsa da bu rakam çiftçileri tatmin etmemekte. Tarım destek ödemelerini hektar başına göre yapan AB’nin bu fonlarının yaklaşık yüzde 80’i Avrupa’nın büyük tarım üreticisi şirketlerine ve ailelerine gitmekte.

İnsan Kaynağı Sorunu

Çiftçilerin tek sorunu artan maliyetler, iklim değişikliği ve pestisit kullanımının kısıtlanması değil. Sektörde çalışan iş gücünün de giderek düşmesi. 1946 yılında nüfusunun yüzde 46’sı tarımla uğraşan Fransa’da bu oran günümüzde sadece yüzde 2. Endüstrileşmenin artması, popüler hale gelen şehir hayatı ve hizmet sektörüne yapılan yatırımlar tarım sektörünü küçülttüğü gibi günümüzde de sektörü canlı tutmaya yönelik bir faaliyet olmadığı görülüyor. 2005-2020 yılları arasında Avrupa genelinde tarım sektöründe çalışan insan sayısı yüzde 40 azalmış durumda. Ortalama 5,3 milyon çiftçinin işsiz kaldığı düşünülmekte. Bu durum AB’nin en büyük iki tarım ülkesi olan Almanya ve Fransa’ya ağır darbe vurmakta. Bununla birlikte 2022 yılında başlayan Rusya-Ukrayna savaşından sonra Ukrayna’ya verilen destekler içerisinde tarım ve hayvancılık ürünlerinde gümrük vergisi kolaylığı çiftçilere daha da zarar vermeye devam edecek.

Modern Farm

Domino Taşı Etkisi

Domino taşı etkisi sadece protestoların ülkelere yayılmasında etkili değil. Tarım sektöründeki krizin başka sektörleri de vuracağı öngörülmekte. Hazır gıda ve market zincirlerinin bu krizden en çok etkileneceği düşünülse de tehlike başka bir yerde. Hayvancılık sektörü. Yem sıkıntısı hayvancılık sektörünü de etkilemeye başladığında AB’nin çareyi ithalatta arayacağı düşünülmekte. Özellikle Güney Amerika ülkelerinden kolayca ithal edilebilecek canlı hayvanlar Avrupa’da hayvancılık sektörünü de krize dahil etmeye başlayacaktır. Dahası yükselen fiyatlar ve maliyetler protestoların sadece çiftçiler arasında değil halkın özellikle dar ve orta gelirli kesimlerinde de görülebileceğini düşündürmekte. Bu gidişatla Paris sokaklarında sadece traktör ile eylem yapan çiftçileri görmeyeceğiz.

Sanayi Devrimi, endüstrileşme, dijital devrim ve sanayi 4.0. 18. Yüzyıldan bu yana yaşanan bu gelişim ve değişimin faydalarını saymakla bitmez. Ama şunu da unutmamak lazım. Beslenemeyen bir toplumun yarattığı sanayi ve endüstriden ne hayır gelir. İnsanlığın ilk uğraşlarından biri olan tarım bir ülkenin toplumunun karnını doyurabilmeyi zorunlu hale getirmiştir. Farklı yönleri olsa da benzeri bir durum Sovyetler Birliğinde de yaşanmıştı. Sovyetler Birliği çağının ötesinde savaş makineleri, uçaklar, uzay araçları üretebiliyordu. Fakat vatandaşlarının önüne bir soğan koymakta güçlük çekiyordu.

Agriculture in Europe

Yorum bırakın