ORTA ÇAĞ’DA HALLOWEEN

ORTA ÇAĞ’DA HALLOWEEN

Batı kültüründe genellikle Ekim ayının sonunda kutlanan Cadılar Bayramı olarak bilinen “Halloween” son yıllarda ülkemizde de popülerleşip çeşitli etkinliklere tema olmuştur. Cadılar, büyücülük, uçan süpürgeler, içi mumlu bal kabakları ve cadı kostümleri ile özdeşleşen Halloween bir bayram veya kültürel bir etkinlikten çok daha ötesinde bir tarihi süreç barındırır. Ama maalesef ki bu tarihi süreç Halloween kutlamaları kadar eğlence dolu olsa. Cadılar Bayramının karanlık ve utanç dolu tarihi sizlerle.

Büyü, büyücülük ve cadılık gibi kavramlar insan doğasının bir gereği olan inanç ve inanma isteği var olduğundan beri bulunmakta. İnsan aklının açıklayamadığı şeyleri mitleştirmesi ve doğa üstü olay ve varlıklara vurması büyüler ve büyücüleri ortaya çıkarmıştır. Pagan toplumlarda daha da fazla görülen bu durum Semavi dinlerin yayılması ile azalmaya geçmiş ve Semavi dinlerin emirleri gereğince yasaklanmıştır. Kutsal kitaplarda büyü, büyücük ve cadılık gibi faaliyetler günah kılınmış, yasaklanmış ve yapanların cezalandırılmaları emredilmiştir. Fakat buna rağmen büyü ve büyücülük faaliyetleri farklı kesimlerden insanların inandığı unsurlar olarak günümüze kadar gelmeyi başarmıştır. Cadılık kavramı ise ne yazık ki diğerleri kadar şanslı olamamıştır.

14.-18. Yüzyıllar arasında Avrupa’da başlayan Rönesans ve Reform hareketleri Avrupa ilerlemeciliğinde temel taşları olmuş ve Avrupa’nın bilgi ve kültür birikimine en büyük katkıları yapmıştır. Bu ilerlemeci aydınlanma ortamında kilise ve dogmatik din anlayışının aldığı zarar kadar cadılık ve büyücülük faaliyetleri de zarar almıştır. Bu yüzyıllar arasında Avrupa’da başlayan cadı avı özellikle başta Almanya, Hollanda, Fransa, İsviçre ve Polonya gibi ülke topraklarında yüzbinlerce insanın cadılıktan dolayı işkence görmesine ve/veya öldürülmesine neden olmuştur. Cadılık kavramı her ne kadar kadınları akla getirse de erkek olup da cadılık faaliyetinden dolayı öldürülen idam edilenler de olmuştur. Cadılık ve kadın algısının oluşmasında ise üç temel unsur yer almıştır. Birincisi Cennet Bahçelerinde yasak elmayı yiyenin Âdem değil de Havva olması ve insanlığın Cennet Bahçelerinden kovulmasının sebebi bir kadındır. Bu yüzden kadınlar kolayca etkilenebilerek şeytanla iş birliği yapabilmeye çok açıktır. İkincisi ise kadınların Orta Çağ Avrupa’sında aşçılık, hemşirelik, ebelik, şifalı otlar gibi iş ve meslek dalları ile uğraşıyor oluşu. Bu durum da kadınları iksir, büyü, karışım gibi alanlarda uzman kılmaktadır. Üçüncüsü ise erkeklerin kendi sorunlarını daha çok tartışma ve şiddet gibi yollarla çözüme kavuşturma isteği bulunurken kadınların büyü yapma ve intikam alma duygusuna yatkınlığıdır. Bir anlamda Kilise Engizisyonu kadınları her koldan kusurlu bulmuştur.

Orta Çağda cadılık ile suçlanan insanların çok büyük bir bölümü dinen yasaklı pagan inançlara sahip olma, insan katletme, çocuk kaçırma, öldürülen insanların kanlarını içme, büyü yapma, iksir hazırlama gibi suçlardan yargılanmıştır. Yargılanan insanlar giyotin, diri diri yakma veya farklı Orta Çağ işkence yöntemlerine tabi tutulmuştur. Cadıların hepsi aynı nitelendirilmemiştir. Beyaz cadılar ve siyah cadılar diye ikiye ayrılmışlardır. Beyaz cadılar insanlara iyilik yapma, fakirlikten kurtarma ve şifa dağıtma adına çalışırken siyah cadılar ise hastalık dağıtma, olağanüstü doğa olaylarına sebep verme ve iblislere tapma gibi faaliyetlerde bulunmuşlardır. Bir başka odak noktası ise Reform hareketleri ile başlayan Katolik-Protestan ayrışmasında cadılara ve büyücülüğe karşı ortak tavır takınılmasıdır. Protestanlık da cadılara ve büyücülere karşı gelerek aynı Katolik Kilisesi gibi Engizisyon kurallarını uygulamıştır.

Engizisyon kayıtlarını da dikkate alırsak Avrupa tarihinde yaklaşık 3 milyona yakın insan cadılık, büyücülük, büyü veya büyü yaptırma gibi suçlardan katledilmiştir. Bunların çok büyük bir kısmını kadınlar oluşturmaktadır. Cadılık mitinin gerçek olup olmadığını bilebilmemizin aslında bir imkânı yoktur. Engizisyonun kendi menfaatleri için bir uydurması mı yoksa gerçekten de bir takım pagan uygulamalar yapan bir kesimin varlığı mı bilemiyoruz. Ama günümüzde Halloween yani Cadılar Bayramını kültürel bir aktivite olarak yaşıyor olmamız katledilenlere karşı bir saygının ifadesi mi işte orası tartışılır. Nasıl oldu da karanlık bir dönem ve arkasında bıraktığı kurbanlar böyle bir eğlence kültürünün parçası oldu peki? Unutmadan şunu da belirtelim büyü ve büyücülük faaliyetleri Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yer alan “halkın dini inanç ve değerlerini istismar etme” maddesi gereğince suçtur. 2013 yılında ise Papua Yeni Gine’de iki kadın cadılık yapmakla suçlanmış, yargılanmış ve başları kesilerek idam edilmiştir.

Yorum bırakın