Türkiye ve Arnavutluk, iki dost ve müttefik ülke bu sene diplomatik ilişkilerinin başlangıcının 100’üncü yaşını kutluyor. Her ne kadar Türk ve Arnavut halklarının ilişkileri 100 yıldan da aşkın bir tarihe dayansa da bağımsız iki devlet olarak bir asırdır ilişkiler içerisindeler. İşte 100 senelik Türk ve Arnavut diplomasisinin ayrıntıları.
İlk kez diplomatik ilişkilerini 15 Aralık 1922 tarihinde tesis eden Arnavutluk ve Türkiye Ebedi Dostluk ve İş Birliği Anlaşması ile ilişkilerine başlamıştır. 1925 yılında yürürlüğe giren anlaşmayı 1926 yılında karşılıklı büyükelçiliklerin açılması süreci takip etmiştir. Günümüzde Türkiye Tiran’da bir büyükelçiliğe sahipken Arnavutluk da Ankara’da bir büyükelçilik, İstanbul’da da bir başkonsolosluğa sahiptir. Her ne kadar 100 yıldır diplomatik ilişkiler içerisinde olsalar da Türkler ve Arnavutlar 600 yıllık bir tarihsel geçmişe sahiplerdir.
Osmanlı Yılları
Arnavutlar antik dönemde İlirya bölgesi adı verilen günümüzde Adriyatik denizi ve güney Balkanlar coğrafyasında yaşayan bir halktır. Arnavutlarla Türklerin karşılaşması yaklaşık 14. Yüzyıla dayanmaktadır. Osmanlı Devleti’nin Balkanlarda yayılmacı politikalar izlemesi sonucu 1385 yılında Arnavutlarla yapılan savaşı Osmanlılar kazanmıştır. Savra Savaşı adı verilen bu savaş sonrası Arnavutlar Osmanlı egemenliğine girmişlerdir. Padişah Yıldırım Bayezid dönemindeki Fetret Devrinde Arnavutluk bölgesindeki Osmanlı egemenliği bir miktar zayıflasa da II. Murat döneminde egemenlik tekrar tesis edilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu fethettiği alanlarda yaşayan gayrimüslim halkın dini inancına karışmaz tam aksine inanç özgürlüğüne tahsis ederdi. Balkanlardaki halklar arasında iki halk Osmanlı egemenliği altında Müslümanlaşmıştır. Bunlardan bir tanesi Boşnaklar (Müslüman Sırplar) diğeri de Arnavutlardır. 17. Yüzyılda başlayan kitleler halinde İslam dinine katılma Boşnak ve Arnavutların Balkanlardan Anadolu coğrafyasına yayılmalarını da sağlamıştır. Günümüzde Türkiye’nin özellikle Trakya ve Marmara bölgesinde Arnavut kökenli vatandaşlarımız yaşamaktadır.
Tabi din faktörü Arnavutları Osmanlı egemenliğine bağlılık konusunda diğer Balkan uluslarından ayrı tutmuştur. Balkanlardaki uluslar arasında 1900’lü yıllarından başında milliyetçilik ve bağımsızlık fikirleri yaygınlaşmış ve Osmanlı sürekli olarak isyanlar ve toprak kayıpları ile Balkanlardan çekilmiştir. Arnavutluk ise Osmanlı’dan Balkanlardaki halklar içerisinde en son ayrılan ülkedir. Osmanlı’dan ayrılması 1913’ü bulmuştur.
Cumhuriyetten Krallığa, İşgalden Sosyalist Cumhuriyete
Bağımsızlığını kazanan Arnavutluk devletinin ise tarih sahnesindeki gelişimi çok farklı süreçler geçirmiştir. 1913 yılında bağımsız olan devlet 1925 yılında bir cumhuriyet rejimini benimsemiştir. 1928 yılında ise Ahmet Zogu’nun kendi Arnavut kralı ilan etmesi sonucu Arnavutluk monarşiye geçmiştir. 1939 yılına kadar krallık rejimi ile yönetilen Arnavutluk 2. Dünya Savaşı esnasında İtalyanlar tarafından işgal edilmiştir. Savaş sonrasında ise İtalya Faşizmine karşı Sovyet destekli Komünist lider Enver Hoca liderliğinde Arnavutluk Sosyalist Halk Cumhuriyeti kurulmuştur. 1990 yılında sosyalist rejimin yıkılması sonucu günümüzdeki demokratik Arnavutluk Cumhuriyeti kurulmuştur.
