BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NIN ARKASINDAKİ İSTİHBARAT OPERASYONU: 1914 SARAYBOSNA SUİKASTI

Birinci Dünya Savaşı’nın çıkış sebebiyle ilgili en yaygın kabul gören olay Avusturya Arşidükü Franz Ferdinand’ın 1914 Haziran’ında Saraybosna ziyareti sırasında bir Sırp milliyetçisi suikastçı tarafından öldürülmesidir. Bu olayın üzerine Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Sırbistan’a savaş ilan etmiş, Almanların Avusturya’yı Rusların da Sırpları desteklemesi ve işin içine Fransa ve İngiltere’nin de girmesiyle 4 yıl sürecek bir dünya savaşı çıkmıştır. Peki Arşidük Franz Ferdinand’ın öldürülmesi tesadüfi bir olay mıydı? Yoksa planlanan bir savaş için bir kıvılcım mı gerekliydi?

1910’lu yılların başlarında Avrupa’da artan milliyetçilik akımlarından dolayı milli devletlerin yavaş yavaş ortaya çıkması, hızla endüstrileşme ve bu durumların komşu ülkeler arasında yarattığı rekabet ortamı hakimdi. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu da Balkanlardan Osmanlı’nın gönderilmesini fırsat bilerek Balkan coğrafyasında egemenlik haklarını genişletme yolundaydı. Bu hedeflerine ulaşabilmek için sıkça Almanlarla iş birliği yapıyor, Alman savaş endüstrisinin gelişmişliğine güveniyordu. 28 Haziran 1914 tarihinde Avusturya-Macaristan Arşidükü Franz Ferdinand ve hamile eşi Saraybosna şehrine bir ziyaret düzenlemiştir. Ziyareti sırasında makam araçlarından oluşan bir konvoy ile ilerlerken bir Sırp milliyetçisi olan Nedeljko Çabrinoviç konvoya bir el bombası ile saldırıda bulunmuştur. Saldırı anında Franz Ferdinand’ı taşıyan aracın şoförü hızlanarak arşidükün yaralanmamasını sağlamıştır. Başarısız suikast girişiminin ardından Çabrinoviç nehre atlamış fakat su seviyesinin sığ oluşu nedeniyle polis tarafından yakalanabilmiştir.

Suikast girişimi sonrası belediye binasına getirilen arşidük ve eşi el bombası sonucu yaralanan insanları Saraybosna Hastanesinde ziyarete karar verir. İkinci konvoy yola çıkar ve şehrin Latin Köprüsü diye bilinen köprüsünün kesişiminden sağa döner. O sırada şarküteride yemekten yeni çıkmış bir başka Sırp milliyetçisi olan Gavrilo Princip silahına davranarak arşidük ve eşini vurur. İlk kurşun arşidükten çıkıp eşini yaralarken ikinci kurşun ise direkt arşidüke isabet eder. Arşidük Franz Ferdinand ve hamile olan eşi Sophie olay yerinde hayatını kaybederken Princip çevredeki kalabalık tarafından etkisiz hale getirilir ve polis merkezine götürülür. İşte her şey şimdi başlamıştır.

İhmaller Zinciri

Suikast ile ilgili başlatılan polis soruşturmasında ihmallere dair izler bulunmaktadır. Güvenlik zafiyetleri ve arşidükün korumaları ve Saraybosna’nın yöneticileri arasındaki iletişimsizlik suikast için adeta zemin hazırlamıştır. Bu ihmallerden ilki Franz Ferdinand’ın Sırp nüfusunun oldukça fazla olduğu ve ziyareti sırasında tepki, saldırı veya suikast girişimi gibi eylemlere karşı güvenlik önlemlerindeki zafiyettir. Arşidükün tüm Saraybosna ziyareti süresince görev yapmış olan tüm kolluk kuvvetlerinin sayısı toplam 36’dır. Sadece 36 yerel kolluk kuvveti olan polis arşidüke eşlik ederken ordudan herhangi bir görevli getirilmemiştir. Polis soruşturması esnasında bu konuyla ilgili Saraybosna Valisi Oskar Potiorek ordunun bir tatbikatta olduğunu bu yüzden de askeri bir koruma timinin getirl(e)mediğini ifade etmiştir.

Bir diğer zafiyet ise Saraybosna yöneticileri, bürokratlar, emniyet ve Arşidük Ferdinand’ın ziyaretinde görev alan tüm personel arasındaki iletişim kopukluğudur. Arşidük ve eşinin hastane ziyaretinde bulunması kararı üzerine Genel Vali Potiorek konvoya şehrin Appel rıhtımı boyunca düz seyretmelerini emretmiştir. Fakat bu emir konvoydaki hiçbir şoföre iletilmemiştir. Sebebi ise genel valinin yardımcısının o an hastanede olmasıdır ve bu emri iletecek kimsenin bulunmamasıdır. Bu yüzden de Arşidükü taşıyan makam aracının şoförü Leopold Lojka önündeki aracı takip etmiş Latin Köprüsüne geldiğinde önündeki araç gibi sağa dönmüştür. Polis müdürlüğünden yeni rotanın şoförlerle konuşulması istenmiştir fakat el bombalı saldırının şoku içerisindeyken hiçbir emniyet görevlisi bunu yapmaya vakit bulamamıştır.

