KÜLTÜREL BİR ÜRÜN OLARAK SABUN

Yazıya başlamadan önce şu anekdotu vermemiz gerekiyor: Bu makalenin yazarı 6 yıldan beri saç ve vücut temizliğinde şampuan ve duş jeli yerine klasik üretim doğal sabun kullanıyor.

Temizlik deyince akla gelen ilk şey şüphesiz ki su ve sabundur. Renk renk, çeşit çeşit birçok farklı hali olan sabun sadece bir temizlik malzemesi değildir. Aynı zamanda insanlığın bilinen tarihinden beri gelen bir kültür, bir uğraştır. Aynı zamanda antik çağlardan beri üretilmiş insanlığın doğaya en az zarar veren icatlarında da biridir. İşte bir kültür olarak sabun.

Sabun aslında yağ asitlerinin potasyum veya sodyum tuzlarıyla birleşerek oluşturduğu uzun zincirli bir bileşiktir. Bu bileşik hidrofil ve hidrofob yani suyu seven ve suyu sevmeyen iki kutba sahiptir ve su içinde çözündüğünde yüzey aktif bir kimyasala dönüşür. Böylelikle yağ, kir gibi tabakaların temizlenmesini sağlar. Sodyum tuzları ile elde edilen sabunlar katılaşırken potasyum tuzu ile elde edilen sabunlar daha yumuşak sıvı formda kalır. Halk arasında “Arap Sabunu” olarak bilinen ve ev temizliğinde kullanılan bu jöle kıvamındaki sabun potasyum tuzlarıyla üretilir. Günümüzde sıvı sabun olarak gördüğümüz sabun çeşidinin içerisinde ise sabunu sıvı formda tutmaya yarayan bazı ek kimyasallar bulunmaktadır.

Sabun ve sabunun kullanımı ve üretimi neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir. Mezopotamya, Antik Yunan, Antik Mısır ve Roma İmparatorluğu dönemlerinde sabunun temizlik için kullanıldığı ve üretilerek ticaretinin yapıldığı döneme ait yazılı kaynaklarda görülmektedir. Tahmini olarak ilk ortaya çıkışı Fenike kıyılarında olduğu düşünülen sabun kül suları ve atık hayvan yağlarının birleşimi ile elde ediliyordu. Don yağı olarak da bilinen bu yağların yanına zeytin ve defne gibi yağ açısından zengin bitkisel ürünlerin de eklenmesiyle sabun çeşitliliği artış göstermiştir. Sabun üretiminin en fazla olduğu havza Akdeniz coğrafyasıdır. Günümüzde bile Fransa, İtalya, Fas, Yunanistan, Türkiye ve Suriye gibi ülkelerde sabun ve sabunculuk geleneksel yöntemlerle yapılmaktadır.

Bir Güzellik İksiri: Zeytinyağı

Doğu Akdeniz coğrafyasının en belirgin bitki örtüsü zeytin ağaçlarıdır. Adriyatik’ten Ege’ye, İsrail kıyılarından Fas’a kadar uzanan bir deniz havzasında kolayca üretilebilen zeytin ağaçları ekonomik olarak da yüksek katma değer içermektedir. Meyvesi başlı başına bir gıda olurken sıkılarak yağının elde edilmesi, yağından sabun üretimi ve posasının da gübre ve yakacak olarak kullanılması zeytin ağaçlarını eşsiz kılmıştır.

Zeytinyağı antik çağlardan beri gıda olarak tüketilmesinin yanında bir kozmetik ürün olarak da kullanılmaktadır. Antik Yunan şehirlerinde zengin ve soylu kadınların saçlarına zeytinyağı sürdüğünden bahsedilir. Aynı zamanda zeytinyağından sabun imalatı tarihteki en eski uğraşlardan biri en yaygın sabun üretim metodudur. Ege Adalarında, Kıbrıs’ta, Türkiye’nin Kuzey Ege bölgesinden Çukurova’ya oradan da Halep’e kadar uzanan coğrafyada zeytinyağı sabunu üretimi çok uzun asırlardır devam etmektedir. Osmanlı arşivlerinde sabunculuğun bir zanaat olduğu ve dönemin en iyi sabunlarının Girit ve Rodos adalarında üretildiği yazmaktadır. Osmanlı Saraylarına ise sabunların Girit’ten geldiği belirtilmektedir.

Zeytinyağı içerisinde barındırdığı oleik ait ve yüksek E vitamini sayesinde insan sağlığı için oldukça faydalı bir besindir. Sabun yapımında kullanıldığında ise bu besin değerlerini kaybetmez. Zeytinyağından üretilen sabunlar cilt temizliği, hücrelerin yenilenmesi, kepek sorunuyla mücadele, cildin nemlendirilmesi ve sıkılaştırılması ve deri hasatlıklarıyla mücadele gibi faydalar barındırmaktadır.

Marsilya Sabunu

Fransa’nın Marsilya şehrine özgü bir sabun çeşidi olan Marsilya sabunu yaklaşık 600 yıldır üretilen bir sabun çeşididir. %72 zeytinyağı, %28 diğer bitkisel yağlar ve kül suyu kullanılarak yapılan sabunu özel kılan bir ham maddesi bulunmakta. Akdeniz suyu. Akdeniz suyu içerisinde bulunan tuz ve alkali mineraller Marsilya sabunu oldukça değerli hale getirmiştir. Daha çok küp şeklinde kesilerek ticaretinin yapıldığı sabunun bugün aynı ismiyle endüstriyel üretim yapan markası da mevcuttur.

Sabuna Olan İlgi

Özellikle 2. Dünya Savaşından sonra artan endüstrileşme birçok alanda olduğu gibi temizlik ve kozmetik sanayisine de yenilikler getirmiştir. Seri üretim, ucuz ham maddeler ve düşük maliyetli üretim temizlik ve kozmetik sektörlerinde yeni ürünlerin ortaya çıkmasına ve hızlı bir şekilde çeşitlenmesine neden olmuştur. Bu durumla birlikte sabunun yerini almaya başlayan şampuan, duş jeli, deterjan ve çeşitli amaçlarla kullanılan temizlik maddeleri sabunu popülerliğinin kaybolmasına neden olmuştur. Geleneksel yöntemlerle sabun üretimi ise günümüzde kaybolmaya yüz tutsa da yeniden bir canlanma sürecine girmesi yakındır. Sentetik kimyasal ürünlerin kozmetik ve temizlikte kullanılmasının bir yan ürünü olarak artan hastalıklar insanlarda eski ve sağlıklı ürünlere geri dönüşü başlatmıştır. Doğal, organik, vegan, çevreci ürünler bu bağlamda daha çok öne çıkarken klasik ürünlere olan ilgi de artmaktadır.

Bu bakımdan sabun üretim şekli ve içeriği ne olursa olsun günümüzdeki birçok sentetik kozmetik ve temizlik ürününden daha temiz ve sağlıklıdır. İçeriğindeki maddelerin doğal olması, insana zarar veren kimyasallar içermemesi, kolay yollarla üretilmesi ve bileşenlerinin doğada kolayca çözünebilmesinden dolayı hem sağlıklı, hem temiz hem de çevreci bir üründür. Ayrıca günümüz modern insan hayatında kullanılan temizlik ve kozmetik ürünlerinin yerine sabunun ikame edilmesi oldukça düşük maliyetli ve ekonomik.

Yorum bırakın