1939-1990 yılları arasındaki 51 yıllın sosyalist cumhuriyet yılları Arnavutluk tarihindeki en az bilgiye sahip olunan dönemdir. Sosyalist rejim içerisindeyken Dünya’nın en dışa kapalı ülkelerinden biri olan Arnavutluk Soğuk Savaşın sona ermesi ve Doğu Bloğu ülkelerindeki rejimlerin birer birer demokrasiye dönmesiyle birlikte diğer sosyalist devletler gibi Demir Perdeden yoksulluk ve sefalet içerisinde çıkmıştır. Fakat 51 yıllık komünizm çatısı altında Enver Hoca ülkenin günümüzdeki modern altyapısının temellerini atmıştır. Enver Hoca’nın ülkeye en büyük hizmetleri arasında ülkede ilk demiryolunun inşası, salgın hastalıkların bitirilerek aşılama uygulamalarının başlatılması, toprak ve arazilerin devletleştirilerek bağımsız tarıma öncelik verilmesi sayılabilir. Ayrıca okuryazarlık oranı yüzde beş dolaylarında olan halkın oranını yüzde doksanlara yükseltmesi de Arnavutluk halkının kültürel gelişimine fayda sağlamıştır. Enver Hoca’nın en çok bilinen uygulamalarından biri de dinin yasaklanması olmuştur. Ülke genelinde ateizmi yaygınlaştırma çabası çerçevesinde Arnavutluk’ta komünist dönemde camiler spor salonları, kiliseler ise müze ve sanat galerileri olarak kullanılmıştır. Kendisine muhalif kesimleri ise infaz ya da zorunlu çalışma kamplarına gönderen Hoca’ya karşı Arnavut muhalifler ABD ve Batı Almanya tarafından casus olarak kullanılmıştır.
90’lar Sonrası Arnavutluk ve Türkiye
1990 yılında sosyalist rejimin çökmesi ile demokratik rejime geçen Arnavutluk uluslararası arenada dışa açılmıştır. 1992 yılında ilişkilerini yeniden şekillendiren Arnavutluk ve Türkiye sosyalist cumhuriyet döneminde diplomatik olarak oldukça zayıf ilişkiler kurmuştur. Özellikle 2000’ler sonrasında Türkiye’nin Balkan ülkelerini eski Osmanlı mirası olarak sahiplenerek kültürel ve ekonomik yayılma alanı olarak benimsemesi üzerine diğer Balkan devletleri gibi Arnavutluk da Türkiye ile yakın ilişkiler kurmaya başlamıştır. Günümüzde Arnavutluk’ta 600’e yakın Türk firması faaliyet göstermektedir. Bunlar arasında başta Türk Hava Yolları olmak üzere Türk hazır giyim firmaları birçok mağazaya ve yatırıma sahiptir. Türk inşaat şirketlerinin ise birçok projesi bulunmaktadır. Bununla birlikte 2021 Ocak ayında imzalanan Stratejik Ortaklık Anlaşması ile iki ülke ilişkileri daha da yakınlaşmıştır. 2022 yılında Arnavutluk Türkiye’den Baykar yapısı SİHA alımı gerçekleştirmiştir. Ayrıca Türkiye eğitim amaçlı olarak Arnavutluk’ta askeri üsse sahiptir.
İki ülke arasındaki bu denli yakın ve dostluk çerçevesindeki ilişkilerin en önemli nedeni Türkiye’deki Arnavut kökenli yurttaşlarımızın kültürel olarak bir dostluk bağı kurmasıdır. Bununla birlikte iki ülkenin din eksenli bir bağ kurmasının da etkisi bulunmaktadır. Türkiye’nin bölgesel bir güç olarak askeri, ekonomik ve diplomatik gücü komünizmden çıkan devletler için bir açık kapı oluşturmuştur. Bazı çevreler tarafından Neo-Osmanlıcılık diye adlandırılan bu dış politika hamlesi Balkan devletlerinin işine yaramaktadır. Balkan devletleri kolayca yatırım, altyapı ve istihdama ulaşabilmektedir.


Yorum bırakın