İstihbarat Operasyonu Bulguları

Her ne kadar ihmaller suikast için zemin hazırlasa da işin biraz da arka planıyla ilgili edinilen bulgular suikastın bir ihmal veya tesadüf değil önceden planlanmış bir istihbarat operasyonu olduğunu çıkarıyor. Bu bulguları sizlerle maddeler halinde paylaşmak istiyorum.

1.      Suikast Sırp milliyetçisi 20’li yaşlarında olan bir örgüt tarafından düzenlenmiştir. Örgütün suikast eylemi bir Boşnak Sırp olan Danilo Ilic tarafından yönetilmiştir. Örgütün diğer beş Sırp militanları ise Gavrilo Princip, Muhamed Mehmedbasic, Vaso Çubriloviç, Nedeliko Çabrinoviç, Trifko Grabez ve Cvjetko Popoviçtir. El bombası eylemini Çabrinoviç gerçekleştirmiştir ve ilk eylemde tetikçi olarak Mehmedbasic de elinde silahıyla hazırda beklemiştir. Örgütün Sırbistan’dan kaçak yollar ile tarlaları aşarak sınır köylerindeki köylülerin yardımıyla İmparatorluk topraklarına girdiği öğrenilmiştir.

2.      Örgüt üyelerinin sınırdan kaçak girişlerine neden yardım ettiklerine dahi hiçbir bilgiye ulaşılamamıştır. Polis soruşturmasında sınır köylülerinin yardım ettiği bilgisi edinildiği anda yardımda bulunan köylüleri ve çiftçileri sorgulamaya fırsatı bulunmamıştır. Olaya karıştığı iddia edilen herkes tutuklanıp sıkı yönetim kanunları gereğince sorgusuz idam edilmiştir. Böylelikle ifadelerinin soruşturma dosyasına girmesi engellenmiştir.

3.      Örgüte ait “Kara El” ismini kullandıkları ve Saraybosna’da bir gazete ofislerinin olduğu tespit edilmiştir. Ofise yapılan baskında gizlenmiş bir yerde Avusturya İmparatorluğuna ait bir miktar banknot para bulunmuştur. Polis soruşturması sonucu seri numaraları ile banknotların Viyana’daki Merkez bankasından bir askeri yetkili tarafından çekildiği sonucuna ulaşılmıştır.

4.      Eylemlerde kullanılan silahların Sırbistan’dan getirildiği doğrulanmıştır. Örgüt üyelerinin yanlarında getirdiği Saraybosna’da bir tedarikçiden ulaşmadığı tespit edilmiştir.

5.      Hastane ziyareti sırasında izlenen rotanın Saraybosna Hastanesine çok ters olduğu tespit edilmiştir. Yeni rotanın şoförlere bildirilmemesinin ise ihmal olduğu iddia edilmiştir. Fakat buna rağmen konvoyda görev yapan şoförlere ve ailelerine soruşturma kapsamında ulaşılamamıştır. Şehri ve ülkeyi terk ettikleri iddia edilerek şoförlerin ifadelerinin dosyaya girmesi engellenmiştir.

6.      Polis soruşturması ortalama 1 ay sürdürülmüş kesin dosya Avusturya arşivlerine girmiştir. Bu süre zarfında Avusturya-Macaristan İmparatorluğunda sıkı yönetim ilan edilmiştir. Aynı zamanda askeri yetkililer Almanlarla olası bir savaş senaryosu hakkında iş birliği ve görüş alışverişi süreci başlatmıştır. Yani bir başka değişle Avusturya savaşa girmeyi suikastın hemen arkasında düşünmüştür.

Sonuç

Suikast ile ilgili yürütülen polis soruşturmasındaki bulgular suikasta giden sürecin bir takım görünmez eller tarafından planlandığı ve gerçeklerin karartılmaya çalışıldığı yönündedir. Diğer bir taraftan Arşidük Franz Ferdinand’ın eşi Sophie ile yapmış olduğu yanlış evlilik onu hiçbir zaman İmparatorluk koltuğuna oturtamayacaktı. Arşidükün gözden çıkarılması için geçerli bir sebeptir aslında bu. Öte yandan 2014 yılında Arşidük Franz Ferdinand’ın yaşayan varisi Habsburg-Lothringen Avrupa’nın önde gelen gazetelerine vermiş olduğu bir demeçte: “Arşidük Franz Ferdinand öldürülmeseydi Avrupa’da 3 hafta sonra başka bir yerde savaş zaten çıkacaktı.” ifadesi de ayrı bir düşündürücüdür. Bulgular Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun derin devleti ve istihbaratının bu işin içinde olduğuna dair bir takım “acaba” sorularını akla getiriyor. Bu istihbarat operasyonu hedefine ulaşmış mıdır sorusuna evet cevabı verilebilir. İmparatorluk savaş ilan etmeyi ve Almanları arkasına almayı başarmıştır. Fakat sonucunda kıta Avrupa’sını da aşan 17 milyon insanın hayatını kaybettiği bir savaşa da sebebiyet vermiştir. Yarım kalan hesaplaşmaların 22 yıl sonra çıkaracağı daha ağır bir savaştan bahsetmek istemiyorum bile.

Yorum bırakın